Şubat 1986 · s. 6 · 3 dakikalık okuma
Karıncalarda Mühendislik
Selim Çaldıranlı · Dr. · Zooloji

Selim Çaldıranlı
Canlıların hayatlarını devam ettirebilmeleri için en önemli unsurlardan biri de şüphesiz sudur. Yeryüzünde su canlılar için umumiyetle derhal içilip kullanılabilecek vaziyetde değildir. Kullanılabilmesi için bir takım ön muamelelere tabi tutulması gerekir. Suda ve su kenarlarında yaşayan canlıların su elde etme probleminin büyük bir kısmı çözülmüş halde iken çöl hayvanları için birtakım zorluklara katlanılması gerekir. Rahmet-i Sonsuz her canlıya kendine uygun bir su toplama metodu ihsan ederek onların yardımına koşmuştur. Mesela, develer hörgüçlerinde suyu yağ içinde depolayarak günlerce susuz kalabilirler. Çöl akrepleri hayatlarının büyük bir kısmını toprağın derin kısımlarında sürdürerek su kaybını, dolayısıyla su ihtiyaçlarını azaltırlar. Çöl bitkileri hayat periyodlarını umumiyetle çölün yağışlı mevsimlerine sığdırarak ya da su kaybını minimuma indirecek yapılarla donatılarak su problemleri halledilmiştir. Çölde yaşayan hayvanların ekserisi su kaynağı olarak çiğ ve kırağıyı kullanırlar. Çölde çiğ ve kırağının araştırılıp bulunması bir hayli zordur. Buralarda bitki az olduğundan çiğin birikeceği yapılar nadirdir. Bu yapılar bol olsa bile çöl sıcağında çiğin su olarak bulunma süresi çok kısadır ve hemen buharlaşır.
Güney Hindistan’ın Bongolore şehri civarında Diacammo rugosum gibi birçok karınca nev’i yaşar. Bu şehirde Kasımın ortalarından Nisan ortalarına kadar kurak bir mevsim hüküm sürer. 1982 yılında bu sürelerde hiç yağış gözlenmedi ve sıcaklık 30 °C’ nin altına da düşmedi. Bu, bölgenin karakteristik iklimidir. Böyle iklim şartlarında sabahın ilk saatlerinde çok az bir çiğ oluşur ve bu çiğ de her yerde değil, çiğin oluşabileceği yapılar üzerinde meydana gelip çok azdır. Oluşan çiğ bir ile üç saat sonra buharlaşır. Bu da bir karıncanın bu çiğ oluşan kısımları araştırmasını gerektirir. Çiği araştırmada harcayacağı zaman süresi şüphesiz çiğden faydalanma süresine doğru orantılı olarak tesir eder. Teorik olarak karınca çiği araştırmak için harcayacağı zamanı azaltma vasıtaları bulursa, toplayacağı su miktarı artacakdır. Rahmet-i Sonsuz’un verdiği ilham sayesinde D.rugosum nev’i karıncalar yuvalarının girişlerini sert killi toprakdan yapılmış koni şeklinde tanzim edip, koninin çevresini çiğ ve kırağının kolay ve bol miktarda teşekkül edip uzun müddet durabildiği ölü karınca ve tüylerle donatmışlardır. Her nevi ölü karınca, yuva girişini techiz etmede kullanılabilmesine rağmen, karakteristik olarak ölü karınca- ların % 95’ini Leptoganya processionalis işçileri teşkil eder. Tüylerin su tutma özelliği sayesinde hiç bir yerde çiğ ve kırağı görülmezken bu yapılar üzerinde bol miktarda çiğ ve kırağı görülür. Bu yapılar üzerinden D.rugosum işçileri 2 ile 15 dk. da su ihtiyaçlarını giderirler. Tüyler ve ölü karıncalar üzerinde çiğ ve kırağı 1-2 saat durabildiğinden, buradan diğer karınca türlerinin de su ihtiyaçları karşılanır.

Kainatda ve canlılar âleminde cereyan eden yardımlaşma düsturuna uygun olarak adeta D.rugosum işçi karıncaları diğer karınca dostlarını su içmeye davet ederler. Bu yapılar üzerinden en azından 3-4 karınca nev’i faydalanır. Halbuki böyle su sıkıntısı çekilen vasatda bu davranışın tam aksi beklenirdi. Yapılan gözlemlerde D.rugosum işçi karıncaları su ihtiyacının
% 90’ını tüylerden sağlarlar. Şayet tüyler rüzgarla uçup giderse bu sefer su ihtiyacını ölü karıncalardan karşılarlar. Bu karıncalar tüylerin bulunmadığı bölgelerde yaşıyorlarsa primer su kaynağı şüphesiz ölü karıncalardır. Hiçbir israfın olmadığı canlılar aleminde ölü karıncalar bile diğer canlıların hizmetinde kullanılmakta ve en kısıtlı imkanlar bile değerlendirilmektedir.
D.rugosum işçileri predatör canlılar olmadıklarından bu ölü karıncaları kendileri öldürmezler. Bunlar, ancak diğer predatör canlılar çeşitli karınca yuvalarına saldırdıklarında ölen yaralanan ve predatörlerce yenmeyen ölü karıncaları su temininde kullanırlar.
Yapılan bir tecrübede L.processionalis işçi karıncaları alkolde öldürülüp kurutulduktan sonra gece 5 tane D.rugosum yuvasının etrafına dağıtıldılar ve 10 dk. içinde bu ölü karıncalar D.rugosum işçileri tarafından bulunup yuvanın etrafına taşınmaya başlandılar ve 24 saat sonra her yuvanın ağzında 21 ila 69 arasında ölü karınca biriktirilmişdi.
Enteresan olan diğer bir husus da D.rugosum işçilerinin kesinlikle kendi ölülerini yuvalarının girişine koymadıkları ve ölülerini yuvadan 3 ila 15 metre uzağa taşıdıklarıdır. Bu karıncaları n yuvalarının giriş kısmına % 95 L.processionalis ölü karıncalarını taşımalarının bir hikmeti de onların yaşadığı vasattaki bu türün bol bulunması ve predatörler tarafından sıklıkla öldürülmesidir. Karıncaların niçin kendi fertlerinin ölülerini su toplamada kullanmadıkları ve sulak mevsimlerde de ölü karınca ve tüy toplamalarının sırları ise daha çözülememişdir. Araştırmaların Yüce Beyanın ışığı altında da tahlile tabi tutulması dileğiyle...