Sızıntı Arşivi

Nisan 1988 · s. 106 · 2 dakikalık okuma

Kendine Gelmen İçin

Şemseddin Nuri · Edebiyat

Şu zehirden daha acı ve muğber günlerin asık çehresini seyretme, bilemediğim bir sırla, muhayyileme, mazinin en tatlı ve güneşli günlerini yaklaştırıyor ve ruhuma ürperti veren bu tezat vicdanım, ağlatırken, ben, bağrımdan kopan bir hıçkırıkla, kendisini ifadelerime muhatap kabul edenlere şöyle sesleniyorum:

Sen... Sen ki cihan çapında son ümitlerin şekillendirdiği en son sığınaksın!.. Vicdandan nasıp payı bulunan herkese kanlı gözyaşları döktüren bunca ciğersiz hadiseye hep, gözlerine mil çekilmiş bir ama gibi mi bakacaksın? Senin de vicdanın varlığına şahit, dökecek bir kaç damla gözyaşın yok mu?

Daha dün denecek kadar kısa bir zaman önce, içtimai platformda her şey kabul edilirken, bugün sıradan bir insan dahi kabul edilmeyişin ne kadar utanç verici!... Aman Allah’ım, yoksa Nebi’nin “Yerin altı üstünden hayırlıdır” dediği günler bu günler mi?

Evet daha dün denecek kadar kısa bir zaman önce, tarihin büyük düğümleri senin eteklerinde bağlanıp çözülür ve atının üzengisini öpmek büyük bir şeref kabul edilirken, bugün “saliphaç” öpmüş dudakların kirletmesin diye öpmek istediğin el ve etekler senden çekiliyor ve sen bütün bu hareketleri, onlara ait yönüyle bir “nazlanma” ve sana ait yönüyle de bir iltifat kabul ediyor ve bazı müstehzi edalar karşısında, büyükleri tarafından yanağı okşanmış bir çocuk gibi seviniyorsun.Söyle, söyle bana, kendine gelmen için daha hangi mezelleti bekliyorsun!...

Asırlar süren hakimiyetin esnasında medeniyet ve harsını, tas ve topraklarına tespit ettiğin nice yerler var ki, şimdi boşalmaya hazır yağmur yüklü bulutları andıran yetim bakışlarıyla eski günlerin rahmaniyet dolu şevkat iklimini intizar etmektedir. Senin bir, anlık bakışını yakalamak için senelerce bekleyen ve eğer onu yakalarsa, duyacağı ledünni haz ve manevi zevkin şevkiyle şahlanıp kendine gelen sen, şimdi batının ve batılın artık yorulmuş sinirlerini biraz olsun teskin etmek için kanlı oyunlarını, üzerinde denediği sefil bir oyuncak olmayı yeğlemiş durumdasın. Hayır bu halinle sen, bütün cüzleri mefahirden mürekkep o necib ve asil ecdadın evladı olamazsın!...

Bileğinin gücü ve dehasının zoruyla sana bu aziz vatanın kapılarını açan ve istikbalin zafer arabaları geçsin diye yol hazırlayanlar, hayallerinde seni henüz açmış bir fecrin gülü ve mev’ud sabahın bülbülü olarak tersim ettiler. Ve biliyorsun ki onlar, hep senin için yaşadı ve senin için öldüler. Hâlbuki sen, bugün, değil ahfadın için; ölmek, kendi hayatını dahi yaşamaktan aciz bulunuyorsun. Ümidim, bunun hep böyle devam etmeyeceğidir. İçim de bir müjde bana böyle konuşuyor. Fakat devam ederse ne acı!...

Şemseddin Nuri