Mart 1981 · s. 5 · 5 dakikalık okuma
Kış Uykusu
Arif Yılmaz · As. · İnceleme

Kış uykusu; Ölüm mü? Hayır... Hayat mı? O da tam değil... Acaba gelecek bahar için bir hazırlık mı? Evet..
Her zaman ortada dolaşan birçok hayvanların kışın kaybolarak yok olduklarını müşahede ederiz. Bunlar ölüyorlar mı, hicret mi ediyorlar, uykuya mı yatıyorlar?
Aslında kışın soğukların geleceğini, güzel yaz havalarının hitamında şiddetli bir kışın hükümferma olacağını gaybı bir şekilde haber alan hayvanların bir kısmı, daha sıcak ülkelere hicret ederek kendilerini kurtarırlar. Kâinat sahibinin kendilerine verdiği sevk-i ilahi sayesinde sıcak memleketlere salimen vâsıl olabilenler, kendilerini kışın acı soğuğundan kurtarabilmiş talihlilerdir.
Fakat ya hicret etmeye takati olmayanlar ne yapsın? Fıtri kanunların muhteşemlerinden olan kışı, çaresiz olarak nasıl karşılasınlar? Odun, kömür yakamazlar. Her taraf karla örtülü olduğundan yiyecek bulamazlar. Ölsünler mi? Elbet o da olacak ama, henüz takdir edilmediği için yaşamaları lâzım. Herhalde bu kıştan kurtulmanın tek çaresi soğuklar geçinceye kadar ölmeden uyumak ve zümrüt yeşili tabiat, Sâni-i Hakîmi tarafından ihya edilirken uyanmak olabilir.
Birçok hayvanın müsait yerlere saklanarak, havalar tekrar ısınıncaya kadar uzun bir uykuya dalmasına kış uykusu (Hibernasyon) adı verilir. Kış uykusu esnasında bütün vücut faaliyetlerinde neredeyse duracak kadar bir yavaşlama olur. Vücut harareti de hemen hemen dışarıdaki sıcaklık derecesine düşer. Kalb atışları ve solunum hareketleri çok yavaşlar ve hayvan ölmüş gibi derin bir uykuya dalar. Kış uykusu ile nâmüsait vasat şartlarından muhafaza, soğukkanlı hayvanlar (vücut harareti dış şartlara bağlı olarak değişebilen böcekler, kurbağalar ve sürüngenler gibi) için bir kurtuluş çaresi olduğu gibi, bu hâl sıcakkanlı hayvanlarda da (vücut harareti dış şartlara bağlı olmadan sabit kalabilen kuşlar ve memeliler gibi) çok sık rastlanan bir durumdur.
Normal aktif hayat devrelerinde (ilkbahar ve yazın) toprak sathında ve bitkiler üzerinde hayat süren sürüngenler, kara-kurbağaları ve böcekler gibi hayvanlar bulundukları yerde topraktaki oyuk ve çatlaklara gömülerek kışı geçirirler. Kuşlardan kış uykusuna yatan sadece kuzey Amerika’da yaşayan bir türdür. Bu kuşun kışın çok uykulu bir haldeki vücut hararetinin dıştaki hararetin yarısına kadar düştüğü tesbit edilmiştir. Diğer kuşların birçoğu ise hicret ederek kıştan kurtulurlar.
Kış uykusuna yatan memeli hayvanların çoğu saklandıkları yerlerde bir iki kere uyanırlar ve daha önce getirip saklamış olduğu yiyeceklerden yerler. Yarasalar mağaralarda soğuğa karşı mahfuz mahallerde baş aşağı asılı olarak uyurlar.
Kış uykusuna yatmadan önce, kışın geleceği sevk-i ilahî ile hissettirilen hayvanlar, kilo alır ve vücutlarında bol miktarda yağ depolarlar. Bu yağ, kış uykusu müddetince vücudun düşük fakat istikrarlı bir tempoyla çalışmasını sağlamak için yavaş yavaş kullanılır. Zaten hareket etmedikleri için fazla enerjiye ihtiyaçları da yoktur. Buna rağmen yine de kış sonunda depolanmış olan yağların hemen hemen hepsi tükenmiş olarak uyanırlar. Onun için kış uykusundan uyanmış hayvanlar zayıflamış ve çok acıkmış bir haldedirler.
Kış başında soğuklar başlamadan önce hayvanın vücut faaliyetlerini değiştiren sebebler tam olarak bilinememekle beraber, sebepleri perde yaparak hayvanları kış uykusuna hazırlayanın, herşeyi bilen Kâinatın şefkatli sahibi olduğundan kimsenin şüphesi yoktur sanırım. Kış yaklaştıkça düşen sıcaklık bu sebeplerden biridir. Ayrıca gecelerin de uzaması diğer bir sebeb olabilir. Kış yaklaştıkça yiyecek bulmadaki zorluk da bu işe daha fazla teşvikçi olmaktadır.Kış uykusuna yatan hayvan sıcakkanlıysa, sıcaklık ayarlama düzeni vücudu tanzim eden tarafından değiştirilerek vücut harareti düşürülür. Sıcaklık ayarının çalışmasındaki değişikliğin hayvanın kanındaki bir hormon tarafından temin edildiği tahmin edilmekle beraber, acaba o hormonu otomobil termostatı gibi çalıştıran Kudret eli kimindir?.
Tecrübelere göre en kısa ve geçici soğuklarda hayvanlar kış uykusuna yatmazlar. Sıcaklık ayar mekanizmasının harekete geçmesi, vücut faaliyetlerinin yavaşlaması gibi neticelerin ortaya çıkması ve uykunun başlaması için daha uzun süren soğuklara ihtiyaç vardır. Kış uykusundaki bir hayvanın vücudunun metabolik faaliyetleri normalin yüzde birine kadar düşebilir. Meselâ dağ farelerinin normal halde vücut sıcaklıkları 35 C° ve kalb atışları dakikada 200-400 civarında iken kış uykusu esnasında vücut harareti 6 C°’de ve kalb atışları da dakikada 4-12’den fazla değildir. Yer sincabında da normal halde vücut harareti 39 C° ve kalb atışı dakikada 200-400 arasında iken, kış uykusunda hararet 4 C°ye ve nabız da 2-10’a kadar düşer. Yarasanın 40 C°’lik hararete sahip vücudu kış uykusunda 2 C°’ye, dakikada 400-700 vuruş yapan kalbleri de 7-10 vuruşa kadar düşer.
Enteresan olan bir husus da çok aşırı harikulade soğuklarda dışarıdaki hararette çok fazla bir düşüş olduğu takdirde uykudaki hayvanın hiç haberi bile olmadan daha fazla yağ kullanılarak vücut faaliyetlerinde bir hızlanma temin edilir. Meselâ kalb atışlarını hızlandırarak vücuttaki dokulara kâfi miktarda kan gitmesini kolaylaştırır. Kan, dokulara besin ve oksijen taşıyarak, bunların canlı kalmasını ve hayvanın donarak ölmemesini temin eder.
İlkbaharda havalar tekrar ısınmaya başlayınca bu hadiseler tersine döner. Vücut harareti normale doğru yükselmeye başlar;, solunum ve kalb hareketleri hızlanır ve sonunda bütün vücut uyanarak harekete başlar.
Kış uykusundan uyanan hayvanda şiddetli bir titreme husule gelir. Bu titreme vücutta daha fazla hararet meydana gelmesine ve normale dönüş zamanının kısalmasına sebeb olur. Sincap, fare gibi küçük hayvanların kış uykusundan uyanmaları bir saat kadar sürdüğü halde, daha büyük hayvanlarda normale avdet daha uzun olabilir.
Böcekler, balıklar, kurbağalar ve sürüngenler gibi soğukkanlı hayvanlarda yukarıda zikrettiğimiz şekilde vücut hararetini dışarıya göre ayarlayan bir mekanizma yoktur. Bu hayvanlarda vücut harareti dış çevrenin hararetine bağlıdır. Dolayısıyla yaşadıkları vasatın hararetiyle doğru orantılı olarak vücut faaliyetleri de artar veya azalır.
Kışın sıcaklık düştüğü zaman semenderler ve kurbağalar çamurun içine gömülerek kış uykusuna yatarlar. Bazen bunlar gruplar halinde biraraya gelerek birbirlerine sokulurlar, böylece vücut sıcaklıklarının çevreden biraz daha yüksek olması temin edilir. Kertenkeleler de çalıların kökleri arasında veya taş altlarında kış uykusuna yatarlar.
Denizin üstü kalın bir buz tabakasıyla kaplansa bile balıkların çoğu hareket edebilir, fakat hareketleri biraz yavaşlamış vaziyettedir. Bazı balık türleri ise suyun içinde veya kuma gömülü vaziyette uzun süre hareket etmeden durarak kış uykusuna yatarlar, bu müddet içinde bütün vücut faaliyetleri de hemen hemen tamamen durmuş gibidir.
Milyonlarca hayvan türüne gelecek kışa karşı hazırlanmayı öğreten, vücutlarında yağ depo etmesini sağlayan kalb atışlarını ve soluk alış verişlerini en düşük seviyede idareli olarak kullandıran ve ilkbaharda tekrar doğuyormuş gibi onları uykudan uyandıran Kudret, acaba bizi de ölüm uykusundan uyandıramaz mı? Bizi hiç yoktan yaratan, bütün atom ve moleküllerimizi bir arada tutan ve vücudumuza ait plânı elektron mikroskoplarıyla dahi zor görülen DNA moleküllerine kaydeden Sanatkâr, muhakkak ki ölüm ile dağılmış atomları tekrar aynı plana göre toplamaya ve bizi diriltmeye kadirdir.
Bir sürü akılsız ve şuursuz hayvana gelecek kış için hazırlık yaptırıp vücutlarını en iyi şekilde tahkim eden ve kış fırtınasında ölmemek için vücut hararetlerini otomatik olarak ayarlatan Zât, insanı da başıboş bırakmış değildir. Ancak bizlere cüz-i ihtiyarî dediğimiz irâde verildiğinden âhiret kışına hazırlanarak cennet baharına erişmek için çalışmak ve samimi niyet istenmektedir. Yoksa bizi de korkunç kıştan kurtaracak olan, yine aynı Zât'tan başkası değildir.