Mart 1987 · s. 32 · 3 dakikalık okuma
Muhteşem Toplantı

Alaska'nın Bristol Körfezi'ndeki bir ada her yaz muhteşem bir toplantıya sahne olmaktadır. Çeşitli yerlerden gelen 15 bin mors bu adanın kuzey ve batısındaki 10 km2 lik taşlık araziye adeta çıkartma yapmaktadır.
Bir kaya tepesini andıran bu meyilli ada, sisle kaplanmış ve dimdik uçurumlarla çevrilmiş olup, sürekli rüzgârların ve şiddetli yağmurların tesiri altında bulunmaktadır. Diğer canlılar için namüsait olan bu şartlar bir mors için aranılıp da bulunamayacak mahiyettedir. Ada, büyük koloniyi, Bering ve Chukchi denizinin şiddetinden ve insan dahil diğer canlıların kötü emellerinden koruyan mükemmel bir sığınaktır. Uzun yaz günlerinde adaya gelen küçük gruplar denizden çıkarlar ve ada sahilini kaplayan diğer morsların yanına uzanırlar. İki üç günlük bir hareketsizlikten sonra 5—10 °C sıcaklığındaki denize tekrar dönerler ve bir hafta boyunca kuvvetli bir şekilde beslenirler. Tamamiyle erkeklerden oluşan bu mors topluluğu, aralarındaki hiyerarşi zayıf olmasına rağmen, bir arada bulunmak hoşlarına gittiği için harika bir beraberlik misali verirler. Yuvarlak adanın sarp burunlarından bakan bir kişi uzak beslenme bölgelerinden dönen mors grupları ile adanın çevrilmiş olduğunu görür. Morsların çıktıkları sahile ulaşabilmek için deniz seviyesinden 300 metre yukarıya tırmanmak, karla kaplı iki bölgeyi, çayırlık arazileri ve bataklıkları geçmek ve bir iple birkaç metre aşağıdaki çimenlik araziye inmek gerekmektedir.

Burada birbirine dokunacak şekilde uzanmış 4,5 metre uzunluğundaki vücutların meydana getirdiği görüntüden müteşekkil manzara insanı hayrette bırakmaktadır. Morslar dev cüsselerine rağmen sakin yaratılışlıdırlar. Dikkat çekici hususiyetlerinden olan uzun köpek dişleri 5 cm. ye kadar büyümektedir. Çizgili ve katlanabilir mahiyette olan derileri, morsu diğer arkadaşlarının uzun ve sivri dişlerinden korumaktadır. Bu dişler, taşıyanın cinsiyetini ve yaklaşık olarak yaşını belirleyen işaretlere sahiptir. Asıl ehemmiyeti ise, morsun grup içindeki sosyal yerini tayin eden organ olmasıdır. Bu yüzden dişleri nisbeten büyük olan diğerine daha baskındır. Bu dişler aynı zamanda, buzda nefes alma delikleri açmak ve sudan tırmanarak çıkmak için de kullanılmaktadır.
Erkekler ve dişiler sonbaharın sonlarına doğru bir araya gelirler. Çiftleşme tahminen ocak veya şubatta cereyan eder. Yavrular ise bir sonraki yılın baharında doğarlar. Dişiler en fazla İki yılda bir yavru doğurabilir ve yaşı İlerledikçe bu zaman uzar. Böylece sağlıklı bir dişi mors maksimum 40 yıllık hayatı müddetince 12-13 yavru yetiştirebilir. Yavru ilk doğduğunda yaklaşık 1 metre uzunluğunda 60 kg. ağırlığındadır. Bir yıl sonunda ağırlığı 3 katına çıkar ve 2,5 cm. uzunluğunda dişlere sahip olur.

Bahar ve yaz süresince dişi morslar ve yavruları Chukci denizine çekilen buzulları takip eder ve bazen kuzey buz denizine kadar giderler. Yavrular bu zaman zarfında derin dalışlar yapamayacak kadar genç olduklarından korunma, kılavuzluk ve süt yönüyle annelerine muhtaçtırlar. Anne morslar yavrularına çok İhtimam gösterirler ve yavrularının gözü önünden kaybol-masındansa açlıktan ölmeyi tercih ederler. Bir müşahid şöyle bir hadiseyi nakletmektedir: "Ben bir dişi morsun buzullar arasındaki bir yarığa düşmüş yavrusunu kurtarmak için koca bir buz kayasını parçaladığını gördüm. Dişleri bir kazma kadar tesirliydi. 9 metre uzağında 12 adamın bulunması morsu kendi İşiyle meşgul olmaktan alıkoymuyordu. Ona yardım etme teşebbüslerimiz, öfkeli hamleler ve ağzını hızla açıp kapayarak çıkardığı tehditkar bir sesle karşılık buluyordu. Bu ses birisinin demir bîr boruya çekiçle vurmasından hasıl olan sese çok benziyordu. Biz kendi İşimize döndük ve bu sırada o da kurtardığı yavrusunu sırtına alıp oradan yüzerek ayrıldı.
Alaska Balık ve Av Hayvanları Bölümünden John Burns şöyle diyor: "Morslar derin dalgıçlar ve yavaş yüzücüdürler. Onlar mükemmel hususiyetlere sahiptirler. Yüzlerindeki tüyler ve burunlarındaki ince deri his organı olarak vazife görür. Kara hayvanlarından daha fazla kan hacmine sahiptirler ve kanlarında oksijenle birleşmek için daha fazla miktarda hemoglobin vardır. Üstelik kaslarında da oksijenle birleşmek için daha fazla miktarda myoglobutin vardır. Morslar bu hususiyetlerinden dolayı, büyük miktarda laktik asid depolayabilirler, ki bu bizim için imkânsızdır. Belli bir mesafe son hızınızla koşarsanız neticesinde kaslarda lâktik asid şeklinde oluşan artık maddeleri temizlemek için çok hızlı nefes almanız gerekir. Bir mors ise bu işi muazzam bir süratte yapabilmektedir. Yüce Yaratıcı'nın kendisine bahşettiği vücud yapısı 250 metre derinliğe dalmaya müsaittir. İnsanlar ise, ilerlemiş ilim ve teknikten son derece faydalanmalarına rağmen tüple en fazla 100 metre derinliğe inebilmişlerdir. İlim adamlarına deniz altına dalmada öncülük eden Yaratıcının bu güzel san'atı bünyesinde taşıdığı sırrın çözümünü beklemektedir.

Science Digest'den:
Mehmet Sami Polatöz