Sızıntı Arşivi

Haziran 1987 · s. 14 · 2 dakikalık okuma

Karınca Balı

Cuma Ördü · Tabiat

ha87-17.jpg

Bal hakkında bugüne kadar pekçok şey söylenmiş ama, buna rağmen "bal dünyası" hala yeniliklerle dolu sırlı bir âlemdir.

Avustralyalı Albert Namateci İngiltere Kraliçesinin sarayını bazı şaheser levhalarıyla süsleyerek şöhret kazanmış bir sanatkârdır. Albert Namateci, kendi cemiyetinin yemeklerini bırakıp, elenmiş undan yapılan ekmek, beyaz şeker ve benzeri Avrupai tarzdaki yiyecekleri yemeye başlayınca, neredeyse sanatını unutacaktı. Bunun sebebi de çok fazla şişmanlamasıydı. Öyle kilo alıyordu ki artık fırçayı bile tutamaz hale gelmişti. Aşırı şişmanlık kalbine vurarak onu çok kötü bir duruma sokmuştu. Modern tıp ve doktorların müdahalesi müsbet bir netice vermiyordu. Bu durum niçin başıma geldi diye düşünmeye başladı. Nihayet ülkesine dönüp kendi halkı gibi yaşamaya karar verdi.

Albert, daha sonra hiç vakit kaybetmeden rafine un ve şekeri katiyetle terk-etti ve kendi insanının yiyeceği bala döndü. Yalnız bu bal, bizim bildiğimiz arı balı değil, karıncaların yaptığı baldı,..! Evet, yanlış okumadınız, karınca balı..!

Avustralya'nın orta bölgelerine yerli kadınlar ellerine kuvvetli sopalar alarak açık alanlara çıkarlar, geniş tarlaları bal karıncasının tünellerini buluncaya kadar bu kuvvetli değneklerle kazarlar. Tüneli bulduktan sonra, kendilerine mahsus sıfat ve âlametleri olan bu karıncaları toplayarak depo ederler. İşte seçilmiş olan bu karıncalar bal karıncalarıdır!

Bal arısının aksine, bal karıncaları balı depolamak için petek yapmazlar. Bunun yerine, karıncalar topluluğu, bu topluluk içinde, vücutlarını bal depolarına çevirmeleri için bir grup karınca seçerler. Seçilen bu üyelere emirler verirler. Karıncalar bu emre uyarak, diğer üye karıncaların yaptıkları balları herbirinin midesi üzüm tanesi gibi oluncaya kadar yutmaya başlarlar. Bu esnada yemekten de kesilirler. Böylece topluluğun ihtiyaç anında müracaat edeceği depo meydana gelmiş olur.

Yerli Avustralyalılar yakaladıkları bu bal karıncalarının başlarını atarak geriye kalan kısmını yemektedirler. Çünkü onun vücudundan geriye kalan kısım yüzde yüz saf ve temiz baldan başka bir şey değildir.

ha87-18.jpg

Avustralyalılar açık arazilere ve ovalara yiyecek aramak için gidince yanlarında azık götürmezler ve bu gezileri esnasında bal karıncasından başka (karınca balı da diyebiliriz) birşey yemezler. Bu bal, yolculuk esnasında başka birşeye ihtiyaç hissettirmeden onlar için hareket ve güç kaynağı olmakta ve gıda olarak da kâfi gelmektedir.

İşte sanatkâr Namateci, bütün fazla kilolarının atıncaya kadar bu bal karıncasından başka birşey yemedi. Neticede tekrar eski sıhhatine kavuştu.

Cuma Ördü