Aralık 1984 · s. 13 · 2 dakikalık okuma
Kimin Mahkumları

Gardiyan küfürleri, jandarma düdükleri değil duyduklarım. Onlar da benim gibiler. Onlar da ben gibi aynı toprağa basıyor, aynı havayı koklayıp içine çekiyor. Aynı türküleri dinliyor, aynı havalara uyarak, aynı oyunlara giriyorlar.
İsimlerimiz aynı olmasa da benzer, ya da kardeş isimler. Düşüncelerimiz de aynı... Sohbetlerimiz olur -sohbetse eğer- karşılıklı konuşur, gülüşür, karşılıktı öfkeler üretiriz.
Şu mahkûmlar evinin koridorlarını, odalarını, avlularını genişletin bir... Denizlere, göllere, ırmaklara kadar büyütün O, odaların adı değişir, koridorların, avluların, bahçelerin isimleri değişir, şehir ve ülke olur, hepsi o kadar... Oralardaki insanlar da benim gibi, gardiyanlarım, jandarmalarım gibiler... Oysa benim hücrem ne kadar da geniş. Hayal, hücremde sultan..
Kinlerim, öçlerim vardı. Ah öfkelerim vardı, durmadan tazelenen. Herşeye, herkese düşman bir ruhum vardı. İnsanları sınıf sınıf, seviye seviye ayırırdım. Bazılarını Öldürür, bazılarını kayırırdım. Keser biçer, düzen verirdim, her şeyi kafama göre evirir çevirirdim. Bendim yegane hükümran, böyle giderdi devran.
Bir gün, daracık hücreme bir ayna tutuldu, komşu hücrelerin birinden. Ruhum kımıldadı kalktı yerinden. Komşu mahkûmun dilinde Ruhun destanı; diyordu: hey can, kendini tanı!.. Gardiyan küfürleri, jandarma düdükleri değil, duyduklarım. Bu defa bir sur içimde çınlayan. Gök ve yer, her taraf çağlayan. Ey mahkûm neye tutuklusun? Gel ağla, yan... Yan ki, ölü yanın kalmasın, yan ki, seni yokluk çalmasın, yann.. Yitirdiğin Tarihe yan, kaybettiğin cennetine yan, seni kendine yabancı/astırıp, düşürdükleri cinnetine yan... Yan, yan ki dilsiz bırakılan Kitabına yan... Dilsiz duvarlarda, delilsiz duran, durdurulan... Seni delilsiz, dilsiz bırakan, boynuna bağlanmış asırlık günahına yann...
Gardiyan küfürleri, jandarma düdükleri değil, duyduklarım. Düşmüş bir ruhun Diriliş Destanıdır. Komşu hücremde Yusuf soylu mahkûm. Dağıttı şüphemi kalmadı korkum. O'nunla Tarihe gittim. Kitab'a girdim. Kendimle en büyük hesaba girdim. Batının örttüğü güneşi; Doğunun agoran ufkunda gördüm. Hücremde geçmiş ve şimdi. Mahkûmluk, anlıyorum, yalnızca bir vehimdi. Soyundum nefsi, bu çile kabında. Cehlin gömleğini yırtıp attım; Yusuf'ca rüyalar için yeni bir uykuya yattım. Ve uyanış, yeni bir diriliştir. Ah gerçek mahkûmluk Yusufca gidiştir.
Gardiyan gülüşleri, jandarma selamı yeni dünyama, yepyeni hayat... Mayası imandır, ruhu aşk. İnsanlık bunlarla çıkar, en güzel kata. Oradadır dostluk, gülen ruha... Mahkûmluk bu: Gerçek aşk! Yükseliştir Allah 'a.
M. Doğan