Sızıntı Arşivi

Ocak 1994 · s. 12 · 2 dakikalık okuma

Kayıp bir Dünyaya Açılan Altın Pencere

Mehmet Güneş · Tabiat

AMBER NEDİR?

Amber, kozalaklı ağaçlardan çıkan reçinenin katılaşarak fosilleşmiş şeklidir. Çok kolay parlatıldığı için süs eşyası olarak kullanılır. Bazen mavimsi, fakat çoğu zaman altın renginde ve şeffaftır. Ovalandığı zaman negatif elektrikle yüklenir. Yunanlılar gibi kadim milletler onun bu hususiyetini biliyorlar ve süs eşyası olarak da kullanıyorlardı. Toz haline getirilen amberden damıtılarak elde edilen yağ, romatizma ve burkulmalardan doğan ağrıları hafifletmek için hazırlanan sıvı İlaçların veya güzel kokuların yapımında kullanılır.

Milyonlarca yıl önce birgün bir jaguar, bugünkü Panama yakınlarındaki Karaib Adalarında bir ormanda dolaşıyormuş. Vahşi kedinin geçtiği yerlerde, küçük kancalarıyla bir sürü tohum, tüylerine yapışmış. Jaguar bunları çoğu zaman verimli topraklara taşırmış; fakat bu kez tohumların gezisi, kendilerini “mumyalayarak” muhafaza edip milyonlarca sene öteye taşıyacak bir yerde sona ermiş. Tohumların sivri uçlu kancalarından rahatsız olan Jaguar, vücudunu, Amerika ve Afrika’nın tropik bölgelerinde yetişen ve büyük bir reçine fabrikası olan Hymeraea ağacının gövdesine sürtmüş. Gövdenin bir yerinden dışarı sızan yapışkan maddeye biraz kıl ve o tohumlardan birisi yapışmış. Daha sonra akmaya devam eden bu madde, kılları ve tohumu, bir “zaman kapsülü”ne koyarak günümüze kadar muhafaza etmiş.

On milyon yıl sonra Dominik Cumhuriyeti’ndeki amber madenlerinde çalışan bir işçi, o zamanlar reçine halinde olan, fakat daha sonra amberleşen bu fosili bulmuştur. Fosil ve böcek bilimcilerinin laboratuarlarında incelenen bu amberlerin geçmişe ait önemli mesajlar taşıdıkları tespit edilmiştir.

Bunun için şöyle bir teknik kullanılır: Reçine bileşiklerinin farklı dalga boylarındaki kızılötesi spektrumlardan alınır. Ortaya çıkan spektrumlardan her bir ağaç için, adeta bir parmak izi gibi ayırt edici kimyevi bileşikler üretmek mümkün olmaktadır. Bu sayede o zamanki ağaç türlerinin hususiyetleri günümüzdekilerin özellikleriyle karşılaştırılarak, geçmişteki ormanların ne tür ağaçlardan oluştuğu hususunda bazı tahminler yapmak mümkün olmaktadır.

Amber madenlerinde bulunan fosillerin yardımıyla, 25-40 milyon yıl önce dünyanın o kesimindeki hayat hakkında mühim ipuçları bulunmuştur. Ağaçların tahripkâr böceklere karşı reçine salgılayarak kendilerini müdafaa ettikleri tespit edilmiştir. 1992 Eylül’ünde, bir araştırma grubunun 30 milyon yaşında bir termit fosilinden, böceğin DNA’sını tespit edebilmeleri, reçine içinde bu böceğin ne kadar iyi muhafaza edildiğini göstermektedir. Aynı araştırma grubu, Lübnan’daki amber yataklarında 135 milyon yıllık bir pamuk kurdu fosilinden de DNA’lar çıkarmayı başarmışlardır. Bütün bu çalışmaların evrimi desteklemek için yapılıyor olması ise oldukça şaşırtıcıdır.

Çünkü, ne kadar çok gayret ederlerse etsinler, neticede her canlının kendisine mahsus bir hususiyette yaratıldığı, “geçiş safhalarına” ait fosillerin kesinlikle mevcut olmadığı ve mahlukatın milyonlarca senedir, nesilleri tükenmemişse, günümüze kadar geldikleri tespit edilmekte “bilim adamları” ise ne hikmetse, havanda su dövmekten usanmamaktadır.

MEHMET GÜNEŞ

KAYNAKLAR

—Morell, V., “Golden Window on a Last World”, Discover, August 1993, ss. 44-52

—The Univertiy Encyclopedia, “Amber”, London 1985, Raydon Pub, Co. Ltd., s. 12