Sızıntı Arşivi

Ocak 1989 · 2 dakikalık okuma

Ölçü veya Yoldaki Işıklar

Sızıntı · ÖLÇÜ

Hissiz ve vicdansızların bütün zaferleri tamamen hayvani zaferlerdir ve birer rezalet silsilesinden ibarettir ki; cismaniliğin azgınlaşıp, nefsaniliğin gayyalaşması; ruhun, kolunun-kanadının kırılıp vicdan mekanizmasının felç edilmesiyle noktalanır.

Din, vatan ve milletin maruz kaldığı musibetlerin ızdırap ve acısını vicdanlarında duyanlar, his dünyalarıyla uyanmış bir kısım yüksek ruhlardır ki, gönül verdikleri bu ulvi değerler uğrunda seve seve hayatlarını feda etmekden çekinmezler. Hissiz ve duygusuz kimselere gelince, fedakarlık adına çok laf etseler de, onun en küçüğünü yapmaya dahi güçleri yetmez...

Kendi zararları mevzu bahis olsa bile başkalarını düşünme, onlar için yaşama, onların acılarını ve zevklerini paylaşma gibi, herbiri başlıbaşına birer değer ifade eden hasletlerin bir insanda bulunması, ondaki ruhani hissin güçlü olmasından ileri gelir. Böyle bir hisden bütün bütün mahrum olan kimselerde ise, değil bu hasletlerin bütünü, onlardan bir tekini dahi görüp göstermek mümkün değildir. Onlarda fazilet ve civanmertlik adına görülen şeylere gelince, daha ziyade, başkalarının besteleyip seslendirdiği bir parçaya mırıltıyla iştirak eden dahillerin bestekarlığına benzer.

Bir milletin terakki ve tealisi, o millet fertlerinde, hissin vahdetine ve duyarlılığın derinliğine bağlıdır. His dünyasında derinleşmiş kimselerdir ki, dava ve düşünceleri uğruna malik oldukları herşeyi, gözlerini kırpmadan feda ederler. Çaresiz kalınca da ya cinnet getirir veya verem olur giderler.

Hissin en yüksek mertebesi, dini ve milli değerlere tecavüz edildiğinde meydana gelen asabi bir hummadır ki, duyarlı ruhları bir sıtma gibi sarsar ve hırpalar. Biz buna hamiyet de diyebiliriz.

Hamiyet, kıymetlerin altüst olduğu, maalinin yıkıldığı bir yerde, ruhun hafakan ve ızdıraplarıdır ki; gerçek insanla, insan suretindeki varlıklar arasında en bariz bir fasl-ı mümeyyiz sayılır. Zirvedeki en yüksek ruhdan günümüzün muzdariplerine kadar, birer buhurdanlık gibi tütüp duran bütün sancılı dimağlar, tutuldukları bu humma ile, kah dağ başlarında, kah mağaralarda, kah mezarlarda yatmış-kalkmış, dolaşmış-düşünmüş, inim inim inlemiş ve iki büklüm olmuşlardır. Ve bence, tarihte en muhteşem devirleri inşa edenler de işte bu his ve hamiyet kahramanlarıdır.