Nisan 1995 · s. 123 · 3 dakikalık okuma
Karın Kasları

İnsan gövdesinin göğüs boşluğunun alt açıklığı ile (apertura thoracis inferior) pelvis kemiklerinin (leğen kemiklerinin) üst kenarları arasında kalan kısmında iskelet parçası olarak yalnız arkada omurganın bel parçası bulunur. Önde ve yanlarda kemikler yoktur. İnsan vücudunun bu kısmının ön ve yan tarafları açık kalır. Kaburga kavisleri arasındaki açıklığın yukarıya doğru uzaması ve pelvis duvarının önde dar olması yüzünden, açıklık, ön tarafta daha fazladır.
Gövdenin kemiksiz kalan bu kısımları apertura thoracis inferior ile pelvis kemikleri arasında gerilen kas ve zarlarla kapatılmıştır. Bu kas ve zarlar, karın boşluğunun büyük bir kısmını önden, yanlardan ve arkadan sınırlar. Bu durum insan gövdesine daha fazla, daha çeşitli ve daha çevik hareketler yapma imkânını vermektedir.
Karın duvarlarını meydana getiren kaslar, germe hareketleri (ekstensiyon) dışında, omurgaya ve gövdeye çeşitli hareketler yaptırırlar. Yukarıda kaburgalara yapışmış olan karın kasları aynı zamanda, solunum işinde de önemli rol oynarlar. Bundan başka karın kasları normal gerginliklerini (tonuslarını) artırmak veya azaltmak suretiyle boşluğun büyüklüğünü, karın organlarında bulunan maddelerin miktarına göre, ayarlayabilirler. Solunum sırasında da diafragmanın aşağıya inmesiyle küçülen karın boşluğu, karın kaslarının tonusunun azalması ile genişler ve karın organlarının sıkışması önlenir. Solunum sırasında, göğüs boşluğunun karın boşluğu hesabına büyümesi ancak bu şekilde mümkün olur. Hem elastikiyet, hem kasılma yeteneği olan kas dokusu, şekil ve durum değiştirme ve çeşitli durumlara uyma bakımından bütün dokulardan üstündür.
Bütün bu avantajlara rağmen, karın boşluğunda bulunan önemli organların korunması bakımından, yalnızyumuşak dokulardan yapılmış karın duvarları, iskelet parçalarının da katılması ile yapılmış göğüs duvarlarına nazaran daha zayıftır. Fakat, Yüce Yaratıcı kaslara öyle bir özellik vermiştir ki tehlike başgösterdiği anda, dışarıdan gelen ve zararlı olabilecek mekanik bir etki karşısında, karın kasları derhal kasılır, sertleşir ve sağlam bir duvar meydana getirirler. Aynı zamanda elastikiyeti de yüksek olan karın duvarları, dışarıdan gelen kuvveti karşılar, dağıtır ve uygulanan kuvvetin iç organlar üzerindeki etkilerini önemli derecede azaltır. Ancak ansızın ve haberimiz olmadan vuku bulan ve sertleşmeden şiddetli bir darbeye maruz kalan karın duvarı, kuvvete karşı koyamaz ve boşluğa doğru çöker. Bu hallerde, karın duvarının kendisi sağlam kaldığı halde, yapı bakımından daha zayıf olan iç organlar, kuvvetin tesiriyle parçalanabilirler.
Gövdenin hareketleri, solunum işinde oynadığı rol ve karın boşluğunda bulunan organların kasılmasından başka, Yüce Yaratıcı, karın kaslarına önemli bir vazife daha yaptırır. O da şudur: Karın kasları kasıldıkları zaman, karın boşluğunu küçültmek suretiyle boşlukta bulunan organlara basınç yapar ve bu organlar içinde bulunan maddelerin dışarıya atılmasını kolaylaştırır. İdrar yapma, defekasyon (büyük abdest) ve kadınlarda doğum sırasında bu bakımdan karın kaslarının yardımı çok önemlidir. Yalnız bu gibi hallerde karın kaslarını basınç aracı olarak kullanmak istersek, aynı zamanda gırtlakta bulunan rima glottidis denilen aralığın kapanması ve hava yolunun kesilmesi lazımdır. Bu da ağzımızı kapatmakla olur. Aksi takdirde, karın kaslarına oranla daha zayıf olan diafragma, fazla basınç altında kaldığında, göğüs boşluğuna doğru yükselirdi ve kasların kasılmasına rağmen karın boşluğu ya hiç veya çok az küçülürdü. Rima glottidisin kapanması ve dışarıya açılan hava yolunun kesilmesi ise, havanın akciğerlerden çıkmasına engel olur ve hava dolu akciğerlerde diafragmanın yükselmesine ve göğüs boşluğuna fazla sokulmasına imkân vermezler.
Bu, Yüce Yaratıcı’nın, bazen gövdenin çeşitli parçalarında birbirinden uzakta bulunan ve temel görevleri bakımından tamamen başka sistemlere ait olan organları gövdenin yararı için nasıl sıkı iş birliği yaptırarak çalıştırdığını göstermektedir.