Haziran 1982 · s. 9 · 2 dakikalık okuma
Maltus Yanılıyormu
Mehmet Şehriyar · Dr. · İnceleme

XIX. yüzyılın başlarına doğru, artan dünya nüfusu karşısında gıda maddelerinin insan ihtiyaçlarını uzun süre ve yeterli derecede karşılamayacağı endişesine kapılan T. R. Malthus ve D. Ricardo gibi düşünür ve iktisatçılarla karşılaşırız. Kötümser iktisatçılar akımını temsil eden Malthus, "nüfusun geometrik bir dizi, üretimin ise aritmetik bir dizi ile artacağı"nı ısrarla belirterek gelecekte bütün insanlığın açlıktan Öleceğini ileri sürmektedir.
Bir iki asırdan beri ekonomi-kitaplarında karamsar bir düşüncenin mahsulu olarak zihinleri bulandıran bu teori, artık bugün geçerliliğini çoktan kaybetmiştir. Malthus gibi düşünenler, gıda maddelerinin gelecekteki artış seyrini iyi hesap edemedikleri gibi, Yaratıcı'nın mahlukatına gösterdiği sonsuz merhametini ve ihtimamını kısa ve dar akıllarına sığıştıramamışlardır.
XIX. yüzyılın başlarından bu yana, hızla artan dünya nüfusuyla doğru orantılı olarak toplam ihtiyaçlar artmıştır. Bunun yanında, her insanın ihtiyaç listesindeki tüketim maddeleri türü de önemli bir gelişme göstererek, yeni ihtiyaç maddeleri bu listelere dahil edilmiş olmasına rağmen, gıda maddelerinin nüfus artışından daha hızlı arttığını görürüz. Bu artışın seyri aşağıdaki tabloda görülmektedir.

Yukarıdaki tabloda 12 yıllık bir zaman süresi içinde dünya nüfusunun % 36 artmasına karşılık gıda maddelerinde % 45 oranında bir artış sağlandığı görülmektedir. Ayrıca A.B.D.'de yapılan bir çalışmada, 1975 ilâ 2000 yılları arasında toplam dünya nüfusunun 4 milyardan 6,18 milyara çıkacağı tahmin edilerek, toplam dünya nüfusunun % 50, buna karşılık gıda maddelerinin %90 oranında artacağı belirtilmektedir. Tarımda ve sanayide hızla gelişen ve değişen teknolojinin, gün geçtikçe gıda maddeleri potansiyelini daha da arttıracağı söylenebilir. Nitekim, A.B.D. Sosya! Araştırmalar Enstitüsü Uzmanı F.M. İsfendiyarî bu mevzuyu şöyle açıklamaktadır:

"Dünya bol enerji, bol gıda maddesi, bol hammadde dönemine doğru yol almaktadır. XX. yüzyılın sonuna doğru yaklaştığımız bu günler, daha ileride dünyanın kıtlık çağından bolluk çağına geçiş dönemi olarak hatırlanacaktır. Güneş, nükleer enerji, yeraltı ısı kaynakları, kullanılan enerjinin yeniden devreye sokulması, rüzgar enerjisi gibi kaynaklar yakın bir gelecekte ucuz, havayı kirletmeyen ve sınırlı olmayan enerji sağlayacaktır. Sonsuz bir Kâinatta, sonsuz kaynakları elde etmek üzere bulunduğumuz bu inkişâf döneminde dünyada kıtlığın olacağı nasıl düşünülebilir?"
Yaradanın yarattıkları için Kâinatta hazırladığı sayısız madde ve enerji kaynaklarından İnsanoğlu ilmini geliştirdiği nisbette istifade edecektir.
Hattâ bugün gıda potansiyelinin artmasından faydalanarak, bazı gıda maddelerinden (şeker kamışı ve mısır gibi) A.B.D.' de ve Brezilya'da benzin yerine kullanılabilen "etanol" istihsal edilmektedir. Ayrıca yiyecek maddesi ihraç eden ülkeler (Arjantin, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika ve Filipinler) "gasohol" istihsaline başlamış bulunuyorlar.
1967 yılında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilâtı (FAO) tarafından yapılan hesaplamalara göre, Türkiye'nin 250 milyon insanı besleyebileceği tesbit edilmiştir. Aslında Türkiye, Dünya'da gıda bakımından kendine yeten nadir ülkelerden biridir. Mevcut kaynaklar tam olarak kullanıldığında, bugünkü nüfusun S katından fazla insanı besleyebileceği söylenebilir. Yeter ki, ülkemizin sahip olduğu yeraltı ve yerüstü servetleri tam değerlendirile bilsin.
Dr. Mehmet Şehriyâr