Ekim 1987 · 2 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
Her ferdiyle henüz rüşdünü isbat edememiş bir milletde, o milletin idaresi için en bilgili, en görgülü ve en maharetli kimseler aranıp bulunarak devlet hizmeti onlara tevdi1 edilmelidir.
Bir millet için, devlet işlerinin, ilmi, irfanı, mehâreti olmayan kimselere teslimi kadar ikinci bir felkâket tasavvur edilemez.
* * *
İrfan ve asaletten mahrum, devlet işlerinden de anlamayan nasibsizler, şayet yanlışlıkla birer vazife başına getirilmişlerse, hükümetin gücünü kullanmakdan, onun iktidarını istismâr etmekten, heryerde kendi çıkarlarını aramaktan ve müstebid birer padişah gibi hüküm sürmekten geri kalmayacaklardır.
Böyielerinin iktidarda olduğu bir ülkede ise, sadece zâlimlerin "hay-huy"u ve mazlumlann iniltisi duyulacaktır ki, bu şaâmetli seslerin yükseldiği hemen her yerde âd ve semûd'un akibeti kaçınılmaz olmuştur.
* * *
Bir hükümet; milletinin, yalnız iş, hareket ve davranışlarını değil; düşünce ve anlayışmı da tanzîme çalışmalıdır.
Böyle bir tanzimde en önemli esas ise, düşünce birliği, his birliği, tâlim ve terbiye birliğidir.
Bir milleti meydana getiren fertler, ayrı kültür, ayn düşüncelerle besleniyor, birbirine zıdlaşıyor ve birbirine karşı farklı anlayışların kavgasını veriyorsa, o milletin kendi kendini yiyip bitirmesi mukadderdir.
* * *
İnsan bünyesinde, insan için hayatî ehemmiyet arzeden bir kısım önemli noktalar bulunduğu gibi, millet bünyesinde de inanç, tarih şuuru, millî kültür ve rnillî mefkûre gibi.. hassas noktalar mevcuttur.
Fert, kendi bünyesindeki, bu hayatî noktalardan birinin darbelenmesiyle sendeleyip devrilmesi mukadder olduğu gibi, millet de bu noktalardan herhangi birinden alacağı bir yara ile yıkılması muhakkakdır.
* * *
Bir devlet; inançlı, zekî, kuvvetli ve dinamik fertlerle temsil edildiği ölçüde güçlü ve istikrarlı dolayısıyla da talihli sayılır.
* * *
Bir milletin, güçlü olması için duygu, düşünce ve kültür birliği ne kadar önemli ise, parçalanıp dağılması için de dini ve ahlâkî vahdetin bozulması o kadar tehlikelidir.
* * *
Herşeyde bir siyaset vardır; milletin dirilişini hazırlayanların siyaseti de, hiçbir şeyi, hattâ kendi hazlarını dahi düşünmiyerek, sadece ve sadece milletlerinin lezzetleriyle gerilip, onun açılarıyla ikibüklüm olmalarındadır.
* * *
İyi idare ve seviyeli siyaset, ne ak saç ve ak sakallarda, ne tabasbus ve riyaların kazandırdığı mansıb ve rütbelerde, ne de bir kısım lokal ve locaların kayırmalarıyla elde edilen sunî şöhretlerde aranmamalıdır; o, yüksek ruh insanları, sancılı beyinler ve hakikatin âzad kabul etmez köleleri arasında aranmalıdır.
* * *
Bahçıvan, fidanlarını besler, büyütür; onları âfetlerden, zararlı şeylerden korur; sonra da bağbozumu mevsiminde meyvelerini toplar.
Hükümetle millet arasındaki münasebet, bahçıvanla fidanlar arasındaki aynı münasebettir.
* * *
Muhteşem hükümetler muhteşem milletlerden doğar; muhteşem milletler de, ilmî iktidarları, mâlî imkânları ve geniş idraklarıyla ruhçu nesillerden ve "kendi olma" kavgasını veren güzîde fertlerden.