Sızıntı Arşivi

Temmuz 1981 · s. 29 · 2 dakikalık okuma

Niçin

M.Lütfullah Orhan · Edebiyat

“Vatan Bayrak, Asker ve Sevgi”

Bir milletin mazisinin şekillendiği; hakikatiyle inanç ve anlayışın kümeleştiği; uğrunda bütün fedakârlıklarla düşman hücumlarına karşılık verilen mukaddes toprak par­çası.

Tam ahengiyle, kendi üzerinde yaşayan milletin özdenliğini vatan korur. Zaten millet mefkûresi de; dil, ahlâk, kültür, sanat, tarih ve medeniyet birliğinin bütünleşmesiyle vü­cuda gelebilir.

Evet, vatanın varlığını “simgeleyen” tek işaret Bayraktır. Bayrak, milletin istiklâl ve hürriyetini en güzel şekilde sembolize eden, manevî bir değer ifadesidir. Şair:

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, ,

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” diyerek bilhassa bizim milletimizin bayrak ve vatan anlayışını ifade etmektedir. Çünkü dün­ya savaşlarından farkı olmayan haçlı seferlerinde tek başına vatan ve bayrağın ne demek ol­duğunu bütün dünyaya gösteren milletimizdir.

Çünkü emniyet ve asayişin koruyucusu dur. Var oldukça ve hakkiyle vazifesini yaptıkça hiçbir düşman, sineye giremeyecektir. Manevî birliğini kurmuş bir milletin bünyeleştiği vatanın koruyucusu ve bekçisi..

“Cehennem ateşi görmeyecek iki gözden birisi de, sınırda nöbet bekleyen asker gözü” diyen büyük Nebi”nin ağzında, onun vazifesinin ehemmiyeti en tonlu şekilde ifade edilir.

Önce, bizi insan yapanı, bu mükemmel duygularla bizi serfiraz edeni seviyoruz. Sonra bize insanlığımızı öğreten, lâhût âleminden gelen mesajları eksiksiz bildirip yaşayışı ile tefsir eden müjdeciyi, kurtarıcıyı..

İşte, kâinatın sahibini ve mesajlarım “bize ulaştıranı, kalbimizin en derin köşesine koyuyor, O iki ana temele bağlı kalan, saygı duyan bütün geçmişi ve insanlığı seviyoruz.

Bir beşer gözü ve muhakemesiyle, beğenmek; takdir duygusu. Ulaşılmayan ve herkesin varamayacağı ufuk.

Evet, O, 23 sene gibi kısa bir müddette; çok büyük kavimlerden, çok büyük kötü adet­leri, kan ve damarlarına iyice işlemesine rağmen; birdenbire, az bir himmet ve gayretle, kısa zamanda, o kadar düşmanlar karşısında kökünden söküp atmış; yerini çok yüksek adet ve duygularla donatmış ve yepyeni bir cemiyet kuruvermiştir.

Kısa bir zamanda dünyanın dört bir yanına dağılan yetiştirdiği nadide insanlar, ebedi kurtuluşun Hancıları oluvermiş. Az imkânlarla fakat sınırsız imanlarıyla, insanlık şefkatleriyle, batmak üzere olan beşeriyetin elinden tutarak evc-i kemâlâta çıkarmışlardır.

Bu üstün ellerden birinin elinden tutan veya eteğine yapışan kimseler de her zaman beğenilip takdir edilecek insanlardır,