Aralık 1983 · 2 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
![]()
Gaye ve Vasıta
Her iş ve hamlede, önce hedef ve maksadın ta'yin edilmesi lâzımdır ki, insan vesîlelere bağlanıp kalmasın. Hizmetlerimizde rûha yön verilip hedef gösterilmezse, düşünceler girdaplaşır, bizler de bunların zebûnu olarak kalıp gideriz.
* * *
Düşünce platformunda hedef ve maksat dâima belirli ve birinci yeri işgal etmelidir. Yoksa, çokluğa gidilmiş ve dolayısiyle de şaşkınlığa düşülmüş olur. Nice çalımlı hamleler vardır ki, gâye ve vasıta karmaşıklığı yüzünden semeresiz kalmış; böylece de hiçbir hayırlı neticeye ulaşamadığı gibi, arkada da bir sürü kin ve nefret bırakmıştır.
* * *
Her hamle ve hareket adamının perspektifinde, herşeyden evvel, Yüce Yaratıcı ve O'nun hoşnutluğu olmalıdır. Yoksa, araya çeşitli putların girmesine, bâtılın hak görünmesine heva ve hevesin fikir suretine bürünmesine ve gazâ nâmiyle cinayetler işlenmesine gidilebilir...
* * *
Hakkın hoşnutluğu istikametinde yapılan işlerin zerresi güneş, katresi derya ve bir ân'ı ebedler kıymetindedir. İş böyle olunca, O'nun hoşnut olmayacağı bir yolla, dünyalar cennetlere çevrilse dahi, hiç hükmündedir, kıymeti yoktur ve sahibinin sırtında bir vebaldir. Vesîle ve vâsıtaların kıymeti, maksada ulaştırıcılığı ve ulaştırmadaki arızasızlığı ölçüsündedir. Bu itibarladır ki, hedefe ulaştırmayan, hattâ o yolda engel teşkîl eden vesileler mel'ûn sayılmışlardır. Dünyanın la'netlenmesi de O'nun bu yüzüne aittir. Yoksa, binbir "Esma-i İlâhî'nin cilvelenmesine âyinedarlık eden ve muhteşem bir meşher hüviyetinde bulunan bu dünya, hem sevilecek hem de alkışlanacak mahiyetdedir.
* * *
Hakkı tutup kaldırmada çeşit çeşit yollar ve vesileler vardır. Bu yollar, Hak'ka saygı ve hakikat düşüncesini geliştirdikleri nisbetde kıymetlidirler. Bir ev, içinde barınanları marifetle kanatlandırıyor, bir ma'bet, kubbesi altında bir araya gelen cemaatde sonsuzluk düşüncesini mayalıyor ve bir mektep çıraklarını ümit ve inançla şahlandırabiliyorsa, vesîleliğini edâ ediyor; dolayısiyle de mukaddestir. Aksine, bunların hepsi insanoğlunun yolunu kesmiş birer cadı tuzağıdır. Cemiyyetler, dernekler, vakıflar, siyasetler de öyle...!
* * *
Büyük küçük her müessese kurucusu, o müessesenin kuruluş gayesini, var oluş hikmetini sık sık hatırlamalıdır ki, iş hedefinden saptırılmasın ve semereli olsun. Aksine, hedef ve kuruluş gayesi unutulmuş yurtlar, yuvalar, mektepler, tıpkı yaratılış gayesini unutan bir insan gibi, kendi zararına ve ters bir çizgide işler durur.
* * *
İnhisar-ı fikir ve hakkı yalnız kendi cebhesinde görme, bir vesîleperestlik ve hedefsizlik ifadesidir. Aynı inanç, aynı duygu ve düşünceyi paylaşan insanlara karşı duyulan kin ve nefretler, hedef ve gâye düşüncesinden mahrumiyet değil de ya nedir? Ah, o, kâinatı kendi bozuk hendesesine göre idâre etmeyi düşünen, nefsin âzât-kabul etmez köleleri sefîl yaratıklar...!
* * *