Sızıntı Arşivi

Ağustos 1998 · s. 329 · 2 dakikalık okuma

Kitaplar Arasında

Nihat Dağlı · Kitaplar

Daha çok edebiyat merkez­li bir okuma içinde olduğum li­se yıllarından sonra üniversite okumak için geldiğim yerde İslamî kaygıları merkeze alan yayınlarla ilgili olmaya başlamıştım. Ali Ünal İmzasını o günlerden hatırlıyorum.

Sanıyorum Kitap Dergisi*ideydi; birçok yazarı konunun içine çeken yazılar yazıyordu Ali Bey. Sonra o dönemde çok okunan birkaç kitabını da okumuştum. Kitaplığımda hâlâ bulunan bu birkaç kitabın birçok yerinin altı çizilmiş durumda; dönüp yeniden okuyorum.

Ali Ünal imzası bir süre sonra dergi sayfa­larında görünmez oldu; yeni kitaplar da yayınlatmıyordu. Yıllar sonra bir dost meclisin­de kendisiyle tanıştığımda, sustuğu yılla­ra dair geliştirdiğim bazı sorular sordum. Özellikle düşünce mer­kezli bir duruş biçimi geliş­tirip, bunu yazarak ifadelendirenlerin hayatlarında bazen çok önemli kırılma noktaları yaşanır. Ali Ünal da, böyle bir kırılma nok­tasında, ‘bakış açısı’ üzerinde ye­niden düşünme gereğini duymuş­tu. Gerçi bütünüyle susmuş değildi; Yolların Ayrılış Noktası ile Yönelişler ve İnhiraf Çizgileri gibi iki önemli kitaba imza atmıştı. Ancak yine de, ‘yazı’ya mesafeli duruyordu.

‘95 yılının güz mevsiminde Zaman gaze­tesinde yayınlanan haftalık yazılarıyla bu mesafeli duruş biçiminden vazgeçti; ama yi­ne de tereddütleri vardı. Yazma ve Konuşma Sorumluluğu başlığıyla yayınlanan ilk yazı­sında (Zamandan Tarihe Notlar’ ın takdimi) bu tereddüdünü İfade ediyordu: ‘Yazma ve konuşmanın çok tuzak yanlan vardır. Niyetin halisliğini koruyamama bunlardan biri ve belki de en Önemlisi olduğu gibi, bilhassa belirtilmesi gereken bir diğer nokta, yazmak ve konuşmakla boşalıp, yapmayı ihmal etmek­tir. (...) Çok defa içimizi boşaltmakla yapma­mız gereken enerjimizi tüketiyor ve yapan değil, sadece söyleyen veya konuşanlar haline geliyoruz. Kanaat-i acizanemce, bilhassa yazmak bugün çoklarımızı bu şekilde felç eden bir tat­min aracı olma vazifesi görmektedir.’

Daha çok ‘yapma’yı tercih eden bir imza­yı yeniden ‘yazı’nın içine çeken günler yaşa­nıyordu Türkiye’de. Türkiye’nin kültürel do­kusunun sesini seslendirip, aynı zamanda bu­nu ulusal ve uluslararası platformlarda konu­şulur hale getirenler, anlaşılmaz korku ve ve­himlerle bir yerlere ihbar ediliyordu/ediliyor. Böyle bir zamanda birilerinin konuşması, te­nakuza ve kötü niyete işaret etmesi gereki­yordu. O günlerde Zaman’da yayınlanan ve Zamandan Tarihe Notlar başlığı ile kitaplaşan bu yazıların böyle bir karşılığı var. Kötülüğe şartlanmış insanlar tarafından, iyilik yapmaktan başka bir gayesi olmayan insan­ların ‘kaka’ ilan edildiği bir ortamda yüreğin ayağa kalkışı ve ‘insaf ya hu!’ deyişi anlamına geliyor bu yazılar. Türkiye’nin Genel içtimaî Coğrafyası, Hadiselerin Dili, İslam ve Müslümanlar, Bir kutlu gayenin Etrafında başlıkla­rı altında ve iki cilt halinde kitaplaşmış bu yazılar, Türkiye’nin yaşadığı kritik bir dönemi işaretlerken, atılan çamurların ‘çamur’ olduğunu söyleme gibi bir misyonu da üstlenmiş.

Yıllar sonra Ali Ünal’ı yeniden ‘yazı’nın içinde görmenin ve okumanın heyecanını yaşıyorum. Gazete yazıları ama gündeliğin o çabuk kayan zemini üzerinde ortaya çıkmıyorlar; zamanın kayganlığında yüz hatları değişen hadiseleri, değişmeyen esasların aynasında seyretmek temelinde gün yüzü buluyorlar. Bu iki kitap, Türkiye’ye ve fark­lılıklarla yüzleştiğinde ‘demokrat’ libasını üzerinden çıkaran anti-demokrat zihne dair fotoğraflarla dolu. Zamandan Tarihe Notlar, Kaynak Yayınları arasında çıktı,