Sızıntı Arşivi

Aralık 1984 · s. 10 · 4 dakikalık okuma

Hücrelerin Anormal Büyümelerine Karşı Gizli Çeperler

Tuncay Çelikbilek · Tıp

Her taraf ışıkla dolu olduğu halde çevresinde olup biten şeylerden habersiz çok insan vardır. Gözsüzlüğün karanlıklarına dalıp, gönül aydınlığında şuurla yol almak, görme hassasının sınırlı dünyasına takılıp kalmadan daha iyidir. Karanlıkların en koyusu, cehalet ve hissizlik karanlığıdır. Bu türlü bir karanlığa maruz kalanlara, değil hücre ve onun bir devlet gibi işleyişini göstermek bunlar varlığın bağrına saçılmış yüzbinlerce hikmet pırlantalarının yanında geçer giderler de bir şey görmezler...

Yaralanmış bir dokuda iyileşmeyi sağlamak için bölünen hücreler, büyüme sınırını nasıl bilmektedirler? Burada, büyümeyi durduran "chalon" adı verilen maddeler tesbit edilmiştir. Çalışmalara göre chalonlar, vücuttaki biyolojik değişmeyi biliyormuşcasına büyümeyi durdurmada rol oynamaktadırlar. Vücudun kendi biyolojik sistemine ait olan bu maddelerle kansere karşıda ümitler belirmektedir. Araştırıcılar. Berlin, Viyana, Heidelberg, Oslo gibi merkezlerde kilolarca hayvan dokusu üzerinde çalışarak, dokunun normal gelişmesini tam gerektiği anda kesen mesajcı molekülleri ayırmaya çabalıyorlar. Chalon'un kanser tedavisinde, İnterferon gibi çok tesirli olacağı düşünülmektedir. Hücre üzerinde çalışanlar, yaralı bir dokuda, yaranın kapanabilmesi için bu sahadaki hücrelerin evvelâ çok hızlı bir şekilde çoğaldıklarını ve daha sonra bölünme hızının azaldığını tesbit etmişlerdir. Yaraların iyileşmesinde hücrelerin niçin hızlı çoğaldıkları ve neticede normal seviyeye nasıl geldikleri biyoloji ve tıp çevrelerini en çok düşündüren hususlardandır. Bir organ önceden belirlenmiş büyüklüğüne eriştiğinde, gizli bir kuvvet tarafından büyümesi durdurulmaktadır. Bununla beraber dokudaki hücrelerin bölünmesi devam etmekte, Ölen ve kaybolan hücrelerin yerini yenileri almaktadır. Vücudumuzda yararlanan dokunun nasıl bir hassasiyetle tamir edildiğini görmek hayret vericidir. Bu hususta ince bağırsak sathını döşeyen epitel hücreleri İyi bir misal teşkil eder. İnce bağırsak gıdaların emilmesini sağlayan parmak şeklinde villüsler (memecikler) bulunmaktadır. Bunlar ince uzantılar halinde olup gıdaların emilerek kana karışmasını sağlarlar. Bu ameliye esnasında villüslerin çoğu ölmektedir, ölenlerin yerine aynen önceki villüslerin uzunluğuna sahip yenileri hızla geliştirilmekte olup, hücre kaybı ve bölünmesi muazzam bir hassasiyetle ayarlanmaktadır.

Eğer hücrelerinden yeni gelenlerin sayısı, kaybolan ve tükenenlerden fazla olursa bağırsak kalınlaşacak ve neticede de gıda emilmesi son bulacaktır. Tam tersine, hücre kaybı yenilenenlerden fazla olursa bu defa bağırsaklar büzülecek ve iş yapamaz hale gelecektir. Bağırsakların "rejenerasyon" adı verilen yenilenme işinde, villüslerin dibindeki kripton hücrelerine nasıl bir sinyal ve emir verildiğini araştırıcılar hâlâ çözememektedirler. Rejenerasyon vakasının bağırsaklarda ne kadar mühim olduğu, erişkin bir insanın bağırsaklarında günde 250 gr. doku maddesine tekâbül eden 250 Milyar hücrenin değiştiği düşünülürse daha kolay anlaşılır.

Yapılan tecrübelerde bir kobayın karaciğerinin 2/3'ü alındığında birkaç gün İçinde bu eksikliğin kapatıldığı görülmüştür. Deri epidermisine (x) nisbetle karaciğerin dış tesirlere daha az maruz kalan bir organ olmasına rağmen böylesine hızlı bir bölünmeye uğraması şaşırtıcıdır. Karaciğer eski büyüklüğüne eriştiğinde hücrelerin büyüme ve bölünmesi hemen durmaktadır. Niçin? Kimin emriyle??? Hücreler, nihâi büyüklüğe erişildiğini anlayacak bilgi ve akıl sahibi olmadıklarından, burada çok farklı bir faktör mevzubahistir. Karaciğer haricindeki sinir ve hormon faaliyetleri bölünmeyi başlatma ve durdurmada mühim bir tesire sahip olabilir, fakat son araştırmalara göre burada sinyal verici tesir gösteren "Chalon"lar vazifelendirilmiştir. 80 sene evvel yaraların iyileşmesinde hücre bölünmesini hızlandıran hormonlardan ve büyüme faktörlerinden söz ediliyordu. 1913'de ise fizyolog Sir Ernest Schafer tarafından Yunanca "Chalao" (durma, frenleme) dan gelen Chalon maddesinden söz edildi. 1957'de ise Paul VVeiss ve Jack Kavanau, dokularda, herhangi bir şekilde bölünmenin durmasını açıklayan bir nazariye Öne sürdüler. Buna göre, olgun hücreler tahrip olursa, hücre bölünmesini durduran maddenin yoğunluğu düşmektedir. Daha sonra generatif (bölünme kabiliyeti çok yüksek) hücreler hızla çoğalarak yeniden fonksiyonel kök hücrelerini teşkil etmektedirler. Olgunlaşmış son hücrelerin sayısıyla beraber, durdurucu maddenin yoğunluğu da artmakta ve en kritik bir seviyede bölünme durmaktadır. Bu nazariyeye göre, durdurucu madde kendisinin ait olduğu organın dokusu içinde serbestçe hareket halinde olup, suda çözülebilmekte ve bu dokunun genç hücrelerine tesir etmektedir. 1962'de Londra'da yapılan çalışmalarda ise bu maddenin belli bir nev'e bağlı olmadan tesir gösterdiği İspatlandı. Bir morina balığına ait durdurucu madde, farenin epidermisine birkaç saat içinde tesir ediyordu. Neticelere göre bu madde toksik (zehirli) de değildi. 1962'de bu maddeye, unutulan eski ismi yeniden verildi. Chalon olarak adlandırılan bu maddeler doku ve hücreye has olmakta fakat, farklı nev ve cinste de tesir gösterebilmekteydi. Bağ dokusu hücrelerinden mezanşim doku faktörü ise germinal epiteldeki hücre bölünmesini teşvik ederek Epidermis Chalon'unun tesirini azaltmaktadır. Buna epidermisin moleküler seviyedeki anti-Chalon'u denilmektedir. Son çalışmalara göre g ve g Chalonları adı verilen iki çeşit Chalon keşfedilmiştir, g1 Epidermis Chalon'u üst derinin dikenimsi kısmında (Stratum spinosum), g2 Chalon'u ise epidermesin yukarıya doğu büyüyerek bölünen (Staratum germinatiuum) kısmındadır.

Chalon hakkında yapılan son çalışmaların da gösterdiği gibi, bütün omurgalı hayvanlarda ve insanda bu madde bulunmaktadır. Kıl kökü hücrelerinden alyuvarlara, akciğer bronş dokusundan göz merceğine kadar geniş bir yayılma sahaları vardır. Yapıları ise suda çözülebilen uzun ve kısa zincirli proteinlerden ibarettir.

Chalon'un dokudaki nisbeti ise çok küçüktür. Hesaplara göre 1 kg dokuda 1 gr'ın on milyonda biri nisbetindedir. Bugün dünyanın çeşitli merkezlerindeki laboratuarlarda büyük bir hızla bu maddenin sentez edilmesi ve canlı dokudan alınarak tıpta bilhassa kanser tedavisinde kullanılması üzerinde çalışılmaktadır. Çünkü, sağlıktık dokuda birdenbire çoğalmaya başlayan kanser hücreleri daha da yayılarak diğer hücreleri tehdit etmektedir. Chalonların bu hücrelerin kontrolsuzca gelişme ve büyümelerine mani olacağı tahmin edilmektedir. Bir de vücutta muafiyet sisteminde lenfosit Chalonları bulunmaktadır. Lenfosit Chalonlarının diğer sentetik muafiyet faktörlerine nisbetle daha faydalı olacağı bilinmektedir. Ur hücrelerinde doku hücrelerindekinden daha az Chalon molekülleri bulunduğundan, bu hücrelere İlave olarak verilecek Chalonla çoğalmaları yavaşlayacaktır. Tavşan ve kobaylar üzerinde yapılan tecrübelerde, urların gelişmesi bu maddenin ilavesiyle engellenmiştir. Vücudumuzda sonsuz ilim sahibi Zat'ın yerleştirmiş olduğu, milyonda bir gramlık Ölçülerle İfade edilen bu şifa verici ve aynı zamanda kontrol edici madde, Hayatı Veren'in ayrı bir rahmetini göstermez mi?

Bild. d. Wissenschaft'tan

T. Çelikbilek

(x): Epidermis: Derinin en üst tabakası.