Sızıntı Arşivi

Aralık 1980 · s. 4 · 3 dakikalık okuma

Kontrol Mekanizması

Yusuf Doğaner · Doç. Dr. · Anatomi

KONTROL MEKANİZMASI

İnsan vücudunda hücreler arası idareyi temin eden iki haberleşme sisteminin varlığını bilmekteyiz. Bunlardan biri sinir lifleri vasıtasıyla iletilen elektriki impulsların geçerli olduğu sinir sistemi olup bu sistemde haberleşme çok süratlidir. Bu sistemde merkez ile hücreler arasındaki ile- tim saniyede birkaç kere tekrarlanabilecek kadar hızlıdır. Diğeri ise birkaç saniye ile günler arasında meydana gelen ve kimyevi maddelerle sağlanan hormonal iletişim sistemidir.

Hormonlar iç salgı bezlerinde yapılırlar ve kana verilirler. Kan dolaşımı ile de vücudun her tarafına yayılırlar. Bunların bazıları vücudun her tarafında tesirli oldukları halde, bir kısmı ‘hedef organ’ adı verilen bazı organlarda tesirlerini gösterirler. Hormonların salgılanma hızı ve kandaki miktarları hassas bir mizanla ayarlanır. Kandaki miktarları istenilenin ne fazlası ne de azı olmamalıdır. Bu bakımdan duyarlı bir ayar sistemine gerek vardır. Bu ayar sistemi en basit şekilde şu tarzda cereyan eder: Hormon salgılayan bez ile tesirini gösterdiği uç gudde arasında sıkı bir haberleşme ve kontrol mekanizması işler. Uç organda hormon belli bir seviyeye ulaştığı zaman ana merkezdeki salgılama durur. Bu şekilde kanda hormonun artması veya azalmasının önüne geçilmesi sağlanmış olmaktadır. Bu şekilde bir sistemin kemik metabolizmasında görev alan paratiroidx bezi ve buradan salgılanan hormon ile kemik hücresi (osteosit) arasındaki çalışması (Şekil 1) de gösterilmiştir. Paratiroid bezinden salgılanan hormon kana karışır.

Hormonların salgılanma hızı ve kandaki miktarları hassas bir mizanla ayarlanır. Kandaki miktarları istenilenin ne fazlası ne de azı olmamalıdır. Bu bakımdan duyarlı bir ayar sistemine gerek vardır. Bu ayar sistemi en basit şekilde şu tarzda cereyan eder: Hormon salgılayan bez ile tesirini gösterdiği uç gudde arasında sıkı bir haberleşme ve kontrol mekanizması işler. Uç organda hormon belli bir seviyeye ulaştığı zaman ana merkezdeki salgılama durur. Bu şekilde kanda hormonun artması veya azalmasının önüne geçilmesi sağlanmış olmaktadır. Bu şekilde bir sistemin kemik metabolizmasında görev alan paratiroidx bezi ve buradan salgılanan hormon ile kemik hücresi (osteosit) arasındaki çalışması (Şekil 1) de gösterilmiştir. Paratiroid bezinden salgılanan hormon kana karışır.

Osteositleri uyararak onlardan kalsiyumun açığa çıkmasına yol açar. Böylece kanda kalsiyum seviyesi yükselir. Kanda kalsiyumun artması ise bu defa paratiroid bezi üzerine baskı tesiri icra eder ve bezin hormon salgısı azalır. Bezde hormon salgısı azaldığı zaman (kanda hormon azalınca) bu defa osteositler az uyarılırlar, kana az kalsiyum geçer, paratiroid bezi üzerine olan baskı ortadan kalkar ve bez fazlaca hormon salgılar. Bu şekilde basit, fakat oldukça mükemmel bir kontrol mekanizması ile insan hayatı boyunca hormon-kemiklerin kirecinin dengede tutulması olayı başarılı olarak devam eder.

Hormon salgılayan bez ile uç organ arasındaki kontrol mekanizmasının daha karışık bir sistemle idare edilmesi gerektiği durumlar da vardır. Bütün hormonal sistemin merkezi olarak hipofiz bezi bilinmektedir. Bugün hipofiz bezini de kontrol altında tutan daha üst merkezin hipotalamus olduğunu biliyoruz. İşte böyle bir sistem çalışması hipotalamus-Hipofiz- Uç organ arasında mükemmel bir şekilde yapılmaktadır. Bu durum üç unsurlu bir kontrol mekanizması olarak bilinmektedir. Hipotalamus salgılatıcı bir hormonu hipofize gönderir.

Hipofiz ise asıl hormonu kana verir. Kana karışan bu hormon uç organa (hedef organa) gider ve tesirini icra eder. Uç organda husule gelen değişiklik iki yolla üst merkeze haber iletimi sağlayarak hormon salgılanmasının bir düzen içinde azalıp, artmasını sağlar ( Şekil 2).

Bazı hormonların salgılanması ise gün boyunca, düzenli, ritmik bir değişiklik gösterir. Böbrek üstü bezinin uyarılması için hipofizden salgılanan ACTH hormonu buna en iyi misal olur. ACTH salınımı uyku ile birlikte artar, uyanma saatine gelince en yüksek miktarına ulaşır, uyanık olarak geçirilen gün bölümünde gittikçe miktarı düşer ve öteki uyku dönemi başlarken de en düşük seviyesine iner. İnsanların çoğu gündüz uyanık, gece de uyuyor olduklarından ACTH ve buna bağlı olarak böbrek üstünden salgılanan kortizon değerleri sabah en yüksek, günün sonuna doğru da en düşük değerde bulunur. Bu ritm hayatın ilk aylarında yerleşir ve ömür boyu devam eder. Bu sistemde ise dört unsurlu bir kontrol mekanizması görev yapar (Şekil 3).

Doç. Dr. Yusuf Doğaner.