Ocak 1983 · s. 7 · 4 dakikalık okuma
Karar verme Tekniği
Sedat Akalın · Prof. Dr. · İnceleme

KARAR(*), kısaca, seçme hakkını kullanma, şeklinde tanımlanabilir.
Bir kimsenin karar verme durumunda olması, ortada çözüm bekliyen bir mes'elenin mevcudiyetini gösterir, aksi hâlde karara gerek kalmaz.
Sevk ve idarenin ticari, iktisadî, sıhhî, vb. meseleler hakkında hemen daima karar verme durumunda oldukları herkesin malumudur. Karşılaşılan problemin bazısı basit, bazısı mühim, bazısı karmaşık, kimisi tekrarlanan cinsten olabilir.
Belli bir problem için yalnızca bir adet çözüm yolu varsa, böyle bir durumda karardan söz edilemez, o tek yol takip edilir.
Meselâ, televizyon imâl eden bir firmanın araştırma ve geliştirme bölümünün yeni model bir renkli TV alıcısı geliştirdiğini ve bu yeni tipin piyasadakilere nisbetle çok üstün olacağının tahmin edildiğini kabul edelim. Bu yeni durum karşısında yönetim tarafından verilmesi icabeden bir sürü kararlar dizisi vardır. Misâl olmak üzere, yeni model televizyon mevcut şartlar altında piyasaya sürülmeli midir, yoksa sürülmemeli midir? Zira, pazarda aynı firmanın çok sayıda TV alıcısı bulunabilir ve yenisinin pazara sürülmesi ötekilerin satışını ters yönde etkileyebilir ki bu da firmanın zararına sebep olabilir. Yeni malın pazara sürülmesine karar verildiği takdirde, imâli nasıl yapılacaktır? Teknik eleman ihtiyacı, malî imkânların analizi ve birçok başka faktörlerin tetkiki neticesinde yapımına karar verildiğinde, bu sefer dağıtım kanallarının seçimi mes'elesinin hâili ortaya çıkacaktır. Bu da çözümlendikten sonra, reklâm politikası ele alınacaktır ki onun da çeşitli alternatifleri vardır. Vasıta olarak, radyo, televizyon, gazeteler, dergiler; potansiyel alıcılara, muhtemel müşterilere bröşürler yollama veya bu vasıtalardan birkaçının kombinesi düşünülebilir.
Görüldüğü üzere, karar verme işlemi alternatifler arasından hakikaten yerine getirilebilecek tek bir davranış tarzını seçmektir, denilebilir.
Karardan gâye, Önceden planlanmış bir maksadı te'min edecek bir hareket tarzını seçmektir. Bu sebeple, verilen veya, alınan kararın tatmin edici olup olmadığı hakkında hüküm vermek, seçilen hareketin hâsılasına, tevlid ettiği neticeye bağlıdır. Alınan kararın neticesi yararlı yahut kârlı ise, karar tatmin edici sayılabilir. Bununla birlikte, kararın yerinde olup olmadığının takdiri, hangi hâsılanın tatminkâr sayılacağının önceden tesbit edilmiş bulunmasına bağlıdır. Mesela, yukarıda temas edilen yeni model renkli televizyonun reklâmının yapılacağı vasıtanın seçiminde, yönetimin kararını değişik gayeler etkileyebilir, idare organı yani yönetim, herşeyin üstünde, mümkün olduğu kadar fazla sayıda dinleyiciye hitap etmeyi amaçladığında, araç olarak televizyonu kullanmağa karar verebilir; aksine, yönetimin amacı bu reklâmı en düşük maliyetle yapmak ise, o zaman muhtemel alıcılara postayla broşür yollamayı tercih edebilir. Veya, yönetim, nisbeten daha düşük maliyetle oldukça geniş bir dinleyici kitlesine hitap etmeyi uygun görebilir; bu takdirde radyo ve gazete ile yeni mamulünün reklâmını yapabilir. Her hâlükârda, karar verme işlemi, önceden planlanmış bir gayeye vardırması nisbetinde, faydalı sayılacak hâsılaya yöneltecek bir hareket tarzının seçilmesidir. Bu şart olmaksızın karar verme mes'elesinin önemi de ortadan kalkar.
Unutulmaması gereken bir nokta da, zaman unsurunun dikkate alınması mecburiyetidir. Karar, hareket ve dolayısıyle bir hâsılaya (netice) sevk eder. Karar hâlihazırda verilir, hâsıla ise gelecekte ortaya çıkar ve ikisi arasında geçen zaman zarfında hareket uygulanır. Karar vermek için, az önce belirtildiği gibi, istikbâlde bir netice ümit edilmelidir. Mevcut problem katî sebep zinciri denilen tipte ise, gelecekteki neticenin tahmini nisbeten kolaydır. Böyle bir zincirde yahut seride, dizide olaylar dal salıp durmaz ve her olay başka yalın bir hadiseye sebep olur ve bu olaylar dizisi boyunca sürer.. Meselâ, bir klima cihazının düğmesine basılınca elektrik devresi kapanır ve geçen akım, cihazı çalıştırır. Yâni düğmeye basılınca onun sonucu olarak âletin çalışacağını hemen hemen kesinlikle bilebiliriz, yeter ki elektrikler kesik olmasın. Böyle durumlarda, (kesin sebep zincirinde) tahmin de kat'î veya muayyendir, karar verme işinde de bir güçlük yoktur.
Hâlbuki bir çok karar problemlerinde -daha ileride ele alacağımız üzere- herbir davranışa muhtemel bir çok neticeler refakât edebilir. Meselâ, havaya atılan metal bir para yere düştüğünde ya yazı veya tuğra gelebilir; burada hadiseler setinin populasyon hacmi (müşahade sayısı) ikidir; öte yandan bir oyun zarı için populasyonda altı element (bir'den altı'ya kadar sayılar seti) vardır ve bunlardan herhangi birinin gelmesi şansı aynıdır, altıda bir veya yaklaşık % 17 kadardır. Başka bir misâl: Hafta sonu bir aile sayfiyedeki evlerine gitmek istesin. Yazlığa planlandığı gibi varabilir; yahut varamazsa ya başlarına bir kaza gelmiş olabilir ki bunun da muhtelif sonuçları vardır! (yaralanma veya yaralanmama; yaraları ağır olup hastahaneye kaldırılma, yahut en kötüsü, ölüm...) Belki de arabanın ufak bir ârızası (lâstik patlaması, benzininin bitmesi, direksiyonun kitlenmesi, v.s.) sebebiyle planlanandan daha uzun bir zaman içinde varabilmiş olurlar. Bu misâlden açıkça görülebileceği üzere, gelecekte ihtimalli neticeler ortaya çıktığında, gerçekten vukua gelecek olanını kesinlikle (% 100 oranında) tahmin etme imkânı bulunmamaktadır. Böyle vaziyetlerde en mühim karar problemi, belirsizlik karşısında rasyonel hareket tarzının seçiminin dayanacağı bir temel bulmaktan ibarettir.
Prof. Dr. Sedat AKALIN
(*) Yazarın tarifi