Nisan 1990 · s. 110 · 2 dakikalık okuma
Mum Işığı
Mehmed Ramazanoğlu · Dr · Edebiyat


Karanlıkların kat kat olduğu bir çağ .. Ruhların ölü, bedenlerin duyarsız, vicdanların hissiz, kalblerin kanser istilasına uğradığı korkunç bir asır.
Ve, sen, bu asırda biricik kurtuluş ümidi. Biricik kurtuluş ümidimiz sensin ve ne yazık ki sen de bu kat kat zifiri karanlık içinde bulunmaktasın.
Ben ve benim neslim karanlıklar içinde doğduk ve yıllar yılı gecenin zerrelerinin titreşiminden başka bir ses duymadık. Şimdi, sen ufkumuzda beliren bir ışıksın karanlığa doğru yürüyecek ve onu yırtacak mum ışığı, Evet, senin vazifen çok ağır.
Sakın sakın akıp gittiği yerleri bilmeyen, el yordamıyla yolunu bulmaya çalışan kara yüzlü adamlardan korkma. Hayata anlam yükleyemeyenlerin çok oluşundan dolayı üzülme, ümidini kaybetme: “Allah’ın muzır hayvanları çoktur” de ve yürümene devam et.
“Sen yürürken, tilkiler karşına çıkacaktır. Gülümse ve geç. Tavşanlar çıkacaktır’, ürkütmemeye bak onları, yoksa fazla korkudan aşırı bir sıçramayla kendilerini belli eder ve yutmak için açılmış ağızlara yem olurlar. Kaplanlara rastlayacaksın, kendini korumasını bil. Ve aslanlar göreceksin: “Selâm “deyip yoluna devam et.
Ve sen yürüyeceksin...
Şer çerisinin günah çağrısı seni doğru bildiğin yoldan ayırmasın. Yürüyüşüne devam et dostum: Atik ve kararlı, vakur ve ağır başlı.
Sen yürürken arkandan bakanlar, asırlar öncesindeki Ebu Dücane’nin çağımızdaki izdüşümü sansınlar seni. Varsın sürün erek gitsin zaman, iğreti olsun çağ ve çağdaşlar; vadilerde öten kurşun seslerinden ürksün erkek geçinenler. Sen zamanı arkana al, O seni takip etsin. Uzak yollara, Çin’e ta Maçin’e kadar çıkmaya and içmişsin, devam et yoluna. Çıkarsa karşına bir gün bir kör kurşun, korkma “siper et göğsünü” ataların Mehmetler gibi, yağız atlı Leventler gibi. Ölümü gülerek karşıla.
Çileye talip olmuşsun bir kere. Çilen ne tatlı çile, acıların ne güzel. Sen acılarla kavrularak saflaştır ruhunu. Gecelerinin süsü namaz olsun, gündüzlerinin ya- kutu oruç. Namaz ve oruç kanatların olsun.
Bugün seni yok sayıyorlar dünyalar dengesinde; senin şahadet parmağını hesaba katmıyorlar, iman benekli şahadet parmağını. Olsun! Daha da var olmaya çalış. Seni bekleyen Balkanlara bak, Gümülcine ‘de buldozerlerle yıkılan atalar yadigârı camilere bak, inleyen Özbek diyarına bak, Nahcivan’a, Bakü’ye Kırım’a, Filistin ve deniz aşırı ülkelere bak. Her yer sana bakıyor, daha doğrusu nabzına akseden heyecanlarının vurgusuna.
Seni doyuracak süt geçmişinde saklı. Eliyle sana o kaynağı gösteren asrın hatibine bak. Bak, Sa ‘dların, Ubadelerin, Muaz ve Usamelerin bakraçları sütle dolu, gel diyorlar yıllardır yerde duran boyunduruğu kaldırmaya and içmiş delikanlı, şu, sana güç verecek sütümüzü al.
Zaman durma zamanı değil “Hedefi gözlemenin ve gözden kaybetmemenin” zamanı. Gözünü dik hedefe ve ayırma. Ve ayrılma nöbet yerinden. Tuba açacak, tubalar açacak beşerin ufkunda. Bir kez daha bu kutlu gölgede serinlenecek insanlar. Tohum toprağa düşmüştür bir kere. Doğum kaçınılmazdır artık. Yeter ki sen, tohumu çürütmeye çalışan düşmanları gözetle mazgallardan. Ol ama öldürtme. Nefeslerinle diriltici ol.
Gel, yüce ruhunun esintilerini, ölmüş, kokuşmuş ruhlara üfle. Gel tut elimizden, aşalım karanlıklarını şu felaket ve helaket asrının - Allah ‘ ım beklediğimiz nesil bunlar olsun. Madde ve manayı bir anda aşan ve bütün fani lezzetlerden geçip Hakk’a ulaşan nesil..