Sızıntı Arşivi

Şubat 1991 · s. 5 · 2 dakikalık okuma

Kanın Yenilenmesi

Ömer Melih · Tıp

Birkaç yıl önce, iki yaşındaki Mark Farrow'a, Amerika'da “Fankoni Ane­misi” teşhisi konmuştu. Bu hastalık, kemik iliğinin, kan hücre­lerini üretemediği, ırsî ve öldürücü bir hastalıktır. Kurtuluş ümidi çok az olan bu hastalığa yakalanan küçük Mark, hızla kalan zamanını tüketip ölüme doğru yaklaşırken, doktoru onun için “patla­ma ânına sadece birkaç saniye kalmış bir saatli bomba” benzetmesini ya­pıyordu.

Kemik iliği hastalıklı olan bu tip çocuklarda tek ümit, sağlıklı birinden kendilerine aktarılacak olan kemik iliği nakli ola­gelmiştir. Fakat bu yıl ye­di yaşına giren Mark, şimdiye kadar ilk kez Paris'de tecrübe edilen ba­şarılı bir teknikle bu öldü­rücü hastalıktan kurtuldu. Bu çocuğun bütün kan sistemi, yeni doğan kız kardeşinin göbek kordo­nundan alınan birkaç ons'luk (1 ons = 28,4 gr) kanla yeniden inşâ edil­di.

Doğumlardan sonra atılan göbek kordonları, aslında zengin birer kan hücresi kaynaklarıdır. Uzun zamandan beri bunların stem hücreleri ihtiva edip etmedikleri anlaşılamamıştı. Stem hücreleri, olgunlaşmamış fakat potansiyel önhücreler olup, doğum sonrası sevk-i ilâhiyle ke­mik iliğine gidip yerleşe­rek, muhtelif kan hücrelerine dönüşürler. 1987'de ABD'li doktor H. Broxmeyer, göbek kordonundaki kanda, çok sayıda stem hücresi olduğunu keşfet­ti. Bu keşif, yeni sualleri de beraberinde getiriyor­du: Acaba kordon kanı başka insana verildiğin­de de kan hücresi üretir miydi? Hem, bu kadarcık kanın {80-250 gr) ihtiva ettiği stem hücresi vazi­feyi yerine getirebilecek yeterli sayıda mıydı?

Dr. Broxmeyer ve ar­kadaşları kordon kanını kullanacakları bu ilk tec­rübe için Mark'ı münâsip gördüler.1987'de Mark'ın annesi hamile kaldı, yapılan doğum ön­cesi testlerde kardeşinin sağlıklı ve Mark ile aynı doku tipine sahip olduğu anlaşıldı. Böylece yapıla­cak yeni tecrübe başarı­sız kalsa bile aynı doku tipine sahip kardeşinden Mark'a kemik iliği nakli mümkün olabilecekti.

Şubat 1988’de Mark'ın kızkardeşi doğar doğmaz, doktorlar bebeğin kordon kanını toplayarak dondurdular. Sonra muhtemel bir ba­şarısızlıkta başvurulacak nakil için, bebeğin kemik iliğinin Mark'a verilecek olgunluğa erişmesi amacıyla Ekim ayına kadar beklendi. Kordon kanının naklinden önce Mark, radyasyon ve ilaçlarla te­davi edilerek, kemik iliğindeki hâlihazırda hastalıklı olan hücreler tahrip edildi. Sonra da kordon kanı, hastanın damarından yavaş yavaş zerkedildi. Gerisi kızkardeşinin stem hücrelerine kalmıştı: Bu hücreler, sevk-i ilâhîyle yollarını buldular, herbiri gidip Mark'ın kemik iliğindeki boşluklara yerleşti ve sonra da burada sağlıklı kan hücrelerine dönüştü­ler... Bir sene sonra Mark fonksiyonel bir kan sistemine sahip olmuştu... Neticede, tecrübe edilen teknik başarılı oldu ve Mark kurtuldu.

Halen kullanılmakta olan kemik iliği nakli me­todu, tekrarlayan lösemi­ler, aplastik anemi ve di­ğer bir kısım hastalıkların tedavisinde ilk tercih sı­rasını koruyor. Ama bu metod, doku tipi uyan ve­rici gerektirdiğinden, bu olsa bile gönüllü olarak vermek isteyen sayısı az olduğundan, çok büyük zorluklarla karşı karşıya­dır. Kemik iliği, lokal anestezi altında vericinin iğneyle elde edilir. Aile­sinde uygun vericisi olma­yanlar için ABD'de gönül­lü verici kişilerden oluşan gruplar kurulmuştur. Fakat uzak kişilerden doku tipi uyan birini bulma zayıf bir ihtimaldir. Meselâ ABD'de 73.000 gönüllü verici olmasına rağmen, hastaların sadece %10-15'i kendilerine uygun ve­riciyi bulabilmişlerdir.

İlim adamları, başa­rılı geçen bu tecrübenin birçok hasta için bir ümit olduğunu ve yakın bir gelecekte de bu yeni tek­niğin, kemik iliği naklinin yerini alabileceğini söy­lemektedirler.