Haziran 1992 · s. 17 · 7 dakikalık okuma
Mucidlerin Dünyası -2

Diverjant düşünce mevcut bilgiye dayanılarak yeni orijinal değişik alternatif ve çözümlerin üretilmesinde iş görür. Daha çok fen bilimleri ve teknolojide hayati Öneme sahip olan bir düşünce tarzıdır. Diverjant düşünme, çeşitli bilgileri birçok alternatife ulaşmak için bir sıçrama tahtası olarak kullanarak değişik cevaplar çıkarabilme kabiliyeti gerektirir. Diverjant düşüncenin cevaplarında akıcılık, bir probleme verdiği cevapta ürettiği çözüm sayısı, uyumlu esneklik, yorum ve yaklaşımların yeniden yapılandırılması, orijinallik, fikir ve çözümlerin geliştirilmesi gibi hususiyetler göze çarpar. Konverjant düşünce yeni ve farklı tek bir kullanış tarzına ulaşmak için nesneleri veya hadiseleri yeniden düzenleyebilme kabiliyetini gerektirir. Diverjant düşünme ise, orijinalliği gerektirir.
Konverjant Düşünme, kritik düşünmede esastır. Ayrıca, öğrenciye tarihten ve geleneklerden yani kendi kültüründe şekillenen haliyle insanlığın geçmiş dönemlerinden istifade etme imkanı verir. Bunlarda daima bilinen problemlerin doğru cevapları vardır. Bu cevaplar, düşünmede ekonomiyi sağladıkları için böylece kabul edilmelidir. Diverjant Düşünce ise, daha iyi, tek (benzeri bulunmayan) veya yeni çözümler arandığında önem kazanır. Tek doğru cevap üzerinde ısrarlı bir şekilde durmak, ekseriya bizim resmi eğitimimizde karşılaşılan bir durum olup diverjant düşünmeden ziyade konverjant düşüncenin gelişmesini teşvik etmektedir. Halbuki, bu iki düşünce tarzı arasında, öğrencileri problemlere yeni çözümler aramaya, farklı potansiyel çözümleri yakalamaya ve karşılaştıkları problemler ne çeşitten olurlarsa olsunlar alternatif çözümlerin yeterliliğini değerlendirmeye tabi tutmaya teşvik etmekle bir denge kurulabilir. Eğer bu denge kurulamazsa mucidlik kabiliyeti olan öğrenciler ister istemez harcanmış oluyorlar. Ama eğer, öğretmen, fen bilimleri derslerinde eğitim süresinden zaman kazanmak için ekseriya yaptığı gibi birtek doğru cevap üzerinde ısrar ederse, öğrenci neticede, yalnız birtek kabul edilebilir cevabı arayan bir öğrenme tarzını ve buna uygun hayat tarzını benimseyecektir. Aksine öğretmen daha erken yaşlarda birbirinden farklı çözüm yollarının aranmasını teşvik ederse, öğrenci daha çok dahice problem çözmeye destek olan diverjant düşünme tarzlarını öğrenme eğiliminde olacaktır. Bilhassa bunun okul öğretim müfredatında veya grup eğitiminde dikkate alınması hayati öneme sahiptir.
Otoriter durumlarda belli bir istikamette oldukça yönlendirilmiş hayat tarzlarının neticesi olarak sonunda öğrencilerde konverjant düşünce tarzı hakim olmaktadır. Serbest ve anlayışlı bir atmosfer içinde yaşayan öğrencilere ise doğru ve sağlıklı bir eğitim verildiğinde diverjant düşünce tarzı hakim olmaktadır. Bunlar, bir maksada veya bir standarda uyma zorunluluğu tarafından engellenmeden, birçok alternatifi (farklı çözüm yollarını) tecrübe etme eğiliminde olmakta, yeni çözümleri aramayı, bilinen eski çözümlere tercih etmektedirler.
MUCİDLİĞİ ÖLÇEN TESTLER
Zeka testi skorları, konverjant düşünmenin ölçüsü olarak kabul edilmiştir. Çünkü zeka testlerinde yüksek skorlar tipik olarak "doğru" cevapları bilmeye dayanmaktadır, mucidlik ise şu testlerle ölçülmüştür.
a) Her bir kelimeye verilen farklı tariflerin (veya manaların) sayısı,
b) Kullanım sahası bilinen nesneler için bulunan farklı kullanma sahası sayısı,
c) Karmaşık desenler içinde saklı belirli geometrik biçimleri bulabilme,
d) Sonu belirtilmemiş hikayelere bulunan birbirinden farklı sonların sayısı,
e) Verilen bilgileri kullanarak birbirinden farklı üretilen problemlerin sayısı.
Bu testlerde öğrencilerin skorları, cevap sayısına, çeşitliliğine (veya birbirinden farklılık seviyesine), cevapların uygunluğuna ve kompleksliğine bağlı olmaktadır. Mucidlik testlerinde de zeka testlerindeki aynı derecelendirme esas alınmış olup dâhi öğrenciler düşük dâhi, orta dâhi, yüksek dâhi ayırımlarına tabi tutulmaktadır.

Bu testlerden "Bilinen nesneler için yeni kullanım sahaları bulma" örnek olarak aşağıda verilmiştir.
Test edilen kişiden bilinen birtek fonksiyonu olan nesnelere, mümkün olduğu kadar çok kullanım sahaları bulmaları istenir. Bunlar, genelde "tuğla", "ataç", "kağıt kıskacı, "kürdan" gibi bilinen nesnelerden seçilir. Kişinin puanı, belirttiği kullanım sahalarının sayısına ve orijinalliğine göre tespit edilir. Mesela, bu testten düşük puan alan kişinin tuğla için verdiği cevap şöyle olabilir : "Tuğla inşaatda kullanılabilir. Tuğlayla bir duvar örülebilir, kaldırım yapılabilir veya bir şömine yapabilirsiniz." Buna karşılık bu testten yüksek puan alan birinin aynı soruya cevabı şu şekilde olabilir: "Tuğla hem inşaat için hem de kağıtların üzerine ağırlık olarak da kullanabilirsiniz. Kapıların kapanmasını veya açılmasını önlemek maksadıyla da kullanabilirsiniz. Tuğlayı ısıtıp termofor (yatak ısıtıcı) olarak veya fırlatarak bir silah gibi kullanabilirsiniz Ayrıca tuğlanın içini oyup bir kül tablası olarak da kullanabilirsiniz."
Diverjant Düşünce, organize olmuş bir konuşma ve bir hitap cümlesini, verilen sinyallere uygun olarak kolayca üretebilmeyi gerektirir. İfade akıcılığı ve tutarlılığı olarak isimlendirilen testle ölçülür. Mesela, aşağıdaki harflerle başlayan dört kelimelik bir cümle kurunuz. "B.....i..... s.....d....." (Bu işin sonunu düşünmeliydin...)
Konverjant Düşünce, ilerideki örnekte görüldüğü gibi, hadiseleri en uygun ve en mantıklı bir sıra içinde düzenleme kabiliyetini gerektirir : "Aşağıdaki hadiseler hangi sıra içinde vuku bulmalıdır? 1- Birçok yol kapandı ve evleri su bastı, 2- Sürekli sağnak dolayısıyla nehir kabararak taştı, 3- Bütün bu bölgede trafik durduruldu."
Batı ülkelerinde bu konuda yapılan araştırmalardan oldukça enteresan neticeler elde edilmiştir. Araştırmalarda ön elemeyle seçilmiş kabiliyetli öğrenciler iki gruba ayrılarak, her ikisine de sırasıyla konverjant ve diverjant düşünme seviyesini ölçen testler uygulanmışdır.
Konverjant düşünceyi Ölçen testlerle belirlenen "Yüksek Zekalılar" grubu, en yüksek zeka katsayısı puanından itibaren aşağıya doğru sıralanan bütün Öğrenciler arasında %20'lik bir öğrenci grubunu teşkil ederken, "Yüksek dâhiler" grubu mucidlik testlerinde en yüksek puanı alan %20 nisbetindeki bir öğrenci grubunu teşkil etmişdir "Yüksek Zekalılar", zeka testlerinde en yüksek puanı almalarına rağmen, mucidlik puanları, "Yüksek dâhiler" grubununkinden daha aşağıda seyretmişdir. "Yüksek dâhiler" ise, mucidlik testlerinden en yüksek puanı almalarına rağmen, zeka puanlan "Yüksek Zekalılar" grubundakinden daha aşağıda kalmışdır. Zeka katsayısı puanlarındaki bu farklılığa karşılık, okul başarısı her iki deney grubunda da aynı seviyededir. Fakat deney gruplarının okul başarılarının ortalamaları, okuldaki bütün öğrencilerin ortalamasından anlamlı derecede daha yüksektir. Bu sebepten, zeka seviyeleri ortalamanın üstünde olan belirli bir öğrenci grubunda derslerde başarı için mucidlik de yüksek zeka kadar önemli bir faktör olarak görünmektedir. Yapılan diğer araştırmalarda zeka katsayısı düşük, yüksek dâhilerin, ders başarısı puanlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde düşük dâhi ama yüksek zekalı öğrencilerin de derslerde tatminkar başarılar elde ettikleri görülmüştür. Bu yüzden okul başarısının gerçekte zeka veya mucidlik faktörüyle mi yoksa her iki faktörle mi bağlantılı olduğu bilinmemektedir.
Gallagher, zeka ve mucidlik ölçümlerine dayanan bir sınıflandırma yaparak öğrencileri dört gruba ayırmıştır. Yüksek dâhi (High Creativity) - Yüksek Zeka (High İntelligence) ya sahip çocukların kontrol ve hürriyet sınırlarını kendileri tayin ettiği, hem yetişkinler gibi hem de çocuk gibi davrandıkları müşahede edilmiştir. Yüksek dâhi- Düşük Zeka'lı çocuklar kendi kendileriyle ve okul çevreleriyle Öfkeli bir çatışma içerisindedirler. Değersizlik ve yetersizlik duygularıyla kendilerini yerler. Bununla beraber gerginliklerin olmadığı durumlarda zihnî bakımdan gelişerek, parlak bir başarı sergileyebilirler. Düşük dâhi - Yüksek Zeka grubunda 0.0333-33333323.......3 ki çocuklar adeta okul başarısına "müptela"dırlar, (uyuşturucu müptelası gibi). Akademik başarısızlık onlar için bir felakettir. Öyle ki, bu felaket ihtimaline karşı devamlı olarak yüksek puan için çaba sarfederler (Kız öğrencilerde genelde olduğu gibi). Son grup olan Düşük dâhi - Düşük Zeka'lı çocuklar, temelde konuların kompleksliği karşısında şaşkın bir vaziyette, çeşitli müdafaa manevraları yaparlar. Mesela sosyal faaliyetlere çok ağırlık verirler veya "pasiflik gibi bir çeşit geriye dönüşte bulunurlar, Nadiren de, psikosomatik semptomlar geliştirirler.

Ayrıca Gallagher, yüksek zeka-düşük dâhi grubuna dahil öğrencilerin kökleri, münasebetleri, esas konuyu ve anahtar kelimeleri bulma gibi işlerde başarılı olamadıklarını belirtir.
Yapılan bir ankette , öğretmenlerden her bir öğrenciyi beş derecelik bir ölçeğe göre değerlendirmeleri istenmiştir. Değerlendirme neticesinde Yüksek dâhilerin fazla yüksek puan alamadıkları görülmüştür. Öğretmenler, Yüksek zekalılar grubundaki öğrencileri diğer öğrencilerden veya Yüksek dâhilerden anlamlı derecede daha fazla "arzu edilir" olarak değerlendirmişlerdir. Yüksek zekalıların öğretmenler tarafından daha fazla tercih edilmelerinin sebebi, muhtemelen zihnî ve sosyal oryantasyonların (başarı ve uyumlarının) diğerlerine nisbetle daha iyi olmasından ileri gelmektedir. "...Yüksek Zekalılar, oturmuş anlamlar üzerinde yoğunlaşmakta, ferdî başarılarını kalıplaşmış standartlara uyarak sağlayacaklarına inanmakta, öğretmenlerin telkin ettiği modele göre hareket etme eğiliminde, kendilerinden beklenenlere uyacak meslekleri düşünmektedirler. Yüksek dâhiler ise, kalıplaşmış anlamların dışına doğru yayılmakta, öğretmenlerin telkin ettiği modelden uzaklaşan davranışlar göstermekte, kendilerinden beklenenlerle uyuşmayan meslekleri düşünmektedirler..."
IQ (zeka ölçüm testi) testlerinin ölçtüğü şey olarak zekayı ele alacak olursak, sanatta, edebiyatta ve bilimde mucid olan kişilerin; olmayanlara kıyasen daima daha zeki olduklarını ve yüksek zeka katsayısına sahip kişilerin çeşitli disiplinlerde önemli ve orijinal keşiflere çok daha fazla destekde bulunduklarını gösteren delillerle karşılaşırız. Bu da zekanın gerçek dehanın ortaya çıkmasını veya ifadesini mümkün hale getirdiğini ve buna bir araç teşkil ettiğini göstermektedir. Dâhi potansiyellerin ortaya konabilmesi için, genellikle, ortalamanın hiç olmazsa biraz üstünde bir zeka seviyesi gerekli olmaktadır. Fakat bu kritik seviyenin üstünde, zeka ile gerçek mucidlik arasındaki münasebet azalmaktadır.
Akademik ve mesleki faaliyetlerde başarılı fakat hiçbir zaman orijinal fikirler üretmeyen yüksek zekalı mucid olmayan fertler, kültürümüzde çok aşina olduğumuz bir "figürdür".
Taylor ise, ferdin entellektüel faaliyetlerle ilgisi, kendi gayretiyle öğrenme arzusu, kendine güven, kendi kendine yeterlilik ve bağımsız kalabilmek için çaba sarfetme gibi vasıflarını ortaya çıkaran şahsi raporlara dayanan biyografik verilerin, geleceğin dâhilerini kestirmekte, standart zihin ölçüm testlerinden daha iyi bir vasıta olduğunu ifade etmektedir.
KAYNAKLAR
1- ARIK, İ.A. (1990). Yaratıcılık, Kültür Bakanlığı Yay.No:790. Ankara
2- ENÇ, M. (1979). Üstün Beyin Gücü, Eğitim Fak. Yay. No:83, Ankara Üniv. Ankara
3- Baysal, J., İPŞİROĞLU, N. ve ark. (1990). Y.T.Y. Çağdaş, Eğitim. Cem Yayınevi, İstanbul
4- UZUNOĞLU. S VE YALÇINELİ, M. (1991). Ö. Y.amanlar L.isesi. T. Bilimler Araştırma ve Geliştirme Grubu Çalışma Raporu. Örnekköy-İzmir.