Sızıntı Arşivi

Şubat 1990 · 1 dakikalık okuma

Ölçü veya Yoldaki Işıklar

Sızıntı · ÖLÇÜ

Mâyesi hikmetle yoğrulmuş hekîm, hücresinin daracık duvarları içinde kâinatları seyreder ve öyle ulaşılmaz noktalara ulaşır ki, dünyaları gezen seyyahlar, onların yüzde birini dahi göremezler...


* * *

Feylozofa kâinatsinas diyorlar; hakikatşinas ve "ârif-i billah" olmayan hakikî feylozof olamaz.


* * *

Her söz, ferdin irfan ve kültür derecesine göre ruhundan fışkırır ortaya çıkar ki, bunu da ancak, ufku o seviyede olanlar anlar.

İnce sözleri, ince hakikatları anlamamak, veya âdî görmek, ruhun bilgisizlik ve kabalığından değil, onun irfansızlığındandır.


* * *

İlimler aklın ziyası, hikmet ise ruh semasında çakıp duran şimşeklerdir.


* * *

Milletler sık sık, hikmetsiz kuvvetin paletleri altında kalıp ezilmişlerdir.

Aslında, hikmetsiz kuvvet, kuvvetsiz hikmeti ezerken, gerçekten ezilip ağlayan biri vardır; o da hakikat...


* * *

Cevâhir kadrini sarraflar, ilim adamını âlimler, insanı da insanlığa yükselmiş olan kâmiller anlar.

Cevher, bakırcılar çarşısında garip, âlim câhiller arasında, insan hayvanî ruhlar içinde, hakim de muhakeme ve vicdanın kulakardı edildiği bir dünyada...


* * *

Maddeci felsefe ile hikmeti birbirine karıştırmak, ikisini de bilememenin ifadesidir.

Ne garibdir ki, simdi her yanda duyulan da sadece bunların gevezeliği..!