Temmuz 1990 · 1 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
***
Namus; iffet, vefa ve sadâkat hâsılı öyle mübarek bir hamurdur ki, harç olarak kullanıldığı binanın sarsılıp yıkılması hiç görülmemiş veya çok ender vâki olmuştur.
***
Namus, yiğidin en yüksek yanı ve en önemli sıfatıdır. Onun en alçak ve en sefil vaziyeti ise, namus mevzuundaki lâubaliliğidir...
***
Bir kadının en şerefli ve en değerli tarafı, iffet ve namus itibariyle lekesiz olmasıdır.
***
Kendi namusunu ve ailesinin iffetini koruma mevzuunda hassas olmayan insanların,
millî haysiyet ve millî şerefi koruyup-kollama hususunda da hassas olmayacakları bedîhidir.
***
Namus başka, şeref başkadır. Servet şerefe esas olabilir, ama namus bahş değildir. Fakirlik ise katiyyen onu ihlâl etmez.
***
Namus, bütün milletlerin, onun üzerine “and” İçecekleri kadar mukaddesdir ve
fazilet unsurları arasında en pahalı pırlantalardan biridir. Namus bilmeyenin şeref ve fazilet-perverliği de sahte ve yalandır.
***
Namus; eşsiz bir elmasdır ve en mûtenâ mahfazalar içinde korunmalıdır. Böyle korunmasıyla onun kıymeti bir kat daha artar.
***
Kendi ırz ve namusu gibi başkalarının ırz ve namuslarının muhafazası mevzuunda hassas olmayan kimselere hiçbir şey emanet edilemez ve hiçbir hususda onlara güvenilemez...
***
Yarasalar, ışığı arzu edip istemedikleri gibi, dinsizler dini, cahiller ilmi, ahlâksızlar ahlâkî prensipleri, namus bilmeyenler de namusu istemezler.
***