Aralık 1983 · s. 32 · 7 dakikalık okuma
Hayatın Aurası

Kirlian fotoğrafçılığı ile insanın ruh ve bedenine ait gizli sırlar ortaya çıkarılabilir.
Tıbbî ilerlemelerin öncülüğünde insanoğlu lazer şualarını, beyin ameliyatlarında kullanabilmekte ve hastalıkları tedavi edebilecek veya şahsiyeti değiştirebilecek ilaçlan da istihdam etmekte; dahası metal ve plastiğin teknolojik eserlerinden olan sun'î organlarla, yıpranmış organları değiştirebilmektedir. Fakat şu aralar, en şaşırtıcı buluşlar tıp ilminden binlerce yıl eski kompleks bir sistem hakkındadır: Vücudun kendi sistemi......
Daha son yıllara kadar, pek çok batılı doktor, doğulu hekim ve şifacıların teşhis ve tedavilerinde kullandıkları auraları, enerji akımlarını ve titreşimleri ilim dışı kabul edip şüphe ve karşılıyorlardı. Ama şimdi fotoğrafik görüntülemenin basit teknikleri ile vücuttaki elektrik akımlarının ve elektromanyetik sahaların hayret verici faaliyetlerini kayıt etmemiz mümkün olmaktadır.

Yeni Keşfedilen Buudlar
Vücudun bio-elektriğini araştıran ilim adamları erken ve hassas teşhis etmede yeni buudlarm açılmakta olduğuna inanıyorlar. Klasik teşhis metodları ile hastalığın kaynağı tesbit edilmeden önce bu metodla, onun yeri tam olarak tesbit edilebilir. Vücudun elektirikî sistemlerini kaydedip (tesbit edip) bu konudaki çalışmaları daha da hızlandırarak, zarar görmüş ve yok olmuş vücut dokularının rejenerasyonunu (yenilenmesini) uyarıp kontrol etmek bile mümkün olacağa benziyor. Vücuttaki bu işlemleri kabul etmemize rağmen, henüz insan vücudundaki elektromanyetik akımların mükemmel şebekesini tam anlamış değiliz. Bu elektromanyetik akımlar, hücrenin gelişmesini kontrol etmede ve iyileşme hadisesinin uyarılmasında hayatî bir rol oynarlar. Kirlian fotoğrafçılığı olarak büinen bu teknikte, derimizin üzerinde sürekli gelip giden hareket halindeki elektromanyetik enerji hâlesinin net bir görüntüsünü fotoğrafik film veya duyarlı bir kağıt yahut fotoğraf plağı üzerine çıkarmak mümkündür.

Enerji Boşalması:
Kirlian fotoğrafçılığı, ismini 1939'dan beri bu mevzularda araştırma yapan ve Sovyet olduğu söylenen bir karı-koca çiftinden almıştır. Bir elektronik mühendisi olan Semyon Kirlian, insan eli, böcek veya bir bitki yaprağını fotoğraf plağı üzerine koyup bunu da bir elektrodun üzerine yerleştirip, sırayla cismi, yüksek voltaj akımına ve alçak amperli elektrik akımına maruz bıraktı. Neticede cismin aurası (parlayan ve ışıklı bir enerji boşalması sınırı) ile çevrili olduğu görüldü. Kirlianların bu çalışması, daha önce bu mevzuda çalışan ve çoğunun ismi ilim çevrelerinde ve umumî terimlerde geçen Avrupalı ilim adamlarının çalışmalarının izinden gider. Meselâ, kas spazmlarının galvanik faaliyetini keşfeden Galvani, bir hayat gücünden bahsetmişti. Ona güre, bu hayat gücü bütün hayvanlarda devr-i dâim eden manyetik elektriğin bir şekliydi. 19. asırda yüksek frekans bobininin kâşifi Nikola Tesla fotoğrafik görüntüler meydana getirmek üzere frekansı, yüksek voltajı kullanan ilk şahıstır. Onun çalışması X şuaı kaşifi Wilhelm Roentgen'i ve insanın aurasını (enerji bedeni) insanoğlunun görme sınırlan çerçevesine renkli "kilner ekranları" vasıtasıyla getirmeyi gaye edinmiş Walter J. Kilner gibi araştırmacılara önayak oldu. Bu renkli kilner ekranları, bir gözleyicinin normalden daha kısa dalga boylarını görebilmesine imkan verecek şekilde planlanmıştır. Zira Kilner, dışarıya yayılan enerjinin ultraviyole (morötesi) frekanslardan oluştuğuna inanmıştı. Bu teori daha sonraki araştırmalarla da desteklenmiştir. Aynı zamanda Kilner, auranın, cismin sağlıklı olup olmamasına göre renk ve boyut yönünden (bedenin) değişik göründüğüne dikkati çekti. 20. asrın araştırmacı insanları, insanlar tarafından dışarı çıkarılan kısa dalgalı radyasyonun ruhî faaliyet tarafından değiştirilebileceğini ve aynı zamanda kafein ve tütün gibi uyarıcılar tarafından da tesir edilebileceğini buldular.

Biyologlar ve psikiyatristler, insanın manyetik sahaları ile sağlığının hissî ve fizikî durumları arasında bir alâkanın olduğunu ortaya koydular. Dış çevredeki manyetik sahalara bağlı olarak da değişebilen ruhî faaliyet ve rahatsızlıklar ayrıca her ferdin kendine has aurasında da tesirini gösterir. Meselâ ayın dönüşündeki ve güneşin hareketindeki çeşitli safhalar insan davranışlarına tesir edebilmektedir. Korku verici bir misâl ise, çok şiddetli elektromanyetik sahaları dış ortama yayabilen enerji dağıtan kabloların altında ve çok yakınında oturan insanlar arasında intihar ve deprasyonlann çok yüksek oranda olabilmesidir. İnsan vücudunun elektromanyetik sahası, oksijen ve azot gibi havada mevcut mikroskobik gaz habbeciklerini tutucu bir tuzak olarak iş görür. Derinin hemen üzerindeki hava yüksek bir enerji sahasıyla elektriklendirildiğinde derhal kızarmaya ve ışık saçmaya başlar. Bu da Kirlian fotoğrafının tesbit ettiği enerji hâlesidir. Mühendisler ve metalürjistler de buna çok benzer bir metod olan "korona boşalması fotoğrafçılığı"nı metallerdeki yarık ve çatlakları keşfetmek için kullanırlar. Metaldeki yarık ve çatlaklar metalin korona kalıbında düzensizlikler şeklinde görülür.
Semyon Kirlian ve karısı tarafından yürütülen ilk çalışmaların biri de, bitkilerin fotoğrafını çekmedir. Onlar, kullandıkları tekniğin basit bir. yapraktaki akılları hayrette bırakıcı kompleks reaksiyonları gösterebileceğini keşfettiler. Dıştan bakıldığında her yönüyle aynı görülen iki yaprakta, şayet birinde hastalık varsa, değişik fotoğrafik görüntüler elde ediliyordu. Hastalıklı yaprağın enerji kalıbında hastalığın meydana geldiği kısımlarda bazı pürüzlü boşluklar görülürken, sağlıklı yaprakta koyu ve kompleks bir enerji kalıbı görünüyordu. Bu yolda kazanılan bilgileri kullanarak kirlian fotoğrafçılığını bahçecilikte, gözle görülebilen hastalık alâmetleri çıkmazdan evvel bitki hastalıklarını teşhis etmede kullanabilmek mümkün olacaktır. ABD'de yürütülen daha teferruatlı çalışmalar bitkilerdeki ânî değişikliklerin de kaydedilebileceğini gösterdi. Meselâ, bir yaprağın dış yüzünü bir iğne ile çizdiğinizde bu çizik kirlian fotoğrafında kırmızı bir leke olarak görülecektir.
Nöro-psikiyatri Enstitüsünde vazifeli Dr. Thelma Moss, Kirlianlar tarafından yürütülen çalışmaları araştırmak üzere Sovyet Rusya'ya giden ilk batılı ilim adamlarından biridir. O, insan elektromanyetizmasının bitkiler üzerinde sahip olduğu tesirleri kaydetti. Bazı insanların ellerini zarar görmüş yaprakların üzerinden geçirerek tedavi ettiklerini müşahede etti. Bu şöyle oluyordu: Kirlian fotoğrafında zararı gösteren leke, daha sonraki görüntülerde göze çarpmıyordu. Bazı insanlar ise bunun tam aksi bir tesire sahipti; bunlar ellerini yapraklar üzerinden geçirdiklerinde onların ölümüne sebep oluyorlardı. Birbirine zıt bu iki hadise sırasıyla "Green Thumb (yeşertici Dokunuş) ve "Brown Thumb (soldurucu Temas)" tesiri olarak bilinmektedir. Hayalî (fantom) yaprak ise, kirlian tekniklerinin tespit ettiği başka bir garip tesirdi. Tecrübeyi yürüten şahıs, yaprağın bir kısmını kesip uzaklaştırdıktan hemen sonra, geri kalan kısmın fotoğrafını çekiyor. Takriben 200-300 tecrübeden sonra yaprak, kesilmeden önceki haliyle kirlian fotoğrafında görülmüştür.
Bazı organik yapılarda işleyen ve belli durumlarda rejenerasyon hadisesinin bir kısmını teşkil eden elektrikî bir hâfızanın olması muhtemeldir. Bir semender,, vücut ağırlığının 1/3'üne kadar yeniden gelişebilme kabiliyetine sahiptir. Semenderin yaralandığı noktada, mahluğun kırmızı kan hücreleri blastema olarak bilinen küme halinde iptidaî bir şekle dönüşürler. Kırmızı kan hücrelerinin çekirdekleri, tahrip olmuş bölgeyi tamir edebilecek şekilde tanzim edilmiş genetik bilgi ihtiva eder. İlim adamları genetik bilginin kan hücrelerinde değil de kemik iliğindeki hücrelerde depo edildiğini ve memeli gibi bazı hayvanlarda rejenerasyon hadiselerinin çok küçük elektrik akımlarıyla, uyarılabileceğini keşfettiler. Amerikan ve Japon araştırmacıları insanlarda kristalimsi bir yapı gösteren kemiğin, burkulma veya kırılma ile zedelendiğinde, vücudun tamir mekanizmalarını yara mahalline doğru sevk edecek elektrikî bir enerji hasıl ettiğini buldular. Zaten elektrikî bobinler ve elektrotlar insanlarda ve diğer memelilerde kemiğin iyileşmesini hızlandırmak için kullanılmaktadır.

Kirlian fotoğrafçılığı, vücudun dış yüzündeki ve daha sonraları keşfedilen vücut içindeki elektrikî alanları ve akımları kaydetmek için bir vasıtadır. Romen bir doktor olan İon Dumitrescu, Kirlian tekniğini vücut içindeki elektromanyetik sahalarda meydana gelen değişmeleri fotoğrafik olarak kayıt edebilen ve elektronoğrafi olarak bilinen bir şekle dönüştürdü.
Elektronografi kullanılarak yapılan rehber araştırmalar kanserli dokunun sağlıklı dokudan açıkça ayırd edilebileceğini gösterdi. Meselâ bir tecrübede Dumitrescu, elektronoğrafi vasıtasıyla 6000 endüstri işçisinden 47'sinde habis tümör buldu. Halbuki klasik metodlarla yapılan testler sadece 41 tane habis tümör bulabilmişti. Netice olarak Romanya Hükümeti, dünyada ilk defa elektronoğrafi metodu üzerinde araştırmalar yapan devlet olmuştur. Vücudun yumuşak dokularında X şualarıyla kanserli dokuyu tesbit etmek imkansız olduğundan, bu gibi dokularda elektronoğrafi kanserli dokuyu kolaylıkla keşfedebilir. Ayrıca tümörler klasik tarama metodlarından çok daha önce tesbit edilebilir. Elektronoğrafi aynı zamanda akupunktur noktalarına tekabül eden elektro dermal noktaları (cilt direncindeki değişiklikler) tesbit edip gösterebilir. Bu durum elektrodermal nokta ile alâkalı olan vücut bölgesinin patolojik durumu (dengesizlik hali) olarak tarif edilir. Âkupunkturcular vücut üzerine yerleştirdikleri iğneleri vücudun elektrikî akımlarını muayyen bölgelere doğru harekete geçirmek için kullanırlar. Buna benzer elektronografik tecrübeler çok eskiden beri kullanılmakta olan âkupunktur tedavisinin oldukça emniyetli olduğunu göstermiştir.
Thelma Moss'un tecrübeleri Kirlian ile tesbit edilen rahatsızlık sebeblerinin ruhî ve fertler arasındaki alâkalara dayandığını gösterir. Meselâ, insanın derin ruhî rahatsızlıktan kurtulup sükûnete doğru ilerlemesi esnasında hasıl olan değişiklikler başarılı bir şekilde çekilmiş kirlian fotoğraflarında açık bir şekilde görülebilir. Beraber fotoğrafları çekilmiş iki ferdin his tavırlarını gösteren auraları birbirine kıyas, edilerek onların karakter ve his haritaları çizilebilir. Meselâ Utah Üniversitesi'nden anatomi uzmanı Dr. G.L.Schnnebel erkek ve kız öğrencilerin kirlian resimlerini çekerek aralarındaki hissi bağı tesbite çalışmakdır. Bir kız bir erkeğin elini tuttuktan sonra erkeğin parmağındaki kirlian hâlesi daha geniş ve parlak olmaktadır. Bir erkek bir kız elini tutarsa hâle çok daha kalınlaşır ve parlar. Hatta ortada karşı cinsten bir insan oluşu hâlenin çok daha belli hale gelmesine yol açar.
İnsanların psikolojik durumları ve diğer insanlarla olan münasebetleri kirlian fotoğraflarına aynen akseder. Meselâ iki kişi birbirlerine karşı sıcak, samimi hisler duyduklarında neşriyatları (emanations) birbirine doğru uzanır ve bazen tek bir desen halinde iç içe geçer. Tersine, iki kişi birbirlerine karşı düşmanca duygular içinde olduklarında alevler aniden kesilerek parmakları arasında bir boşluk hâsıl olur.

Bu boşluk umumiyetle öylesine keskin ve net bir halde müşahede edilir ki, "saç traşı etkisi (haircut effect)" adıyla tanınmışdır. Aşırı öfkelenmelerde mavi-beyaz koronanın içinde kırmızı bir leke meydana geldiği keşfedilmiştir. Ölüm halindeki süjelerde, dışa kıvılcımlar ve alevler fırlatıldığı; tam ölüm anında ise bunların tükenerek dindiği ve belli bir müddet sonra da kaybolduğu kirlian fotoğraflarıyla tesbit edilmiştir. Ayrıca gusül icab ettiği durumlarda koronanın sertleşip garip renk değişiklikleri gösterdiği müşahede edildi. İslâm'daki gusül gibi bütün bedene su değdikten veya duş aldıktan sonra kirlian fotoğrafı çekildiğinde bu garip değişikliklerin kaybolup koronanın normal hale döndüğü tesbit edilmiştir.

Bir teşhis vasıtası olan kirlian fotoğrafçılığı halen merak uyandırmaktadır. Bu tekniğin —vücudun kendine ait elektrikî akımlarını nasıl meydana getirdiği ve auranın maddeye nasıl tesir ettiği hususunda yeni yeni bilgiler kazandırdığı için— istikbalde bir hayli ehemmiyet kazanması beklenmektedir.
Science Now'dan
Mehmet Ali Öztürk