Sızıntı Arşivi

Temmuz 1996 · s. 267 · 2 dakikalık okuma

Kırıklarda Sıvı Kemik Tedavisi

Ziya Aydın · Tıp

Nasıl ki bir bina, direği ve çatısı olmadan ayakta dimdik duramaz ise, aynı şekilde omurgalı canlı da onun direği ve çatısı olan iskelet sistemi olmaksızın hareket fonksiyonunu yerine getiremez. Omurgalı hayvanlar yapı, şekil ve fonksiyon açısından son derece mükemmel bir iskelet sistemine sahiptir. Eğer, kemik gibi sert bir malzemeden yapılan iskelet sistemi olmasaydı, insan hareket edemez, bütün dokular pelte gibi üst üste yığılırdı. İskelet sistemimizi meydana getiren kemiklerde bir çatlama ve kırılma olursa, insan bir süre bunun acı ve sıkıntısıyla kalır.

Kemik başlıca kalsiyum ve fosfat gibi minerallerden ve kollajen adı verilen protein liflerinden yapılmış sert bir dokudur. Dolayısıyla, herhangi bir darbe veya aşırı gerilim neticesinde kırılan bu kemik dokusunun kısa zamanda birleştirilip, kaynaştırılması gerekir. Kaynaştırmada ise kırık uçların doğru düzlemde birleştirilmesi en can alıcı noktadır. Düzgün birleşme olmaz ve neticede yanlış kaynaşma olursa, eklem hareketi ağrılı olur ve hareketi kısıtlanır.

Burada enteresan olan hadise, kemiği kaynatan osteoblast hücrelerin kaynatma süresinde önemli bir fonksiyon görmesidir. Bu hücreler olmasaydı, hiçbir kemik kaynamazdı. Yeni doğan bir çocukta yedi günde kaynayan bir uyluk kemiği, orta yaşlarda 4-4,5 ayda, yaşlılarda ise 8 ayda kaynamaktadır. Şikayetlerini anlatamayan bir yeni doğanda bu kadar kısa bir sürede kaynaması, kainatta hüküm süren engin rahmetin bir tecellisidir.

Bu husustaki son gelişmeler şöyledir: ABD’li kimyager Brent Constanz’ın son buluşu olan “sıvı kemik” ile tedavide pratiklik ve hız kazanılmış ve sıkıntı veren ağrılardan kurtulma yoluna gidilmiştir. Nedir sıvı kemik metodu?

Constantz, bu “sıvı kemik” metodunu, mercanlara bahşedilen kendini yenileme kabiliyetlerinden geliştirmiştir. Bilindiği gibi, kireçten yapılmış iskelete sahip olan mercanlar, çok hızlı çoğalmakta ve okyanus ortasında adalar meydana getirmektedir. Kırılan bölgeye enjekte edildikten sonra sertleşmeye başlayan bu “sıvı kemik”, kemiğin temel maddeleri olan kalsiyum ve fosfattan meydana gelmektedir. Kalsiyum ve fosfat maddeleri bir asit eriyiği ile, hamur gibi karıştırılarak, bir şırınga ile bu sıvıdan birkaç santimetreküp kaynaştırılacak kısma enjekte edilir.

On-oniki dakika sonra sıvı katılaşmaya başlar ve yaklaşık bir saat sonra da kaynaştıracağı kemikler kadar sertliğe kavuşur. Zamanla bu “sıvı kemik” eriyiği kırık kemiğin iki ucunu tesbit etmekte ve kemikleşme hadisesi için ortam hazırlamaktadır. “Sıvı kemik” kalsiyum fosfattan elde edildiği ve kemiklerimizin ana yapısını bu maddeler oluşturduğundan, organizma tarafından kabul gördüğü, uyum sağladığı ve hiçbir yan etki göstermediği tesbit edilmiştir.

Bu metotla en güzel taraf, organizmanın, sertleşen sıvı kemiğin gözeneklerinde kısa zamanda kanda bulunan kemik iliğinden gelen osteoblast hücrelerin, boşlukları doldurarak, kırık kemiklerin (kemik oluşumunun başlangıcında ve kırık kemiğin yeniden yapılanmasında rol oynayan) hücreler yerine, osteoblast (artık kemiği temizleyen) hücreler gelmiş olsaydı, kırık kemiğin kaynaması mümkün olmazdı!

Bir tür tabii kemik yapıştırıcısı da denilen bu “sıvı kemik” eriyiği halen ABD ve Hollanda, İsveç, Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerinde kullanılmaktadır. Kemik kırılmalarına maruz kalanlar için sevindirici bir gelişme olan bu metot, kemik kaynamasındaki süreyi kısaltmakta, yani kendiliğinden iyileşmeye bırakılan veya ameliyat edilerek iyileştirilmeye çalışılan kemiğe göre üçte bir ila üçte iki oranında zaman kazancına sebep olmaktadır.