Temmuz 1991 · s. 261 · 2 dakikalık okuma
Kaos ve Ümit Ufku

Gözlerimi inkârın kirli ufkunda gezdiriyorum. Ona ufuk dense yine iyi. Bir girdap, bir vakum. Yılan, çiyan, ahtapotların, kuruntu, şüphe akreplerinin oynaştığı bir bataklık...
Bir alabora, birçok kıyametler görüyorum orada. Bir yakıcı azab, bir ümitsizlik, bedbinlik müşâhade ediyorum.
Gönül sazından her an kopan teller. Feryadını gökyüzüne salacak gücü bulamayan hücre mahkumları. Atomun, molekülün, mahkumları. Kaos mağarasında materyalist büyücülerin oluşturduğu büyüden bir kükürt dumanı doluyor genzime, öksürüyorum. Çok uzak mesafeden bakmak bile yetiyor o bölgeye. Aynı Lût kavminin savruluş ve yedi kat yerin dibini boylayışına bakış gibi.. Bu ihtikâr, tecavüz, katil, zina, kumar ve yalanın keskin dişleriyle insanları parça parça ettiği ve kâinat çapında, ayları, yıldızlan, güneşleri ağlatan, atomları ihtizaza getirip ürperten, ağaçlan kökünden yapraklarına kadar feryat ettiren, kuşlara lanet nağmesi yağdırtan tablodan gözümü çeviriyorum...
Sonra inancın ruhlara ferahlık verici ve üzüntüleri alıp giderici, kardeşlik, sevgi ve hoşgörü ikliminde ruhları yıkayıcı, tatlı asude bir bahar meltemiyle öze solmaz, pörsümez motifler örücü ufkuna gözlerimi dikiyorum. Adeta mânâ ile rezonans olup trans haline geçiyorum. Şevk ve şavk denizinde seyyahat eden güzeller görüyorum orada..
Atmosferi geniş,ümidi yelda, ruhu engin sevgililer o ülkenin nazendeleri. Güller açıyor o ülkede, ümide fer yağıyor.. Yeis karanlığı çekip gidiyor başka illere.. Sevgi kanat çırpıyor ufkumuzda. Bülbüller ötüyor. Sema bize bir tül gibi titriyor. Mavi atlasıyla Cibril kanadı gibi üstümüze eğiliyor. Rahmet okşuyor ruhumuzu. His ve duygular ölgün değil, öz vadilerimiz tamamen ötelerden mesajla mesih nefhası duymuşcasına yemyeşil. Kalbler pörsüyüş nedir bilmez, dipdiri. Damarlarında hayat usaresi dolaştıran, ümit, sevgi ve hoşgörü meyveleriyle insanlığa kurtuluş sunan bir hızır ağacı gibi. O anda şairin şu dörtlüğü çağrışımlarla kalbe geliyor: Kökü bende bir sarmaşık, Olmuş dünya sezmekteyim Mavi, masmavi bir ışık, Ortasında yüzmekteyim.
A. Hamdi Tanpınar Ben bu parlak, ruha ümit verici, gönle kement atan duygulardan, nefis ve ego pranga ve zincirlerinden azade, zulüm, gadr, ikiyüzlülük, nefsanilik gibi hastalıkların kolgezmediği ufuktan içi ve dışı kuşatan, maddeyi ve mânâyı gökkuşağı gibi saran, ebedin, renk, ses, şekil şehrayininden gözlerimi çevirmiyor, burada kalıyor, burada sükunete eriyorum. Ve o an ruhuma bir diriltici nefes gibi gelen Onu ümit ve inanç ufkuna yükselten Asrın Beyin yapıcısının şu sözlerini hatırlıyorum:
"İman insanı insan eder, belki de insanı sultan eder. Öyle ise insanın asıl vazifesi iman ve duadır. Küfür ise insanı bir canavar hayvan eder."