Sızıntı Arşivi

Şubat 1985 · s. 2 · 3 dakikalık okuma

Izdırabla Bütünleşen Ruhlar

M. Fethullah Gülen · BAŞYAZI

"Parça parça sine ister dert mûsikîsine, " Yanık bir velvele doldursun ten kafesine...

Gönlünü yüksek ideâllere kaptırmış muzdarip ruhlar, bütün bir hayat boyu buhurdanlık gibi tüter dururlar. Güneşler doğar-batar, haftalar, aylar birbirini takip eder, mevsimler peşipeşine geçer gider de onlar idealize etdikleri düşünceleri istikametinde bir başka bahar ararlar... Hep hazan görür, hazan mevsimi yaşarlar, hazan türküleri dinlerler ama; ne hallerinden şikâyet eder, ne de kimseden dert yanarlar. And içip yoluna koyuldukları yüce davaları uğrunda, her cefâya katlanır, fakat asla usanmazlar.

İdeallerinin aşkına kapılmış ve o yolda ümit verici müjdelerle coşmuş bu aydınlık ruhlar, önlerinde yığın yığın uçurumlar, yığın yığın zorluklar bulunabileceğini önceden hesap ederek gerilime geçdiklerinden, ne beklenmedik şeylerle karşılaşmaları, ne imkânsızlıklar, ne de yollarını kesen çeşit çeşit tehlikeler katiyyen onları şaşırtamaz ve davaları hakkında şübheye düşüremez. Her tehlikenin bir gün mutlaka ortadan kalkacağı, yolların açılıp imkânsızlıkları imkânların takip edeceği inancıyla, hep azimli ve kararlıdırlar.

Bu itibarladır ki onlar; en ümit kırıcı hâdiseler, en karanlık şartlar içinde dahi, bedbînliğe, karamsarlığa düşmez; geçilmez gibi görünen engelleri şimşek hızıyla aşar ve soluk soluğa hedeflerine koşarlar.

Çevrelerinde olup biten şeylere karşı daima tetikde ve alabildiğine hassastırlar. Hele bu şeyler, onların düşünce dünyaları ile alâkalı ise... İçinde yaşadıkları toplumla öylesine kaynaşmış ve bütünleşmişlerdir ki; yolunu şaşıran bir fert, istikameti bozulan bir aile, cemiyeti ayakta tutan umdelerden birinin hırpalanması onları günlerce inletir ve uykusuz bırakır...

Umursamazlık, onların en nefret etdiği şeydir. Toplumun her kesimine ait dert ve sıkıntıları, sinelerine saplanmış bir hançer gibi hisseder ve iki büklüm olurlar. Yüreklerinin ızdırapla çarptığı, beyin sancısıyla şakaklarının zonk zonk zonkladığı nice geceler vardır ki, yığınlar içinde bulunmalarına rağmen, onlar yine yapayalnızdırlar.

Onların dünyasında geceler hep hasretle gelir ve bir ömür kadar da uzar gider. Ne var ki, bunu da sadece onlar duyar ve onlar yaşarlar.

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir, Mübtelâ-yı gama sor ki geceler kaç saat... ?" (Bakî)

İnsan herhangi bir ideale, inandığı ölçüde gönül verir ve alâkadar olur. Alâkadarlığı nisbetinde de yer yer sevinç, zaman zaman da ızdırap duyar. Bu ölçüye göre, bağlı bulunduğu dava uğrunda bütün bir gün ve haftasını, ay ve senesini hatta,senelerini verenler olabileceği gibi, onu varlığının gayesi bilip dünya ve ukbâsını fedâ edenler de vardır. Öyleleri vardır ki, saçları adedince başları bulunsa, davası uğrunda hergün birini isteseler, tereddüt etmeden verir; verir de minnet bile eylemez... İnsanlığın İftihar Tablosu, bu hususta o kadar hızlı ve o denli ileri idi ki, Yüce Yaratıcı, hem sena hem de ta'dîl makamında ona şöyle diyordu "Demek bu söze inanmıyorlar diye onların peşine düşüp kendini helâk edeceksin!"(kk)

Ve bu eşsiz fıtratın arkasında, daha bir sürü başyüce, bütün hayatları boyunca hep ızdırap düşünmüş, ızdırap soluklamış, ızdırapla eğilmiş, ızdırapla doğrulmuşlardır. Bir bakıma onların çektikleri, büyükleriyle mebsûten mütenâsib "doğru orantılı" olmuş: çektikçe yükselmiş, yükseldikçe çekmiş ve her türlü kötülüklerden arınarak birer semavî bilinmez haline gelmişlerdir. Evet, Hak yolunda, millet yolunda çekilen sıkıntılar kadar insanı günahlardan arındıran, ulvîleştiren ikinci bir şey daha yok gibidir. "Günahlar içinde öyle günahlar vardır ki; namaz, oruç gibi ibadetler değil de, geçim yolundaki sıkıntı ve maişet derdi onlara kefaret olur.(h.) Ya içinde yaşadığımız toplumu kurtarma gayreti ve bu uğurda çekilen sıkıntılar...!

Bugün bizim, şuna-buna değil; (Ben milletimin maddî-manevî mutluluğu için cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım) diyenlere.

Şahsî menfaat ve bencillikleri bir tarafa iterek Hak ve millet yolunda fâni olanlara... toplumun ızdıraplarıyla kıvrım kıvrım kıvranıp, hep inilti kovalayanlara.. elinde ilim meş'alesi, her yerde bir çırağ tutuşturup cehalet ve görgüsüzlüklerle mücâdele edenlere.. üstün bir inanç ve azimle, dökülüp yolda kalanların imdadına koşanlara.. maruz kaldıkları zorluklar karşısında isyan etmeden, ümitsizliğe düşmeden bir küheylan gibi yoluna devam edenlere.. yaşama arzusunu unutarak yaşatma zevkiyle şahlanan babayiğitlere ihtiyacımız var..!

SIZINTI