Temmuz 1989 · 1 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
Hakiki hayat, ruhanî ve cismânî hayatın, omuz-omuza ve atbaşı olduğu hayattır.
Böyle bir hayat aynı zamanda, burada hakiki insan hayatını sünbül verecek bir tohum; ötede de salkım salkım boy atıp gelişecek cennet hayatıdır.
* * *
Ruh, dimağ mekanizmasının üstünde bizzat idrak eden, duyan, isteyen-dileyen bir varlıktır.
Onun bedenle münasebeti ise, muvakkat bir komşuluk ve kader birliğinden ibarettir.
* * *
Tâ dünyaya geldiğimiz andan itibaren hakîki hayat, hayvânî hayatımızla sarılı olarak, inkişâf ettirilmek üzere bize emanet edilmiştir.
Ruh-beden münasebeti bozulacağı âna kadar da uhdemizde kalacaktır.
* * *
İnsan, hayvanî hayatı itibarîyle hayvanlarla, ruhanî hayatı itibarıyla da meleklerle hemhâl ve içli-dışlıdır. Kendi özündeki isti'dât ve dinamikleri değerlendirebilenlerin zamanla melekleşmesi mukadder olduğu gibi, bu kabiliyetleri köreltenlerin, hatta kötüye kullanıp tahrib unsuru haline getirenlerin de er-geç şeytanlaşması kaçınılmazdır.
* * *
Ruh; ölümden müteessir olmadan, kabir çukurunu rahatlıkla atlayıp geçdiği gibi, berzah ve mahşer engebelerinde takılmadan gidip cehennem ve cennet ebediyetlerine ulaşan bir ölümsüzlük üveykidir.
* * *
Ruh, bazen insan suretinde, bazen latif bir buhar şeklinde, bazen de başka bir cevher halinde, misâlî aynalara, rüyalar ve hülyalara akseder ve melekler gibi, hayır, yümün ve bereketlerle boşalır geçer.