Sızıntı Arşivi

Ocak 1988 · s. 11 · 3 dakikalık okuma

Kurbağa Derisinin Açtığı Işıklı Yol

Arif Sarsılmaz · Doç.Dr. · Zooloji

oc88-10.jpg

Zooloji ile uğraşanlar, hayvanları incelerken şayet ellerinde doğru bir ölçü, gözlerinde hakikat dürbünü ile bu âleme bakarlarsa hiçbir hayvanın başıboş ve lüzumsuz yaratılmadığını, herbirinde sayısız sanat eserlerinin ve binlerce hikmetlerin gizli olduğunu görebilirler.

Hayvanlar âlemindeki hârika ahenk ve nizama tabiat ve tesadüfler hesabına bakan hiçbir şey göremezken, onlardaki mânâ ve inceliklerin sebebsiz ve abes olmadığını idrak edenler ise hergün yeni bir keşif yapmanın hayranlığı ve mutluluğu içinde insanlığa faydalı olurlar.

oc88-11.jpg

İşte bizim işe yaramaz, gürültücü ve çirkin bir yaratık olarak gördüğümüz, çamurlu ve pis sularda bile yaşayabilen kurbağaların bugüne kadar bilinen ekolojik dengedeki rollerinden başka; ilerde belki de çok önemli hastalıkların tedâvisinde kullanılabilecek, mikroblara karşı son derece tesirli bir madde elde edilmiş durumda insanlığın hizmetine girmek üzere hazırlanmaktadır.

Milli Çocuk Sağlığı ve İnsan Gelişimi Enstitüsü başkanı Michael Zasloff genetik araştırmalarında kullandığı Xenopus isimli kurbağanın yumurtalarını çıkarmak için devamlı olarak dişi kurbağaların karnını yarmakta, yumurtaları çıkarmakta ve tekrar dikip, içinde birçok bakterilerin bulunduğu su dolu tankın içine bırakmaktaydı.

Zasloff birgün aniden kurbağadaki bu ameliyat kesiklerinin nasıl hiçbir iz bırakmadan iyileştiğini, niçin bu kadar mikroplu bir su içinde kurbağanın ameliyat yarasında iltihabı durumların görülmediğini merak etti.

Çünkü normal olarak kurbağa kanındaki muafiyet sisteminin (immün sistem) faaliyeti ile bu kesiklerin olduğu yerde bu kadar mikroblu bir su içinde iltihabın meydana gelmesi gerekirdi. Aynı durumu elimizi kestiğimizde veya bir şey battığında, mikrop kapmışsa, kendimiz de müşahede edebiliriz.

oc88-12.jpg

Niçin iltihab meydana gelmiyor? diye sorusunu düşünürken Zasloff'un aklına burada şimdiye kadar bilinmeyen bir müdafaa şeklinin bulunduğu ilhamı geldi. Meselâ böcekler de çeşitli hastalıklara karşı bazı kimyevi müdafaa şekillerine sahiptir. Enfeksiyonlara karşı korunmadaki bu bileşiği tesbit etmek pek kolay değildi. Zasloff, Xenopus kurbağasının derisinden ifraz edilen mukus'da hiçbir anti-mikrobial aktivite bulamadı, taze ezilmiş deri özünde de yok denecek kadar az anti-mikrobiyal tesir gördü.

Fakat Zasloff yılmadan çalışmasına devam etti ve mükâfatını gördü: Taze, ezilmiş deri hücreleri özü içindeki tabii peptid parçalayıcı enzimlerin faaliyetine mani o-lan maddeleri ilâve ettiğinde, deri ekstresinde (özünde) çok geniş spektrumlu anti-bakteriyel faaliyeti tesbit etti, yani sudaki bütün mikropları öldürücü bir madde ortaya çıkmıştı.

Zasloff sonunda bu mikrop öldürücü tesirin 23 aminoasitten meydana gelmiş iki peptitle sağlandığını tesbit etti. Bu iki peptit molekülü iki aminoasit bölgesi hariç birbirine benzemiyorlardı ve her ikisi de farklı gruptan mikroplara karşı tesir göstermekteydiler.

Bu deri özünü mantarların ve bir hücreli parazit hayvanların bulunduğu vasata koyduğunda bu canlıların hepsinin öldüğünü hayret ve sevinçle müşâhede etti ve hatta önce inanamadı, acaba bir deney hatasından mı oluyor, dîye tekrar tekrar aynı işlemleri yaptığında hep aynı neticeyi bulunca da derhal bu hayırlı haberi Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde bütün dünyaya duyurmak üzere neşretti.

Bu hârika peptid moleküllerini İbranice mucizevî koruyucu (kalkan vs) manasında Magainin I ve Magai-nin II olarak isimlendirdi.

Magainin'lerin insan dahil diğer canlılarda da bulunabileceğini düşünen Zasloff bu maddelerin komputer modelini, R. J. Feldmann adlı aynı enstitüdeki bir arkadaşına çizdirdi. Komputer modelinden tahmin edildiğine göre Magainin molekülleri hücre zarını genişletecek kadar uzun olan helixler (spiral kıvrımlar) meydana getirmektedirler.

Zasloff'un düşüncesine göre bir grup Magainin molekülü hastalık yapıcı organizmanın hücre zarlarında delikler meydana getirebilecek şekilde dizilebilirler. Zarda açılan bu delikten hücre içine veya dışına kontrolsuz olarak bir çok iyon girebilir veya çıkabilirler. Böylece hücrenin osmotik basıncı veya elektrokimyevî dengesi bozularak hastalık yapıcı organizma ölür.

Yapılan bir deneyde terliksi hayvan (Paramecium)ın yaşadığı ortama Magainin II molekülü ilâve edildiğinde boşaltım kofullarının çalışmasının durduğu ve neticede Paramecium'un şişip patladığı müşâhede edilmiştir.

Magainin'lerin niçin Xenopus'un kendi hücrelerine zarar vermediği ise şu anda bir soru olarak kalmaktadır. Nitekim Zasloff deneylerinde alyuvarlarda herhangi bir zarar meydana gelmediğini ispatlamıştır.

Milli Çocuk Sağlığı ve İnsan Gelişimi Enstitüsü şu anda Magainin'lerin kanser hücreleri üzerine tesirini araştırmaktadırlar. İnşaallah yakın bir gelecekte beğenmediğimiz kurbağanın derisinden en tehlikeli hastalıklara karşı ilâç yapıldığını duyarsak hiç şaşırmayalım ve derdi veren Kudreti Sonsuz'un hiç ummadığımız yerden dermanı da yaratabileceğini bir kere daha tefekkür edelim.

Doç. Dr. Arif Sarsılmaz