Sızıntı Arşivi

Ocak 2004 · 1 dakikalık okuma

Ölçü veya Yoldaki Işıklar

Sızıntı · ÖLÇÜ

Kur'an ziya olup varlığın çehresine yağacağı güne kadar, her yanıyla ayrı bir renk, desen ve ahenk meşheri olan şu koca kainat bir gulyabaniler ülkesi; her satırı, 'Mele-i A'la' nın farklı bir sırrına sadef sayılan bu varlık kitabı da, bir kısım evrak-ı perişandan ibaretti.

* * *

Gözlerin, gönüllerin Kur'an'la aydınlandığı günden itibaren, kainat ile alakalı nice bin seneden beri çözüm bekleyen bilmeceler, iç içe problemler, birer birer çözülür hale geldi ve insan-varlık-Yaratıcı münasebeti ayın on dördü gibi ortaya çıktı; derken bütün muammalar
mana urbaları giyerek hikmet yörüngelerine oturdular.

* * *

Sağlam bilgi ve sağlam düşüncenin başı Kur'an, doğru ifadenin, mantıki beyanın esası da yine Kur'an' dır. O'nun ilk muhatab-ı zişanı, bütün peygamberlerin efendisi, o Furkan-ı Zişan da bütün semavi, gayri semavi kitapların sultanıdır...

* * *

Kur'an, değişik dalga boyundaki ışık ve renklerini yeryüzüne salarken, kadirşinas ruhlar da gözlerini ondan hiç ayırmamış ve bütün gönülleri ile O'na yönelmişlerdir.. evet O, bir ağlayan gibi göklerden gönüllere boşalırken, hüşyar sineler de, bağırlarını O'na açıp, damlasını bile zayi etmemeye çalışmışlardır.

* * *

Kur'an soluklarının duyulduğu en kuytu yerler bile, İsrafil'den sur sesi almış gibi birden bire dirilir; O'nu kendi şivesiyle duyan gönüller Cebrail'den nağmeler duymuş gibi gerilir; gerilir, zira ''Bu Kitap, iman edenler için, onların Rabbileri tarafından basiretleri açan bir hidayet ve bürhandır. ''Evet O, insani melekeleri ölmemiş kimseler için tam bir rahmet ve hikmet kaynağıdır.

* * *

Doğrusu Kur'an, o çağda, Sahabe unvanıyla öyle bir nesil yetiştirmiştir ki, bu nesil meleklerle eş değerdedir dense, mübalağa edilmiş sayılmaz.

* * *