Kasım 1987 · 2 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
Sizinle aynı duygu ve aynı düşünceyi paylaşmayan kimseler hakkında ne kadar iyimser ve hüsn-ü niyetli olsanız da, sîze zarar vereceklen ihtimalini gözden ırak tutmamalısınız.
Ve hele millet ve toplumun can damarları mesâbesindeki noktaları ele geçirmelerine katiyyen fırsat vermemelisiniz!
Zira, bir insan kendini tehlikelere atabilecek müsamahalarda bulunabilir, ama, milleti ve devleti için böyle bir davranışa asla hakkı yoktur.
* * *
Sizin gibi düşünmeyip farklı bir dünya görüşüne sahib bulundukları halde çok samimi ve faydalı kimselerin de olabilecekleri mülahazasıyla, size ters gelen her düşüncenin karşısına aceleyle çalmamalı ve o düşünce sahibleri de kaçırılmamalıdır.
Hatta onların müteâlâ ve fikirlerinden de istifâde yolları araştırılarak mutlaka diyoloğa gidilmelidir. Yoksa, bizim gibi düşünmüyorlar diye birbir uzaklaştırılan veya uzaklaşan bu gayr-i memnunlar, dev dev kitleler meydana getirerek karşınıza çıkıp sizi yerle bir edebilirler.
Gayr-i memnunların beşer tarihi boyunca müsbet bir icraatları gösterilmese bile, yıktıkları devletler sayılmayacak kadar çoktur.
* * *
Kimden gelirse gelsin insan, kendi sistemine, kendi düşüncesine, kendi dünyasına menfaati dokunacak bilgi ve mülâhazalardan faydalanmayı bilmeli ve hele tecrübe sahiblerinin tecrübelerinden yararlanmayı asla ihmal etmemelidir.
* * *
Toplumlar, yabancılaşmayı sezecek ve içlerine sızma istidadında olan zararlılara karşı parola soracak kadar basiretli oldukları devirlerde, kendilerini korumuş ve müesseselerinin tahribine meydan vermemişlerdir.
Bu sezme ve basireti gösteremedikleri devirlerde ise, kendilerine an öz ve mâ'nayı tahribe uğratmış ve sonra da tarih sahnesinden silinip gitmişlerdir.
* * *
Din; birleştirici, bütünleştirici hususiyeti nazarı itibare alınarak, milletleri idare edenlerin gözleri önünde bulunması ve daima o yenilmez gücüne sığınılması lâzım gelen hayatî bir müessesedir.
* * *
Devlet ve milletler için emniyet ve asayişin temini hususunda, din gücü kadar ikinci bir güç göstermek mümkün değildir.
Zira din, vicdanlarda en müessir bir kuvvet olduğu gibi, fertlerin hareket ve davranışlarını zabt-ü rabt altına almada da en hakim bir unsurdur.
Bu itibarladır ki, idareciler, dini hayatı milletin hayatı bilerek onu ma'şeri vicdanda hep diri tutmaya çalışmalıdırlar.
* * *
Milleti yükseltmek; gençleri kendi inanç ve düşüncelerimiz çerçevesinde yaşadıkları devri idrak edecek hale getirmek, fakirlik ve zaruretlerle şuurlu mücadele vererek kitleler karşısında güvenirliliği korumak, sanayii ve ticareti de hep bilgi ve maharetin terkisinde taşımaya bağlıdır.
* * *
Her ev, o evin içindekilerinin talim ve terbiyesinde bir mektep, her mektep, askerlik rûhunu geliştiren küçük bir kışla, her kışla, milletin, varlık, beka ve huzurunun müzakere edildiği bir meclis, her meclis de vazife ve selâhiyetlerinin icabı kendisine intikal eden her mes'eleyi milli ruh ve milli düşünce menşûrundan geçirerek değerlendiren içtimaî bir laboratuvar olarak hizmet verebiliyorsa, o millet, en ideal idârî ve siyasî kadroya sahip demektir.
* * *
Farklf düşünce ve farklı müteâlâlara sahip olmak olgun insanların işidir.
Ne var ki, toplumu bölüp parçalayıp kamplara ayıran farklı anlayış ve mülâhazalara müsamahalı olmaya da, kimsenin hakkı yoktur. Zirâ, iftiraka müsâmaha, milletin inkırazına gözyummak demektir.