Sızıntı Arşivi

Eylül 1987 · s. 8 · 5 dakikalık okuma

Kültür Bunalımı ve Günümüzdeki İntiharların Yorumu

Osman Özsoy · İnceleme

ey87-10.jpg

Bugün gelişmiş batı ülkelerinde aile ve cemiyet içi münasebetlerin büyük ölçüde dejenere olması ve annenin de is hayatına atılması sebebiyle sıcak alâkadan mahrum, insanlararası münasebetlerde sert ve sadist yetişen çocuklar, toplum tarafından dışlanmakta, yalnızlığa itilmekte, kötü huylar edinmekte ve bunun neticesi intihara kadar gidebilmektedir. İlim adamlarınca son yapılan tesbitler, rallilerin altında yatan gerçeğin intihar etme arzusu olduğunu ortaya koyunca, mesele değişik boyutlarıyla incelenmeye alındı. Sonunda matadorların, pankreas güreşçilerinin, boksörlerin vb. sert sporları yapanları, intihara teşebbüs eden gençlerle aynı vasıflara ve şahsiyetlere sahip oldukları görüldü.

20. asrın hızla değişen ictimai yapısı, hayat standartlarını yükseltmesine ve refah seviyesini artırmasına rağmen, insanlığın arzuladığı mutlu ve huzurlu vasatı bir türlü sağlıyamamıştır.

II. Dünya Savaşından sonra batıda başlayan hızlı ekonomik ve teknolojik gelişme, insanların içtimai hayatını kökünden değiştirirken, ilim adamlarının "Madde Kültürü" adını verdiği yeni bir kültür sistemi ortaya çıktı. Bu kültür, insanların çok çalışma, çok satın alma ve çok tüketmesini hedef alıyordu.

İçtimai münasebetlerin alabildiğine azaldığı ve aynı apartmanda oturanların bile çoğu kere birbirini tanımadığı günümüzde, evden işe, işden eve giden, hafta sonlarında vakit bulabilirse bir avuç yeşil toprak görmek için kırlara çıkan, mahallle arasındaki parklarda yorgun argın çocuklarını gezdiren günümüzün stress dolu insanı, maddi refah içinde olmasına rağmen neden mutlu olamıyor ve her geçen gün, "insanın kendisini bilerek katletmesi" olarak tarif edilen intihara teşebbüs ediyor.

Yapılan son istatistiki araştırmalar bu mevzuda yeni bilgiler ortaya çıkarmıştır. Buna göre intihar eden gençlerin şu hususiyetleri dikkati çekmektedir :

* İntihar eden gençlerin yüzde elliden fazlasının annesi bir işte çalışıyor.

* Yine büyük nisbette bu gençlerin, 15 yaşına gelmeden önce anne veya babasından birinin öldüğü tesbit edilmiş.

* İntihar eden gençlerin % 29'dan fazlası alkol bağımlısı...

* Ailevî problemlerin çok olduğu geçinemeyen ailelerde, yine büyük nisbette boşanmış alilelerde intihar teşebbüsleri mühim yekûn tutuyor.

* Kullanılması yasaklanmış uyuşturucu maddelerin, intihar eden gençler tarafından tüketildiği anlaşılmış.

İntihar eden gençlerin şahsiyetlerini araştırdığımızda, bunları kısaca iki grupta toplamak mümkündür:

1. Asi tabiatlı, söz dinlemeyen, hayalperest, uyumsuz ve evden kaçanlar.

2. İçe dönük, münasebetlerinde karamsar, girişim gücü zayıf, yalnızlığı seven insanlar.

Dikkat edilirse, kontrol altına alınamamış birinci gruptaki insanlarla, ne olduğu anlaşılamamış, problemleri tesbit edilememiş ikinci gruptaki insanlar, ifrat ve tefrit diyebileceğimiz ve sosyal münasebetlerde orta yolu bulamamış kimselerden meydana geliyor.

Yine, varlıklı ailelerin bol para harcayarak, çocuklarına geç yaşta sahip olması gereken şeyleri erken temin etmesi, diğer bir ifadeyle "maddî erken doyum" gelişmiş ülkelerde ki intihar hadiselerinin büyük nisbette, sosyo—ekonomik yönden zengin ailelerde meydana gelmesine sebep olmaktadır.

17 Nisan 1987 tarihinde, "Gençler Niçin İntihar Ediyor" adlı bir konferans veren Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Yıldırım Aktuna, dinleyiciler tarafından sorulan:

— Akıl hastanesindeki hastalar umumiyetle hangi sosyal kesimden geliyorlar, dar gelirli ailelerden mi, yoksa, sosyo—ekonomik zengin ailelerden mi? şeklindeki soruya:

— Zengin ailelerden, diye cevap vermişti. Yine genç bir kız tarafından sorulan ve dinleyiciler tarafından alâkayla karşılanan:

— Bizler batı toplumunun hayatını, benimle beraber diğer genç arkadaşlarım da harfiyyen taklid ediyoruz. Giyimiyle, kuşamıyla, müzik ve dansıyla, saç modelleriyle, hatta yerinde esprileriyle batıya imrenen bizler, sonunda batılı gençlerin teşebbüs ettiği intihara da teşebbüs edecek miyiz, veya bütün bunlar beraberinde intiharları da getirecek mi? şeklindeki soruya:

— Her milletin kendine has örf ve adetleri, eğlenceleri vardır. Bir kültür diğerinden mutlaka müessir olur. Fakat bu bir filtrasyona tabi tutulmadığı zaman, yabancılaşma dediğimiz şey ortaya çıkar. Eğer biz bu ölçüyü kaçırırsak, bu, kimlik karmaşası, bunalımları ve beraberinde, intiharları getirebilir (1).

Karşılaştırmalı dünya istatistiklerine baktığımızda, intihar vakalarındaki artışın bazı ülkelerde %300'e varan rakamlara ulaştığını görüyoruz. İlim adamlarına göre gerçek rakamlar daha korkunçtur ve bazı intihar vakalarına kaza süsü verilmekte veya zehirlenme şeklinde lanse edilmektedir. Gerçek rakamların verilenden 3—4 kat daha fazla olduğu tahmin edilmektedir.

Aşağıda, (1977-1986) arası seçilmiş bazı ülkelerin karşılaştırmalı intihar nisbetleri tablosu verilmiştir:

ey87-11.jpg

Kaynak : United Nations Demgraphic Year-book, 1979. 18.11.1986 tarihli le Monde

Tabloya göre İngiltere, Avrupa'da intihar vakalarında en son sırada yer alırken, ilim adamları bunu, bu devlette örf ve adete, sosyal ve kültürel değerlere aşırı bağlılık olarak açıklıyorlar. Bilindiği gibi İngiltere, ölçü ve tartı aletleri, kendine has tipik kıyafetleriyle çok az sosyal değişime uğramış nadir devletlerden biridir. O kadar ki, asırlardan beri Avam Kamarasında oturum, İncil'den bir parça okunduktan sonra başlamaktadır. (2)

Doğu bloku ülkelerinden son rakamlar elde edilememiş olmasına rağmen 1970'li yılların en kesif intihar grafikleri bu ülkelerde seyretmektedir.

ey87-12.jpg

(Tabloları yukarıdakileri karşılaştırınız)

Türkiye'de bu rakam 1984 yılı itibariyle (1273 Ölüm) 100 binde 2.6'dır.

Kızlar erkeklerden üç defa daha fazla intihara teşebbüs etmelerine rağmen, erkeklerde intihardan ölüm nisbeti daha fazladır. Fakat aradaki fark artık hemen hemen kapanmış durumdadır. Ayrıca intihara teşebbüs yaşı gittikçe düşmektedir.

İnsanlar arası sevgi bağlarının azaldığı günümüzde, intihar eden gençlerin büyük bir kısmının annesinin çalışması, çocukların sağlıklı ve dengeli yetişmelerini önlemektedir. Amerika'da çalışmayan annelerin %93.2'si çocuğuna sabah kahvaltısı verip okula uğurlarken, yine %80.7'si çocuk okuldan döndüğünde evde karşılamaktadır. Çalışan annelerin ise sadece %11.4'ü çocuğuna sabah kahvaltısı hazırlayıp vermekte, %37.5'i çocuk okuldan döndüğünde evde olmaktadır. Ayrıca tatillerde, annesi çalışan çocukların %42'si kendi haline bırakılmaktadır. (3)

Böyle bir vasatta sıcak alâkadan mahrum, insanlararası münasebetlerde sert ve sadist yetişen bu çocuklar, toplum tarafından dışlanmakta, yalnızlığa itilmekte, kötü huylar edinmekte ve bunun neticesi intihara kadar gidebilmektedir. ilim adamlarınca son yapılan tesbitler, rallilerin altında yatan gerçeğin intihar etme arzusu olduğunu ortaya koyunca, mesele değişik boyutlarıyla incelenmeye alındı. Sonunda, matadorların, panrkreas güreşçilerinin, boksörlerin vb. sert sporları yapanların, intihara teşebbüs eden gençlerle aynı vasıflara ve kişiliklere sahip oldukları görüldü.

Bugün Amerika'da intihar büroları kurulmakta ve intihar etmek isteyenlerin problemlerine çözüm yolu getirecek reçeteler takdim edilmektedir. Bütün bunlara rağmen batı âlemi, maddi zenginliğine ve dinlerindeki mutaassıplıklarına rağmen, aradığı huzurlu vasatı bulamamaktadır. Ve bugün batının aydın kesimi İslâmı tetkik lüzumu hissetmekte ve Bernad Show'un dediği gibi İslâm dininin prensiplerini, 20. asrın doktor reçetelerine koymaya başlamaktadırlar.

Osman Özsoy

LİTERATÜR :

1. Gençler Niçin İntihar Ediyor, Dr. Yıldırım Aktuna, Konferans

2. Devlet Sistemleri, Prof. Dr. Esat Çam, sf. 59, İst. 1982

3. Çalışan Anne ve Çocuk, Doç.Dr. Norma Rozon, S.234 İst. 1983