Sızıntı Arşivi

Mayıs 1979 · s. 23 · 1 dakikalık okuma

Kapıcıya Bahşiş

S.Okur · Din Ve Ahlâk

Herşeyi hikmetle yaradan Allah-ü Teala, insanın vücudunu mükemmel bir saray suretinde ve muntazam bir şehir misalinde yaratmış. Ağızdaki tat alma hassasını bir kapıcı; sinir ve damarları telefon ve telgraf telleri gibi (dilin, mide ile haberleşmesine vasıta olarak) yaratmıştır ki, ağza gelen maddeyi o damarlarla haber verir.

Bedene, mideye lüzumu yoksa: «-Yasaktır!» der, dışarı atar. Bazan da, bedene menfaati olmamakla beraber zararlı ve acı ise, hemen dışarı atar, yüzüne tükürür.

İşte, madem ağızdaki tat alma hassası, bir kapıcıdır. Mide, cesedin idaresi noktasında bir efendi ve bir hâkimdir. O saraya veyahut o şehre gelen ve sarayın hâkimine verilen hediyenin yüz derece kıymeti varsa, kapıcıya bahşiş nevinden ancak beş derecesi uygun olur; fazla olamaz. Ta ki, kapıcı, gururlanıp, baştan çıkıp, vazifeyi unutup, fazla bahşiş veren ihtilalcileri saray dâhiline sokmasın.

İşte iktisat ve kanaat, İlahi hikmete uygun harekettir. Tat alma hassasını kapıcı hükmünde tutup ona göre bahşiş verir. İsraf ise, o hikmete zıt hareket ettiği için, çabuk tokat yer, mideyi karıştırır, hakiki iştihayı kaybeder. Yemeklerin çeşitliliğinden ileri gelen suni, yalancı bir iştiha ile yedirir hazımsızlığa sebebiyet verir, hasta eder

S. Okur