Sızıntı Arşivi

Mayıs 1985 · s. 13 · 2 dakikalık okuma

Ölümsüz Şarkı

Faruk Öz · Edebiyat

"Garip geldik gideriz, rafa koy evi barkı

Tek dudaktan dudağa geçsin ölümsüz şarkı"

N. F.

Kudsiler ordusunun ilk altın halkasıyla başladı bu bezm. onunla başa taç oldu mukaddes çile. İlk insan ve ilk elçiyle... Hakk'ın azameti karşısında küçüklüğünü idrak etmenin nişanesi olan gözyaşlarının ilk damlaları O'nun sinesine döküldü. Hakkı'ın halkı yaratmasındaki gaye olan Kâinat Kitabı'nı okuma, anlama, anladığını tefekkür potasında şekillendirme ve bunlar karsışında aşk ve vecd içinde yerlere kapanma O'nunla mânâ kazandı.

Bir'le başladı tarih. Dilinde "Bir" Ve daha ilk günlerde bir avuç "Hakk'ın şahidi" olmaya azmetmiş gönül, dillerinde ölümsüz bir şarkı, "O"nu şakımaya başladı.

Hep böyle aktı, tarih. Hep dilden dile geçti aynı ölümsüz şarkı. Bazen bir avuç gönül erinin, bazan da bir düzine havarinin.

Bu nağmeyi terennüm edenler, yığınların karşısına dikilip "bu cadde çıkmaz sokak" dediler. Yıllarca inlediler.. Bakışları, ülfet perdesinin ötesine çekmek' istediler. Kimi zaman dinlendi, kimi zaman da dinlenmediler. Bu kudsiler hep Hak katının azizi oldular. Fakat, çoğu zaman da halk katının zelilleri olmakla tecrübe edildiler.

Hep gariptiler. İnsanların fıtrata yabancılaştığı, özünden uzaklaştığı bir devirde geliyor, aynı ölümsüz şarkıyı terennüm ediyor ve ten adına ne varsa rafa kaldırıyorlardı.

Tarih akıyor, altın halkalara yenileri ekleniyordu.

Tarih akıyor, altın halkalara tabi olanlar mukaddes çileyi bayraklaştırıyorlardı ...

Zaman aşılmazları aştı. İnsanlık ufkunda, güneş ikindiye yanaştı. Fakat etraf huzursuz. Ölümsüz şarkı silinmek üzere yeryüzünden. Sadece tek - tük gönlü "O" diye çarpanlar; " yaşayan ölür... olacak neyse olur..." diyenler.

... Kudsiler ordusunun son altın halkasıyla tamamlandı elçilik. Elçilik ki; "Hakk'tan halka köprü" olma vazifesi. Yeryüzünün halifesi insana, yaratılış gayesinin tebliğcisi. Kâinatın efendisi... Ve çevresinde nurdan bir hâle gibi sadakat abidesi, adalet temsilcisi, muhabbet fedaisi ve ilim hazinesi.

Zaman geçdi. O dem de sona erdi. Fakat Rahman'ın Rahmet'i gayrete geldi ve her asra bir aydınlatıcı gönderdi. Kökü mazide ve onun izinde bir aydınlatıcı. Yerin ot bitirmediği, bulutların "su vermem" dediği, kupkuru bir çölde ümit ve inançla beşlenen ulu çınarlar...

Faruz Öz