Ekim 1984 · 2 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
Yüksek irade ve yüksek karakterler, ellibin defa kazanlarda kaynatılsa, defalarca değişik kalıplara sokulsalar da, yine benliklerinden birşey kaybetmeyecek ve özlerini koruyacaklardır.
Ya günde birkaç defa düşünce ve yol değiştiren iradesiz yaratıklar..!
* * *
Her muvaffakiyet, bir önceki çile, gerilim ve hamlenin neticesi, bir bakıma ikinci bir muvaffakiyetin de sebeb ve başlangıcıdır. Elverir ki, neticeye ulaşan kimseler, zafer sarhoşluğuyla kendilerini rahat ve rehavete terk etmiş olmasınlar!
* * *
Akıllı insan yanılmayacağını iddia eden ve başkalarının fikirlerine karşı müstağni kalan insan değildir.
Akıllı insan, yanılmanın beşerî olduğunu kabullenerek, işlediği hataları düzelten ve değişik düşünceleri değerlendirip onlardan istifade etmesini bilen insandır.
* * *
İlim ve fen, çesit çeşit dalları ve her dalın ihtiva ettiği fâideleriyle, hemen herkes için yararlı ise de; insanın ömrü mahdut, imkânları sınırlı olduğundan, bunların hepsini belleyip istifade etmesi mümkün değildir. Bu itibarla, her fert kendisi ve milleti için gerekli olan şeyleri öğrenip değerlendirmeli, diğerleriyle ömrünü beyhude zayi etmemelidir.
* * *
Herhangi bir iş ve teşebbüsü plânlarken, neticeye götürücü sebeblerin yanında, ihtimâlî engeller de bir bir gözden geçirilmelidir ki, daha sonra zuhur edecek aksilikler karşısında ne kader tenkid edilsin ne de bizlere güven besleyenlerin itimadı sarsılsın...
* * *
Her milletin hayatında "kültür" çok ehemmiyetli bir yer işgal eder.
Bir milletin geçmişiyle içiçe ve sımsıkı ruh köküne bağlı bir "kültür", milletin yaşama ve yükselme yollarını açar ve aydınlatır.
Aksine, hergün değişik bir kültür ve düşünceyle zifaf olmak ise, o milleti çürütür, yerle-bir eder.
* * *
İnsanların gönüllerini fethetmeye götüren yolların en mühimlerinden biri de, daima onlara iyilik yapma fırsatını kollamak ve böyle bir fırsat ele geçer geçmez de, vakit fevt etmeden hemen iyilikte bulunmakdır.
Keşke, gönüllerimizi hep iyilik yapma düşüncesine göre akord edebilseydik..!
* * *
Büyüklerin bize olan iltifat ve teveccühlerini, bizim ihtiyacımız, onların da ululuklarının emaresi saymak, sonra da edeb ve saygımızı o iltifatların devamına vesile bilerek lâubâliliklerden kaçınmak gerektir ki, şatahatlara [*] gömülmüş şımarık bir bektaşi durumuna düşmeyelim. Veyl hakkındaki teveccühleri sû-i istimâl eden çocuk ruhlu sergerdanlara..!
[*] Şatahat: Alaylı, eğlenceli sözler söyleme.