Sızıntı Arşivi

Mayıs 1985 · 2 dakikalık okuma

Ölçü veya Yoldaki Işıklar

Sızıntı · ÖLÇÜ

Bir milletin ıslahına, fenaları imhâ etmekle değil; nesilleri millî kültür ve millî terbiye ile insanlığa yükselterek hizmet edilmelidir.

Din, tarih şuuru ve gelenekler halitasından ibaret mukaddes bir tohumu, yurdun dört bir bucağında çimlendirmedikden sonra, imhâ edilen her fenanın yerinde birkaç tane yenisi bitecekdir.


* * *

Ruhları aynalar gibi parlak fotoğraf makinaları kadar süratli kayıt yapan çocukların ilk mekteblerî, kendi haneleri; İlk terbiyecileri de anneleridir.

Anneler; sağda solda harcanmadan iyi birer terbiyeci olarak yetiştirilmeleri bir milletin varlığı ve bekası için en mühim bir esasdır.


* * *

Çocuklara okutturulacak kitaplar, şiir olsun nesir olsun, düşünceye kuvvet, ruha metânet, ûmît ve azme fer verecek mâhiyette olmalıdır ki, iradeleri güçlü, fikirleri sağlam nesillere sahip olabilelim.


* * *

Her insanın geleceği çocukluk ve gençlik çağlarındakî intiba ve tesirlerle sımsıkı alâkalıdır.

Çocuklar ve gençler yüksek duygularla coşup şahlanacakları bir iklimde yetişiyorlarsa zihnî ve fikrî durumları itibariyle diri ahlâk ve fazilet itibariyle de örnek olacaklardır.


* * *

Kız çocukları ilerde deruhte edecekleri çocukların terbiyesine göre, bir çiçek gibi nâzik, ince ve şefkatli yetiştirilmeleri esas olmakla beraber, hak düşüncesine sahip çıkmaları bakımından da polat gibi olmalarına dikkat edilmelidir. Yoksa, nezâket ve incelik uğruna onları bir kısım miskinler, âcizler haline getirmiş oluruz.

Unutmayalım dişi arslanlar da arslandır.


* * *

Terbiye başlıbaşına bir güzelikdir ve kimde olursa olsun takdir edilir.

Evet, câhil dahi olsa, terbiyeli olduğu takdirde sevilir.

Millî kültür ve millî terbiyeden mahrum mîlletler, kaba, câhil ve serseri fertlere benzerler ki; bunların ne dostluğunda vefâ ne de düşmanlıklarında ciddiyet olmaz.

Böylelerine güvenenler hep inkisâr-ı hayâle uğrar, bunlara dayananlar er-geç desteksiz kalırlar.


* * *

Bir üstada çıraklık yapmamış ve sağlam bir kaynakdan terbiye almamış mürebbî ve mürebbiyeler, başkalarının yollarına fener tutan körler gibidirler.

Çocukda görülen arsızlık, şımarıklık, bağrında geliştiği kaynağın bulanık olmasından meydana gelmektedir.

Ailedeki duygu, düşünce ve hareket intizamsızlığı katlanarak çocuğun ruhuna akseder.

Tabiî ondan da topluma...


* * *

Mekteblerde en az diğer dersler kadar terbiye ve millî kültür üzerinde durulmalıdır ki; vatanı cennetlere çevirecek sağlam ruh ve sağlam karakterli nesiller yetişebilsin.

Tâlim başka terbiye başkadır. İnsanların çoğu muallim olabilir ama, mürebbî olan çok azdır.


* * *

En lüzumlu olduğu halde en az üzerinde durulan dersler, millî kültür ve mîllî terbiye dersleridir.

Bir gön dönüp bu yolu işletebilirsek, milletin terakkisi adına en isabetli kararı vermiş olacağız.


* * *

İnsan, duygularının pes şeylerden uzak olduğu ölçüde insandır.

Kalbi kötü duyguların baskısı altında, ruhu nefsanîliğin cenderesine takılmış kimseler, sûretâ insan görünseler bile düşünmek îcab edecekdir.

Terbiyenin bedene ait olan kısmını hemen hemen herkes bilir ama, asıl îşe yarayan fikri ve hissi terbiyeyi anlayan çok azdır.

Oysaki, birinci şıkda daha ziyâde adali güçleriyle beden insanları, ikinci şıkda ise ruh ve mânâ insanları yetişir.