Eylül 2003 · 1 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
İnsanların müşterek kaderi, onlara ayrı kalma, ayrı yaşama fırsatını vermeyecek şekilde bir program ihtiva etmektedir.
* * *
Bizim her hareketimiz, şöyle veya böyle herkesi alakadar ettiği gibi, alemin en ücra bir köşesinde meydana gelen herhangi bir hadise de bizi alakadar etmektedir.
* * *
Tabiatında yararlı olma cevheri bulunan bir insan, karakterinin gereğini sergileyip gönlünün diliyle kendini ifade ettiği her yerde, granitler gibi en sert gönüllerde bile taht kurabilmiş ve herkesin 'vird-i zebanı' olagelmiştir.
* * *
Midesi aktif, beyni pasif, hisleri sürekli galeyanda ve kalbinin mevcudiyetinden habersiz cismani varlığın; gündelik dedikodu dışında, ruhlara inşirah verici ve onu geleceğe taşıyıcı kayda değer hiçbir yanı yoktur.
* * *
Bencil, hırslı, kindar, merhametsiz davranan ve varlığını sürdürme adına, yarasalar gibi hep harabeleri kollayan muhteris kimseler; daima ferdi dünyalarının dar mahbesinde kalmış ve müşterek yaşanan dünyanın enginliğini duyamamışlardır.
* * *
İman; kendi çerçevesiyle bir insanın gönlüne girince, o kimsenin, kainat ve Allah hakkındaki düşünceleri birdenbire değişir, derinleşir ve bütün mevcudatı adeta bir kitabın sayfaları gibi çevirip değerlendirebilecek bir genişliğe ulaşır.
* * *
İç içe sadmelerle sürekli sarsılan, sarsıldıkça her gün biraz daha su alan millet gemisini onarıp uzun seferlere hazırlayabilmek için her şeye rağmen inanç, azim ve ümidini koruyabilmiş yüksek mefkureli babayiğitlere ihtiyaç var.
* * *
Derecesi ne olursa olsun, hiçbir felsefe, imanın insanoğlu üzerinde olan müessiriyetine denk bir tesir ortaya koyamamıştır.
* * *