Sızıntı Arşivi

Kasım 1989 · s. 11 · 3 dakikalık okuma

Marmot Kış Uykusuna Hazırlanıyor

A. Pars · Zooloji

kas89

Çeviren: Fuat Meseli - Derleyen: A. Pars

İlk kar henüz yere düşmüş, kış, kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştı. Ortalıkta geç kalmış küçük bir hayvancıktan başka kimse yoktu. Peki onu bu vakitte buraya getiren sebep neydi? Bir dağ faresi olan marmot, yaz boyunca kuru ot saplarını kırparak, kışın İçinde barınacağı yuvasını hazırladı. Genellikle yuvasını yaparken kullandığı malzeme 15 kg.ı bulur. Kuru ot ve çalılardan müteşekkil mükemmel bir döşek ve her yanı soğuktan iyice izole edilmiş rahat bir barınak, onların kış uykularını geçirebilecekleri en iyi yerdir. Bu yuvayı yaparken takip ettikleri program, işin başarılabilmesi için çok mühimdir ve onlar buna uyarlar.

Bu küçük hayvancığın kış için aldığı en büyük tedbir ise Yaratıcı'nın kendisine bahşettiği yağ keseciklerini doldurmasıdır. Bütün yaz, ihtiyacından fazlasını yediği için, soğuk kış günlerinde enerji kaynağı haline gelen bu depolar, hayati önem taşır.

İlkbaharın gelmesiyle tüm stoklarını bitirip zayıf düşen hayvancık, yuvasından çıkıp taze otlar ile kısa zamanda formunu kazanmaya bakar. Her işinde olduğu gibi yem aramayı da belli bir program içerisinde yapar.

Onların hayatlarında rastlantıya ve şansa yer yoktur. Mesela, yuvaları, güneye bakan yamaçlarda olanlar, sabah güneşin doğmasıyla birlikte harekete geçer, ortalık iyice ısınıncaya kadar aralıksız çalışırlar. Günün ikinci çalışma dilimi ise, öğleyin verilen aradan sonra İkindi vaktinde güneşin te'sirinin azaldığı vakitten, akşam batıncaya kadar devam eder. Günün bu bereketli saatlerini uykuyla geçirmezler. Yuvaları güney yamaçlarda olanlar kuzeydekilere göre daha yavaş kilo alırlar. Aynı mukayese, yüksek tepelerde yaşıyanlar ile ılık vadilerdekiler arasında da geçerlidir. Bunun en önemli sebebi ise yiyecek arama sürelerinin daha az olmasıdır. Fakat, bu, onlar İçin bir noksanlık değildir. Onlar, kışın gelmesinden daha geç müteessir oldukları için daha uzun süre yiyecek toplayabilirler ve böylece diğerleriyle aralarında bir fark kalmaz. Tabiatta adalet elinin işlediğini gösteren, belki de en basit dengelerden birisi de bu durumdur.

kas89

İlkbaharda taze otlarla beslenip canlanan ve bütün yaz boyunca yağ keseciklerini dolduran marmot sonbahar geldiğinde uykuya ayırdığı saatleri arttırmaya başlar. Çünkü ağırlığı iki katına çıkmış olan bu hayvanlar artık yürümekte güçlük çektiklerinden daha fazla kilo alamazlar. Ekim ayı geldiğinde tamamen yuvalarına çekilip çıkış deliklerini tıkayan sakinler, artık yaşlılardan başlayarak uykuya dalarlar.

Bu sevimli yaratıklar, soğuğa karşı hassas oldukları gibi, aşırı sıcağa da dayanamazlar. Kış uykusuna yattıkları yuvalarında, ortamın sıcaklığını dengede tutmak yaşlı ve erişkin fertlere düşmektedir. Yaşları ilerledikçe yağ keseciklerinin sayısı artan yaşlılar, kışın soğuk günlerinde gerektiğinde vücutlarından sıcaklık yayarak yuvayı devamlı 36°C'de tutarlar. Bilhassa yavrulu dişilerin, ilkbaharda doğmuş yavrularının sıcaklık ihtiyaçlarını karşılamak için, yavrusuz dişilere göre daha yüksek vücud sıcaklığına sahip bulunmaları dikkate şayandır. (Oysa insanlarda gebelik döneminde bir derece artan vücut sıcaklığı, doğumdan sonraki ilk kırk gün içinde normale dönmektedir. A.P.) İlkbaharda doğum yapan dişi marmotun 5—6 ay sonra lüzumlu hormon salgılarının başlamasıyla vücud sıcaklığının artıp yavrularını ısıtması neyle açıklanabilir? Üstelik yağ keseciklerinin ağır kış şartlarında bitmesi pahasına, kendi yağ depolarını harcayan dişi bir marmot, ile yavrularını korumak için başını ite kaptıran tavuk arasında ne fark vardır? Her ikisi de aynı kaynaktan ilham almamış mı?

Nihayet Kasım ayı gelmiştir ve dışarıda şu geç kalmış hayvancıktan başka kimseyi göremezsiniz. Çünkü artık kış, onların ortalıkta dolaşmasına müsaade etmemektedir ve uyuma vakti çoktan gelmiştir.