Mart 1987 · s. 30 · 4 dakikalık okuma
Batılıların Gözünde Modern Ailenin Çıkmazları

Herşeyin sürekli bir değişme gösterdiği günümüzde, içtimai yapının temelini oluşturan ailede de birçok değişiklikler müşahede edilmektedir. Hususiyetle kadının İş hayatına atıldığı ailelerde eskiye dönük rollerin değişmesi neticesinde yeni meseleler ortaya çıkmaktadır. Kadının çalışması ekonomik olarak bir rahatlama getirmesine rağmen, problemleri azaltmamakta aksine artırmaktadır.
"John ve Jane otuz yaşlarında, iki çocuklu bir ailedir. Çocukların İkisi de okula devam etmektedir. Rahatsızlığı sebebiyle bir süredir çalışmayan Jane, yeniden işine geri dönmeye karar vermiştir. Aile bütçesine girecek ilâve paranın John'un rahatlamasına yardımcı olacağını düşünmektedir. Neticede, John'u rahatlatması gereken bu durum, onun daha stresli bir vaziyete girmesine sebeb olmuştur. Ona göre aile içinde bir süredir var olan tatlı hava tekrar kaybolmuştur. İkisi de gün boyu çalıştıklarından, giderek artan problemlerini tartışmaya bile zaman bulamamaktadırlar. Evlâtları Mary ve Mike ise ümit verici dereceler elde etmektedirler. Mike, Mary'nİn iftihar kaynağı olmasına karşın, Mary'nin son başarısı Mike'i rahatsız ediyordu. Mary'den geri kaldığını düşündükçe canı sıkılıyor, bu da çekememezlik ve birbirini İstememe gibi duyguların giderek artmasına sebeb oluyordu. Kendi meselelerini halledemeyen John ve Jane ise çözüm getirici olmaktan çok uzaktılar."
Yukarıda anlatılan hadîse, batı toplumunun günümüzde yaşadığı sahnelerden biri olup, karı—kocanın çalıştığı ailelerde ortaya çıkan psikolojik ve rûhi problemleri yansıtmaktadır. Batı toplumunda evli kadınların yarısından fazlası bir işde çalışarak aile bütçesine yardımcı olmaktadır. Çalışan evli kadınların sayısı giderek artmaktadır. Bu tip aileler üzerinde çalışmalar yapan psikolog ve sosyologların buldukları gerçek "çalışan kadının aile bütçesindeki sıkıntıyı azalttığı, buna karşılık kocanın istenilmeyen ve beklenilmeyen seviyede stress içine girdiği, neticede de aile bağlarının zayıfladığı" dır. Çalışan kadın sayısının artması, endişeli kocaların, gerek toplum, gerekse aile içindeki üstünlüklerini yitirdikleri mevzusu hakkındaki şüphelerini daha da artırmaktadır.
New Jersey'de Ruh Sağlığı Hastahanesinde sosyal psikolog olan GStaines çalışan 616 Amerikalı evli erkek üzerinde yaptığı araştırmada çalışmayan kadınlara sahip erkeklere nazaran, çalışan kadınlara sahip erkeklerin, kendi işlerinde daha tatminsiz ve rahatsız olduklarını tesbit etti.
Cornell Üniversitesi'nde sosyolog olan P.Moen: "Günümüzün ekonomi anlayışı, aileye para kazandıran tek kişinin aile reisi olduğu düşüncesini yıkarak kadının da aile bütçesine yardımcı olmasını sağlamıştır. Herhangi bir kimse, evli kadınların çalışarak, maddî açıdan kocalarını rahatlattığını düşünebilir. Fakat yine de birçok erkek, aile bütçesinde kendi maaşlarının daha önemli olduğuna İnanırlar." demektedir.
Bugün pek çok erkek, kadınların da çalışması gerektiğini savunur ve ileride kendisinin de çalışan bir kadınla evlenmek istediğini söyler. Bu kimseler çalışan bir kadınla evlendikleri günden İtibaren hanımından, çalışan değil de, çalışmayan bir ev kadınının davranışlarını ister. Adeta koca, düşünce dünyasında müdafaa ettiği fikirleri, davranışlarıyla yalanlamaya başlar. Bu tür ailelerdeki mutsuzluğun ve geçimsizliğin temelinde bu gerçek yatmaktadır. Psikoterapist S.Osherson bu tip erkeklerin davranışlarını "Hanımımın çalışmasını isterim ve bundan memnun olurum. Ancak çalışan bir kadına benzemesini asla istemem." şeklinde izah eder.
Birçok toplumda, kadının hissî yapısıyla kocasını sakinleştirici ve rahatlatıcı, erkeğin de para kazanıp ailesinin geçimini sağlayıcı bir kimse olduğu öğretilir. Aileler de bu esasa göre kurulup yürütülür. Bu fikirlerle büyüyen çocuklar evlendiklerinde bu eğitimin tesirleri kendini göstermeye başlar. Kadının gelir getirici bir rolü üstlenmesi, erkekte şahsiyet krizine sebeb olur. Koca artık kendini evinin geçimini sağlayan biri olarak görmezse, ailedeki katkı payının ne olacağını bilemeyerek bunalıma düşer ve davranış bozuklukları gösterir.
Erkek karısına karşı, genellikle kadının bilmediği hissî bir bağımlılığa sahiptir. Bu çoğu defa kadın çalışmaya başladığı zaman ortaya çıkar. Kıskançlığı artabilir veya karısına olan güveni giderek zayıflayabilir. Osherson "Kadının küçük İş seyahatlerinin bile hemen hemen her kocada değişmez şekilde somurtma, küskünlük ve çocuksu davranışların ortaya çıkmasına sebeb olduğunu" belirtir.
New Mexico Üniversitesi'nden sosyolog J.Hood "Çalışan ve iyi bir ücret alan meslek sahibi erkeklerin, kocanın hakim olduğu aile tipinden vazgeçerek çalışan bir kadın almalarının psikolojik fiyatının kadının getireceği maddi gelirden çok daha yüksek olacağını belirtir ve şu soruyu sorar: Kocanın, daha fazla ev işi yapmak mecburiyetinde kalarak, mevcut düzenini altüst etmesi basit bir mesele midir? Erkekler bunun hesabını iyi yapmalıdırlar."
Sosyal Psikolog Pleck Amerikalı erkeklerin 1965 yılına nazaran 1981 yılında daha fazla ev işi yaptıklarını hesaplamıştır (1965'de haftada ortalama 1.6 saat, 1981'de ortalama 2 saat).
Kadının çalışıp çalışmamasının erkeklerdeki bu fazla çalışmaya katkısı yok denecek kadar azdır. Bu yüzden kadınların dışarıda çalışması onların hürriyetine ve ekonomik İstiklaline değil, daha fazla yıpranıp ezilmelerine yol açarak onların, şefkat ve annelik hislerinin de zayıflamasına sebeb olmuştur. Belki bir takım teknik imkânlar ev işlerini kolaylaştırdı ama kadınların ev işi sayısını azaltmadı. Kadın çalışmakla, zaten ağır olan yükünü iki misline çıkarmıştır.
Pleck, "Erkeklerin kadınların bu hallerini görüp onlara ev işlerinde yardımcı olmaları beklenirken tam aksine ev işlerini hiç bölüşmezler veya çok çok az bölüşürler." demektedir.
Kadın ve kocanın çalıştığı genç ve yeni evli çiftlerde bu bilgiler ve gerçekler biraz daha farklıdır. Onların her ikisi de mesleklerinde yükselmeye gayret ettiklerinden İster İstemez aralarında rekabet doğabilir ve birbirlerine kendilerini kabul ettirmeye uğraşırlar. Sadece kocanın çalıştığı ailelerde ise, kadın, kocasının başarılarını paylaşıp onunla benliğini tatmin ederken; aksi durumda, kendi çalışması neticesinde ulaştığı başarının getirdiği tatmin, onun, kocasından uzaklaşmasına yol açar. Dahası kadın kocasından daha fazla para kazanıyor veya daha üst bir mevkiide ise evlilikleri kısa bir süre sonra sonlanabilir. Psikolog Stiney "Daha fazla para kazanan kadın tehlikelidir. Ayrıca kadın makam olarak da bir üst işte çalışıyorsa ve daha yüksek bir eğitim ve terbiye görmüşse bu tehlike çok daha fazladır." der.
Günümüzde karı-kocanın çalıştığı aileler bunalım içindedir. Psikolog ve sosyologlar, erkek ve kadının rolleri ve hayattan beklentilerinin neler olduğu hususunda arayış içerisindedirler. Arayışlarının, onları aydınlık düşüncenin ışık tayflarına ulaştırması ümid ve dileğiyle...
Selim Çaldıranlı