Sızıntı Arşivi

Aralık 1981 · s. 4 · 3 dakikalık okuma

Kompleman Sistemi

M.Reşit · Biyoloji

Canlılar âlemi, hele hele insan 20. asırda ilerlemiş ilim ve teknik imkânlara rağmen tanıdığımızdan çok daha fazla yön­leri ile hâlâ bir sır olmaktan çıkmamıştır. Bu sırlar âleminin içine attığımız her adım­da, kat ettiğimiz her merhalede insanı hay­rette bırakan harikulade bir yapının mü­kemmel bir ilim ve kudret eli ile ortaya ko­nulduğunu görürüz. 19. yüzyılın ikinci ya­nsında çözüme kavuşmuş olan sırlardan bi­risi de “Kompleman sistemi”dir. Bu omurgalıların taze kart plazmasında, vücuda giren yabancı hücreleri eritme özelliğine sahip, bir protein kompleksidir. îmmun sistem (Muafiyet sistemi) içinde mütalaa edilir.

İmmun sistemin en mühim fonksi­yonlarından biri yabancı maddelere karşı organizmanın müdafaasını sağlamaktır. Hu­sule gelen immun cevap çok defa organiz­manın faydasına işlemektedir.

Vücuda giren antijenik (organizmaya yabancı) özellikteki maddeler lenfositlerin (vücudun korunmasında görevli hücreler) yaptığı (bakteri hücresi v.s.) protein yapı­sındaki antikorlar tarafından tutulurlar. Böylece husule gelen antijen-antikor kompleksi kompleman sistemini harekete geçirir ve sonunda yabancı hücre erir.

Kompleman, serumda bulunan bir protein topluluğudur, 11 adet değişik pro­tein parçasından oluşmuştur. Sistemdeki proteinler serumda inaktif halde bulunur­lar. Uluslararası terminolojide (C) harfi ile gösterilirler. Bilinen 9 komponenti (bile­şenleri) C1,C2 ..........C9 olarak gös­terilir. Uygun şartlar altında her komple­man komponenti belirli bir düzen içinde aktive olur. Bu aktivasyon sonucu bir sıra biyolojik tesir ortaya çıkar, özellikle bu te­sir son 6 komponentin (C3,,......C9 aktivasyonunda görülür. Böylece birçok hücre, bakteri ve virüsler bu faaliyetle yok edilirler. Normal kanda antijen-antikor kompleksi olmadığı sürece kompleman faal değildir.

Kompleman komponentlerinin herbiri organizmada ayrı ayrı yerlerde sentez edilirler (karaciğer, dalak, kemik iliği, ak­ciğer, lenfoid doku, epitel dokusu, fibroblastlar, v.s..). Yine kandaki miktarları da belirli miktarlar içinde sabit olarak bulu­nur.

Yabancı bir madde (başka bir gruba ait kanın eritrositi gibi. . .) kana verildiği zaman ilk olarak, buna karşı oluşmuş anti­kor gelerek bu eritrosit (alyuvarlar) lere ya­pışır. Böylece antikor-antijen kompleksi oluşur. Sıra şimdi komplemandadır. Komp­leman elemanları belirli bir sıra ile sahne­ye çıkmaya başlarlar. Her bağlanan komple­man parçası kendinden sonraki gayr-i faal kompleman parçasını aktive ederek (harekete geçirerek) onun da bağlanmasını sağlar. Bu zincirleme reaksiyonlar için kal­siyum ve magnezyum iyonunun kanda bu­lunması icap eder. Böylece ortaya çıkan antijen-antikor-kompleman kompleksi sistemi mikrop yutan hücreler için hazır bir lok­ma haline gelmiş olmaktadır. Opsonizasyon denen bu tesir, komplemanın bir di­ğer komponenti olan C5’ in de eklenmesiy­le daha da artmaktadır.

Bütün sistemler normal çalıştığı hal­de alanda fagositik hücreler yoksa durum ne olacaktır? Sistem plânında buna da yer verilmiştir. Bu defa sisteme komplemanın bazı komponentleri (C3 5 6 7) yapışırlar ve bu durumda fagositik hücreleri olay yerine çağırma alarmını veren maddeler salgıla­nır. Tabu ki, bu durumda olay yerine bu hücreler derhal gelirler ve yabancı komp­leks bu hücrelerce yutulur ve vücuda za­rar vermeden ortadan kaldırılır.

Bir başka tarzda da yabancı hücre yok edilebilir. Bu kompleks sisteme C5 ek­lendiği zaman hücre duvarında zımba ile delinmiş gibi delikler açılır. Sisteme C8 ka­tılınca deliklerden hücre muhtevası dışarıya sızmaya başlar. C9’un eklenmesi ile de ya­bancı hücrenin erimesi hızlanır ve netice­lenir.

Kompleman parçalan vücudun dört bir tarafında sentez edilmelerine rağmen belirli miktarlarda bulunurlar. Bu hassas ölçünün oynaması hâlinde bünyede hasta­lıklar ortaya çıkmaktadır. Eksikliklerinde bağ dokusu hastalıkları, mikrobik hastalık­lar, damar hastalıkları, mikrobik eklem hastalıkları, vs., görülebilir.

Kompleman sisteminin faaliyeti bu kadarla da kalmaz. Bazen tesir sırasında sahneye giriş sıraları değiştirilerek biyolo­jik aktivitelerine değişik hususiyetler ka­zandırılabilir. Klasik yol olarak bilinen bi­rinci yoldan farklı olarak IgE, IgA ve IgG gibi muafiyet maddeleri ile polisakkarit, lipopolisakkarit, bakteri polisakkaritleri ve bazı enzimler ile kompleman sistemi ak­tive edilebilir. Bu süre ile organizma bazı mikroplara (gram negatif bakteriler) karşı dirençli hale getirilmiş olur.

Bildiklerimiz yanında, kompleman sistemi faaliyetlerinin bilemediğimiz bir­çok yönleri olduğu açıktır ve zamanla bil­mediğimiz pek ç ok yönünün yanında, kompleman sisteminin, hastalıkların teşhi­sinde ve hastalık âmilinin ortaya konma­sında da kullanıldığını söyleyebiliriz. Kompleman parçalarının bağlanması sıra­sında daha ne gibi değişiklikler olmakta­dır? Bu elemanların kanda sabit seviyelerde tutulmasında ne gibi sistemler çalışmakta­dır? Acaba kompleman sistemi daha han­gi sıralarla olaylara katılmakta ve ne gibi faaliyetleri başlatmaktadırlar?

İşte vücudun korunmasında vazife alan mekanizmalardan sadece bildiğimiz bi­ri... Onbir adet değişik protein parçasın­dan oluşmuş bir kompleks... Sayısı az ol­makla beraber sadece bilinen yönleri ele alındığı zaman bile mükemmelin ötesinde muamma bir yapı...

Ünsiyet ve ülfet perdesine san verdiğimiz, çoğu kez kolayca tabiat ve tesadü­fün kucağına attığımız; tıp âleminin kar­şısındaki bu muhteşem yapı, “hayat”bilmem ki ihtişamıyla, hangi ilim ve kudrete işaret ediyor ve bize kimi göstermeye ça­lışıyor.