Kasım 1997 · s. 466 · 3 dakikalık okuma
MYO Elektronik Protezler
Arslan Mayda · Dr. · Nörofizyoloji

Asrın getirdiği teknolojik imkânların yanında, iş ve trafik kazalarının artması neticesinde çok sayıda insan, bacağını ve kolunu kaybetmektedir. Kopan kol ve bacak, eğer cerrahi yolla ilk altı saat içinde yerine dikilememişse artık işe yaramayacağından yerlerine protezler (dışarıdan takma basit suni organlar) kullanılmaktadır. Teknolojinin gelişimine paralel olarak protezlerde de estetik ve kullanım açısından ilerlemeler kaydedildi. Ancak en gelişmiş protezlerin bile gerçek organın yanında çocuk oyuncağı seviyesini geçememesi, düşünen gerçek bilim adamlarının yaratılışa olan hayret ve takdirlerini artırmaktadır. En son kullanılan, nisbeten daha ileri bir teknolojinin ürünü olan protezler, özellikle el-parmak hareketlerini taklid edebilen, hükme ve açma yapabilen protezlerdi. Son zamanlarda ısıyı kolun canlı olan üst bölgesine ileten protezler yapıldı. MYO elektrikli sensör tekniği ile yapılan protezlerde, parmak uçlarına yerleştirilen ısı alıcılar vasıtasıyla ön kol kısmındaki küçük bilgisayara iletilen ısı uyarımları, vücudun canlı deri üzerine yerleştirilen elektrotları vasıtasıyla, deri altındaki dokunma ve ısı sinirlerine aktarılarak beyne kadar gitmektedir.
Bugünkü teknoloji ile sadece ısı hissini alan ve belli hareketleri (parmakları büküp açma gibi) yapabilen protezler üretilebilmektedir. Oysa canlı bir kolu incelediğimiz zaman, birçok fonksiyona sahip, çok çeşitli hareketlere uyum sağlama özelliğinde kıvrılma ve bükülmeler yapabilen, dış dünyaya ait değişik dalga boylarına sahip mekanik ve ısı hislerinin çok değişik şiddetlerini alıp beyne ulaştıran his ve refleks sinirleri vardır. Bunlar;
1-Motor sinirler: Bu sinirler kasları çalıştırırlar. Protezler sadece parmakları yumruk yapıp açma hareketini yapabilirken, hücre ve dokulardan yapılmış gerçek kol; elin içe ve dışa bükülüp açılması, parmakların birbirine yaklaştırılıp uzaklaştırılması, el bileğinin yukarı aşağı kaldırılıp indirilmesi, birinci parmağın diğer parmaklara yaklaştırılması hareketlerini yapabilir. Bir piyano çalmada veya yazı yazmadaki parmak hareketlerinin mahareti, parmaklarımızı çalıştıran motor sinirlerin beyinden getirdiği emirlerin uygun hızda ve dozda iletilmesiyle ilgilidir.
2- Dokunma hissi: Basit ve derin dokunma hissi diye ikiye ayrılır. Derimiz vasıtasıyla, bize dokunan veya bizim dokunduğumuz şeyleri hissederiz. Derin dokunmada ise, cilt altındaki derin dokulardaki pata lojik oluşumları fark ederiz. Mesela, derin dokuda bir tümör olsa, biz bunu gerginlik olarak hissederiz.
3- Isı Hissi: Soğukluk ve sıcaklık hisleri, derimizdeki Krause (soğuğu) ve Ruffini (sıcağı) cisimcikleriyle hissedilir ve bu sinirler ağrı sinirleri ile birlikte seyreder. O°C’ deki suyun 20°C’ deki sudan farkını hissederler.
4-Ağrı hissi: Ağrı hissi de, satıhta ve derin organlarda olanlar diye ikiye ayrılır. Ağrı hissine ait sinirler dallanmış ve çıplak uçludurlar. Yara, yanık veya sinir ve iç organların herhangi bir hastalığında açık olan sinir uçları ağrı hissini oluşturarak beyne iletirler.
5-Kas tonusu: Gevşemiş görünen kas yine de az miktarda gerginliğe sahiptir. Mesela; bükük dizimizi birisi uzatsa veya biz uzatsak, diz kaslarını kasmaya niyetlenmesek bile kasların gevşeme anında bile tonusunun (gerginliğinin) olduğunu fark ederiz. Bu tonus motor (hareket) sinirleri vasıtasıyla olmaktadır.
6-Gerilme refleksi: İsteğimizle yapılan hareketlerin bağlı olduğu postural (durumla bağıntılı) kas tonusunu elde etmek için, belirli bir grup kasın gerginliğini artırabilme kabiliyetindedir. Bu gerilme refleksi eşit ve uygun hareketlerin ortaya çıkmasına sebep olur. Bir folklorcunun arka arkaya ritmik hareketleri yapması ve kasılan kası belli bir gerginlikte tutması bu refleksle olur.
7-Ağrı refleksi: Çok sıcak bir cisme dokunma ile ani sıçrama ve elini âni çekme, ağrı refleksi ile olur. Eğer bu refleks olmasaydı ellerimiz sıcak, kesici, batıcı cisim gibi tehlikelere daha fazla maruz kalacak kesilme ve yanma gibi tehlikelerden korunamayacaktı.
8-Oryantasyon hissi: Bu his, kendimizin veya herhangi bir uzvumuzun gözümüzü kapattığımız zaman hangi pozisyonda olduğunu bilme hissidir. Mesela, gözümüz kapalı iken avucumuzun yere mi, yukarıya mı baktığını veya parmaklarımızın hangi pozisyonda durduğunu bu duygu ile anlayabiliriz.
Yukarıda gördüğümüz kas ve sinir sistemleri içinde bu kadar çeşitliliği yaratan ve ayrı ayrı fonksiyon gördüren Yüce Yaratıcı bize bunları karşılıksız bir nimet olarak verirken yeni çalışmalarda, protezcilere belirli sınırlara kadar uzanabileceği hedefler gösteriyor. Araştırmacılar insanın ruhi yapısıyla fizyolojik cevaplan arasındaki münasebetlerin çok kompleks olduğunda ittifak halindeler. İleride vücudun; derin tendon, gerilme, ağrı refleksi ve oryantasyon hissi gibi fonksiyonları çok iyi anlaşılıp, bunların beyin ve omurilikteki merkezlerini ve yollan çok iyi belirlenebilir ve biomekanik inceliklere vakıf olunabilirse, protezlerdeki hareket sayısının artması, ısı farkının ve yüzeysel dokunma hissinin algılanması gibi problemlere belli ölçüde çözümler üretilebilir.
Kaynak:Focus