Sızıntı Arşivi

Şubat 1979 · s. 7 · 2 dakikalık okuma

Kahraman

Muvaffak Ayvaz · Dr. · Din Ve Ahlâk

Kahraman, kendine dönen, içinde derinleşen, içindeki mücadelede başarılı olmayı ön plana alacak şekilde işini ayarlayan insan... Ve o, makûs talihimizi beklenilen istikamete, aleyhimize dönen çarkları (İzn-i ilahi ile) lehimize çevirecek, manasız boğuşmaların, laf kalabalıklarının, riyakâr insanların suniliklerinin çirkin yüzünü, fıtriliğiyle gösterecektir.

İnsanları idare etme önce onları iyi tanımaya vabestedir. Henüz kendini tanımayan kimseler, insanları idare etme hevesine kapıldığı günden beri terakki davasında bocalama, çırpınma devam ediyor, fakat ileri gitme değil, (mümkün olabilse) yerinde sayma dahi kar sayılacak.

Kahraman bilinmeyen bir meçhuldür. Şu ekilen bozuk tohumların açtığı zakkum çiçeklenin[n saçtığı cehennem havası etrafı aleve boğarken, gafil insanın isteyerek kendisini ateşe attığı zamanımızda, bu gidişe dur diyecek kahramanı çok kimse tanıyamayacaktır. Nasıl tanısınlar ki? Kıymet ölçüleri tamamen değişmiş, bir mefhumlar anarşisi doğmuş; iffet yok olmuş, tefekkür mazinin derelerinde kalmış. Dünya saadetine meyil gösterme ve himmeti tamamen ona sarf etme, iradeye kudretsizlik getirmiş. Fedakârlık, feragat, diğer gamlık tamamen ortadan kalkmış. Muhasebe, mesuliyet duygusu yeni nesilde katiyyen mevcut olmayan şeyler sırasına girmiş. İrfan, itidal ve fazilet de yoklar listesine eklenince “çağdaş insan” da ne gibi vasıflar olabileceği, insanımızın marazi ruh haleti ile meydandadır. Terbiye, iyilik-kötülük, hürriyet, medeniyet, ahlak denince “çağdaş uygarlığa” teslim olan “aydın” tamamen farklı şeyler anlıyor.

Kahraman; yok olanları ihya, manası değişenleri terminolojimiz içindeki asil yerlerine tevdi, nevzuhurları ise layık oldukları yere oturtacaktır. Bunu laf la değil hareketleriyle yapacaktır. O da zahiri bir tasallutla değil. Çünkü bilmektedir ki cemiyette kök salmış kötü huyların kötülüğünün anlaşılması, ancak ahlakı aliyyeyi hal lisanı ile göstermekle olur.

Kahramanın sadece isminden bahseden fakat âli vasıflarını vermeyen, nasıl yetişeceğini söylemeyen, söyleyemeyen eğitim sistemleri zalimi alkışlayan, ona karşı durmayan zulmüne ortak olan in sanlar yetiştirmekte. Hâlbuki cemiyet, fertlerini hastalıklara karşı koruması gerektiği kadar, içtimai bünyeye arız olan mikroplar hükmündeki kötü insanlara karşı da korumalıdır. Bu insan hürriyetine de bir sınır koyma değildir. Çünkü böyle kimseler etrafına zarar vermektedirler ki bu tutumları hürriyet ile alakalı değil ona zıttır. Hürriyetten istifade etmek için zihni kabiliyet şarttır. Cemiyet, fertlerinin bu kabiliyetlerini yükseltmeye çalışmalıdır ki bu nimetten gereğince istifade etsinler. Hâlbuki yine hürriyet perdesi altında denaetleri irtikâp edenler hem kendi nesillerinin hem çevrelerinin hukukuna tecavüz etmiş olurlar. “Mesela alkol düşkünlerinin çocuklarında ruhun ve dokuların doğuştan diğer çocuklarınkinden aşağı olduğu müşahede edilir. Bu kusur, aile muhitinin karışıklığı, pisliği, cehaleti ve sefaleti yüzünden daha ciddi bir hal alır. Böyle bir muhitte yetişenlerin hukuku zayi olmuş demektir.” (1)

Rahmet yüklü bulutlarla sulanan, avuçlar arasında binbir ihtimamla yetiştirilmeye çalışılan fidanlar büyümektedir. Tabii ki o bahçede zararlı otlar yaşayamayacak kuruyup gidecektir. Kafası kadar kalbi, kalbi kadar hissiyatı ince ve duru kimseler, bu umumi hercümercin sona erdiği haberiyle geleceklerdir. O kahramanların eteklerine tutunması ile insanlık, kâinatta dönen dolapların altında ezilmeden korunacak, umumi nizamı bilecek ve ayak uyduracak, buna uyamamanın neticesi olan başarısızlık, onun doğurduğu ümitsizlik ve bundan tevellüt eden bedeni ve ruhi hastalıklardan kurtulacaktır.

Dr. Muvatfak Ayvaz