Nisan 1990 · s. 119 · 1 dakikalık okuma
Na't
NA'T (*)
Yareli dilim zahmine rahmeyle İlâhi!
Aç kapını lutfet bu günahkâre İlâhi!
Yüzüm süreyim eşiğine kovma ne olur;
Yeter artık dolaştığım âvâre İlâhi!
Yıllarca bâb-ı kereminde inleyip durdum;
Âh-u efgânım hicrâna emâre İlâhi!
Gerçi isyanla âlûde yaşadım her zaman,
Yine de yolunda oldum bin-pâre İlâhi!
Yakma nâr-ı ağyâre yanayım ocağında
Püryân-ı aşk olup erem şikâre İlâhi!
Eyledim dağlar kadar isyan nihayet kapına
Döndüm tasmalı boynumla bîçâre İlâhi!
Kıtmîre lutfet dursun artık efgân-u zarı;
Varam her cilvesi bin-şevk Settâre İlâhi!..
(*) Çocukluk dönemine ait hüzünlü bir hatıra ile yazılmıştı... Bunca yıl sonra, mübarek Ramazanda, bir kere daha, hem de urbasını değiştirmeden soluklamak istemiştim...