Sızıntı Arşivi

Ocak 2002 · s. 586 · 5 dakikalık okuma

İzdüşümler

Fatih Karahisarlı · Prof. Dr. · Sosyoloji


Kainatta ve dünyada, mikro, normo ve makro alemlerde cereyan eden bazı hadiseler şaşırtıcı bir şekilde birbirlerine benzerler. Biz bunları izdüşümler olarak müşahede ederiz. Yerkürede, özellikleri ve hareket tarzları farklı nesne ve oluşumlar birbirlerinin izdüşümü gibidirler. İnsanlar ve toplumlar için de aynı şey söylenebilir. Benzer yapı ve yaradılıştaki insanlar benzer davranış biçimleri gösterirler. Mesela, bazı insanlar duyarsız, vurdumduymaz, lakayd olabildiği halde, bir diğer insan grubu da tam tersine, hassas, ince ruhlu, ilgili olabilmektedir.

Aynı şekilde, bu benzerlikleri, hadiseleri yorumlama ve değerlendirmede de görürüz. Hayatta karşılaşılan problemlerin çözüm şekilleri de değişiklikler gösterir. Bazı grupların intikal dediğimiz anlayış hızları farklılıklar arzeder. Yöneticiler açısından, bu özelliklerin bilinmesi çok önemlidir. Beraber çalıştığı insanların özelliklerini bilen bir yöneticinin, daha iyi bir verim elde edebilme açısından sinerji oluşturabilecek ekipler kurması ve onları ortak bir hedef için motive etmesi gerekmektedir.

Keza aynı benzerlikleri toplumlar arasında da görebilmekteyiz. Bazı toplumlar, bazı hadiseler karşısında tamamen sessiz, reaksiyonsuz kalabildikleri halde, diğer bazı toplumlar aynı hadiseler karşısında yeri göğü inletirler. Bu özelliklerin bilinmesi ve ona göre davranılması da yine toplumları yöneten liderlere düşmektedir. Burada unutulmaması gereken bir husus, fert ve toplumu eğitimle en sağlıklı ve verimli duruma getirme imkanının herzaman bulunduğudur.

Tıp Kanunları ve Sosyal Kanunlar
Benzer izdüşümleri, canlı organizmaların işleyişinde ve toplum hayatında meydana gelen sosyal hadiselerde de görürüz. İnsanın tıbbi yönden ele alınıp incelendiğinde gördüğümüz hadiselerin izdüşümlerini toplumu incelediğimizde de görebiliriz.

Anatomik olarak ele alındığında, insanın en küçük yapıtaşı hücredir; hücreler doku, kas ve kemikleri, bunlar organları, organlar da bir bütün olarak insan organizması sistemini meydana getirir. Bunun izdüşümü olarak da toplumun en küçük yapıtaşı ferttir, fertler aileleri, aileler de toplumu meydana getirirler. Fizyolojik olarak ele alındığında, insan vücudundaki hücre ve organ sistemlerinin, belli kanunlar içinde çalışma prensipleri vardır. Normal şartlar içinde her birisi, kendisine düşen fonksiyonu en iyi bir şekilde yerine getirerek vücudun sağlıklı kalmasını temin eder.
Toplumu meydana getiren unsurlar da belli kanun ve prensipler dahilinde çalıştıklarında genel bir düzen, dirlik, uyum, hoşgörü, diyalog, güven ve huzur meydana gelir. Yeryüzündeki bütün toplumlarda bunlar cereyan ederse, o zaman tüm yeryüzünde huzur görülür.

Tıpda Hastalık, Toplumda Karışıklık
İnsan vücudundaki normal fizyolojik çalışma, insanın maddesi ve nefsiyle ilgili, psikosomatik dediğimiz sebeblerle bozulabilir. O zaman da patolojiler, yani hastalıklar meydana gelir. Bunlardan en basiti, bakteri ve virüslerin vücuda girmesiyle meydana gelen iltihaptır. İltihabın dört belirtisi; ağrı, ateş, kızarıklık ve şişkinliktir. Normal olarak antibiyotik ve ağrı kesicilerle bu durum derhal düzelir. Tedavide gecikme olursa abse meydana gelir. Tedavi için önce abse boşaltılmalıdır, sonra ilaç ve benzeri tedavi verilir. Eğer abse büyükse, boşaltıldığı yerde nedbe dediğimiz iz bırakarak iyi olur.

Bu hadisenin toplum yönündeki izdüşümüne baktığımızda, benzer hadiselerin aynen cereyan ettiğini müşahede ederiz. Toplumu oluşturan unsurlarda da, normal akışı içinde devam eden toplum düzenini bozabilecek maddi ve manevi sebeblerle vücuttaki en küçük patolojilerden biri diyebileceğimiz iltihabın karşılığı olan huzursuzluk meydana gelir. İltihabı bir an önce doktorun tedavi etmesi gerektiği gibi, bu durumu da yönetici pozisyonundaki insanın çözmesi gerekir. Eğer yönetici bu safhada ihmalkarlık gösterirse, huzursuzluk daha da büyür ve faturası absede olduğu gibi daha ağır olur.

Vücutta bazen iyi, bazen de kötü huylu tümörler meydana gelebilir. Arzu edilen durum, bunları erken safhada yakalayıp, büyümelerine ve yayılmalarına meydan vermeden cerrahi operasyonla çıkarmaktır. Yoksa, tümörün özelliğine göre bu durum, insanı ölüme kadar götürür.

Tümörün tıp dilindeki bir tarifi de, hücre içindeki reaksiyonların değişik sebeblerle anarşiye dönüşmesidir. Aynen burada olduğu gibi, toplumlarda da tümörler (anarşiler) meydana gelebilir. Uygun müdahalelerle bunlar erken ele alınırlarsa, toplum az bir zararla kurtarılabilir. Eğer bunlar yapılamazsa, toplum veya toplumlar çok büyük zararlar görebildikleri gibi, bütün bir toplum veya kavimler yok olabilir ki, insanlık tarihi bunların misalleriyle doludur. Vücut ve toplum arasındaki bu iki misal, vücuttaki hemen her patolojinin toplumdaki bir karışıklık ve huzursuzluğun izdüşümü şeklinde tezahür ettiğini göstermektedir.

Beyni besleyen damarların tıkanmasıyla oluşan felçler, değişik sebeblerle oluşan tek veya çift taraflı görme ve işitme kayıpları, baş dönmesi, böbrek yetmezliği, diyabet, kalp spazmı gibi hemen her hastalığın toplumda belli bir karşılığı olduğu gibi, bunların tıbbi tedavi şekillerinden olan rehabilitasyon, görme ve işitme cihazları, kan değişimleri, organ transplantasyonları, insülin verme, by–pass ameliyatı gibi işlemlerin izdüşümleri de toplum rahatsızlıklarında yapılan veya yapılması gereken müdahaleler için fikir verebilir.

Nitekim bu gibi durumlarda idareciye düşen, toplumu, yani idaresi altındakileri sakinleştirme, dertlerini dinleme, çözümler bulma, idarecilerin değiştirilmesi gibi bir dizi izdüşüm işlerdir.

İnsan ve Toplumdaki Süreç
İnsanın doğumu, büyümesi, gelişmesi ve ölümü gibi, toplumların da teşekkülleri, gelişmeleri ve yok olmaları söz konusudur. İnsanın, normal yaradılış kanunlarına uyma durumunda belli bir ömrü vardır ve bu ömrü çok verimli geçirebilir. Toplumlar içinde aynı süreç söz konusudur. Tarihte, her yönüyle örnek alınabilecek huzur ve refah toplumları olduğu gibi, karışıklıklardan bir türlü kurtulamayan veya gayr–i ahlakiliği terviç eden toplumlar da görülmüştür.

Bilim ve teknik geliştikçe, içinde yaşadığımız dünya ve etrafımızı saran kainatta cereyan eden hadiseleri daha iyi anlayabiliyor, daha iyi izahlar getirebiliyoruz. Yeni teknik ve teknolojilere biraz aşina olan bir insan, hiç görmediği ve bilmediği cihazları, biraz gayretle, biraz da sorarak rahatlıkla çalıştırabilmektedir. Çünkü çalışma prensiplerindeki ana hatlar aynıdır ve bunlar benzer gayeler için oluşturulmuş kolaylıklardır.

Nihai Hedef
Aynen bunun gibi, insan, diğer canlılar, yeryüzü, güneş, ay, yıldızlar gibi gezegenler sistemi arasında da, çok yakın ilişkiler, benzerlikler ve izdüşümler müşahede ediyoruz. Bu birliktelikler bize, bir BİR’i, yani bunları mükemmel bir şekilde bizim istifademize sunan Yüce bir Kudret'i gösteriyor.
Bu Yüce Kudret, insanoğluna verdiği irade ve akılla, gönderdiği kılavuz insanlar ve onların ellerindeki –hayat katalogu diyebileceğimiz– kitaplarla onun bu dünyada en fıtri ve insani şekilde yaşamasına yollar açar. Gerek fert, gerek toplum planında, bu kurallara uyan ve uymayanların güzel ve kötü hikayelerini insanlık tarihi bize gösteriyor.

Biz yeter ki her şeyin açık seçik belirtildiği bu kurallara uyarak, izdüşümleri iyi hesap ederek hatalara düşmeme yönünde gayret edelim. O zaman göreceğiz ki, bu hayat da çok kolay, bu hayatta güzeli ve doğruyu kazanmak da çok kolay, daha sonra bunların hesabını vermek de –O'nun lütuf ve keremiyle– ve vadedileni görmeyi ummak da çok güzel. . .