Sızıntı Arşivi

Şubat 1985 · s. 5 · 4 dakikalık okuma

Deniz Tarağının Esrarlı Serencamesi

Mehmet Pakçelik · Zooloji

Deniztarağı kabukları, insanlar için en yaygın deniz hâtıralarındandır. Fakat bu kabuklar deniztarağı için sadece dekoratif olmayıp, nazik vücud dokularını ve solungaçlarını dış çevrenin zararlı tesirlerinden korumak gibi bir vazife de yüklenmişlerdir. Bunların yanında kabuğun en enterasan görevi ise tehlike esnasında deniztarağına süratle uzaklaşma imkânı sağlamasıdır.

Yetişkin deniztarağı zamanının çoğunu, kapakçıklarını açıp kapamak suretiyle hasıl ettiği fıskiye vasıtasıyla, deniz dibinde açtığı çukurlarda geçirir. Sol kabuğun üst kısmı ile kapaklarını açtığında, solungaç üzerindeki küçücük tüylerini suya çarptırmak suretiyle hem besinini hem de oksijenini temin eder.

Deniztarağının her kabuğunun altında bir manto vardır. Bu manto içinde yer alan organlar hassas tentaküllerle saçaklandırılmıştır. Normal beslenme pozisyonunda kabuklar açılır ve mantonun bölümleri kapakçıkların dışına çıkarlar. Solungaçların üzerindeki küçük tüysü uzuvlar (silia) suyu içeriye sürükleyerek besinleri alırlar ve ağzın içine geçirirler.

İki kabuğu menteşe gibi bir arada tutan eklem kasları açılıp kapanmayı sağlar. Bu açıcı kasların (adductour) kasılmasıyla kabuklar sinirlerin kontrolu altında kapanır. Bir düşman yaklaştığında deniztarağının yapması gereken şeyin, kabuklarını kapatarak kendisini sağlam bir zırha bürümesi olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat bu aslında pek de öyle göründüğü gibi değildir. Çünkü deniztarağının kabuklarını kapatması onu en tehlikeli düşmanlarından birisi olan yırtıcı denizyıldızından koruyamaz. Bu sebeble deniztarağı düşmanını tanımak ve hızla kaçıp kurtulmak mecburiyetindedir. Bu tip denizyıldızları, deniztarağının kabuklarını açmak için çok başarılı bir tekniğe sahiptirler. Deniztarağının etrafına sarılır, her kapağa sıra halindeki ampül ayaklarını koyar ve adductor kasları yorulup kabuk açılıncaya kadar çeker. Denizyıldızı ana ayaklar üzerindeki yüzlerce ampül ayaklarını münavebeli olarak değiştirerek kendisinin yorulmasını önler. Bu yüzden deniztarağının aç bir denizyıldızı ile karşılaştığında kabuklarını kapaması bir işe yaramaz. Bu durumda sıçrayarak kaçmak en güvenilir bir korunma çaresidir.

Deniztarağının yüzme hareketi gerçekte fıskiyenin davranışını andırır. Deniztarağı yüzerken manto kısımlarını birbirine yaklaştırarak basınç hasıl eder. Kapaklar kapanırken kısımların birleşme yerlerinden su, fıskiye şeklinde aniden dışarı fırlar. Deniztarağının merkezi sinir sisteminden idare edilen adductor kaslarının ritmik kasılması, kapakların hızla açılıp kapanmalarına sebeb olur. Deniztarağı, suyu, kapaklarını açıp kapayarak içine alıp fışkırtırken meydana gelen basınç ile ileriye ve yukarı doğru bir seri sıçrama hareketi yapar. Üst kabuğun kenarı alt kabuğun kenarından uzun olduğu için deniztarağı dışarı atılışı anında suyu

aşağı doğru yönlendirerek yukarıya doğru hareket edebilir. Düşman tarafından manto kenarlarına dokunulduğunda manto hemen içeriye çekilir, böylece deniztarağı ters yönde itilmiş olur. İnsanların asırlarca uğraşarak buldukları ve jet motorlarında uyguladıkları bu prensibi deniztarağının yaratıldığı günden beri uygulaması elbette onun zekâsına ve şuuruna verilemez.

Bir deniztarağı denizyıldızının varlığını ilk tesbit ettiğinde kalbi daha hızlı ve kuvvetli vurmaya başlar. Kalp vuruşu maksimuma çıktığında deniztarağı kaçmaya teşebbüs eder. Kendisini takip eden düşmanından yeterli uzaklığa kaçtığında kalbinin vuruşları normale döner. Böylece kaçış hareketleri bir çeşit kalp vuruşu ile desteklenmiş görünmektedir. Bu kalp vuruşları oksijenin kaslara hızlı devredilişini sağlar. Deniztarağının bu ani sıçrama hareketleri kendisine çok fazla enerji kaybettirir. Bu yüzden o, herhangi bir tehlike yokken sadece kapaklarını kapayacak veya kendisini bir metre kadar taşıyacak tek bir sıçrama yapacaktır. Deniztarağına tehlikeyi sezebilmesi için birçok harika kabiliyetler ihsan edilmiştir. Kabuklarının kenarlarında çepeçevre küçük mavi gözler vardır. Resimde büyütülmüş olarak gözüken bu mavi gözler hareket eden cisimleri yeterli derecede görebilir. Manto kenarı dokunmaya karşı çok hassastır. Denizyıldızının ampül şeklindeki yüzlerce küçük ayaklarından sadece birisinin bile dokunması deniztarağının kaçmasını sağlayacaktır. Fakat muhtemelen en iyi ikaz sudaki kimyevi maddeleri keşfeden tentaküllerinden gelecektir. Hatta bu tentaküller yırtıcı olmayan denizyıldızlarını bile ayırt edebilmektedirler. Saponin adındaki bir kimyevi madde yalnızca denizyıldızının yırtıcı tüylerini küçük ampül ayaklarından salgılanır. Bu kimyevi madde ne kadar çoksa deniz-tarağının reaksiyonu da o kadar büyük olacaktır. Bu maddenin sudaki konsantrasyonu deniztarağına denizyıldızının ne kadar yakın olduğunu bildirir. Küçük ve basit gibi görünen mahluklar bile incelendiğinde mükemmel bir san'atın inceliklerinin görülmesi büyük bir San'atkâr'ın varlığına kuvvetle işaret etmektedir. Öyle bir San'atkâr ki, küçük deniztarağının küçücük bir uzvunda büyük bir kimya laboratuvarını yerleştirmiştir.

Deniztarağı yaklaşan bir düşmanı sezer sezmez hızlı bir yüzme hareketine başlamadan önce, kapaklarını bir iki saniye açık bırakır. Bu davranış hızlı bir kaçış için gerekli miktardaki suyu ve oksijeni almasına yardımcı olur. Hızlı yüzme hareketlerini, seri sıçrama hareketleri ile kaçış takip eder.

Eğer deniztarağına bütün bu harika kabiliyetler verilmemiş olsaydı, bugün belki de hiç bir deniztarağına rastlanamayacaktı. Ve tabii olarak da tabiatta müşahede ettiğimiz akılları durduran bu muhteşem dengede, muhtemelen aksamalar görülecekti. Her canlı nev'ine bahşedilen ve insanlar tarafından çok rahat görülebilen bu tip hâdiseler ince bir nizamın, tabiatın her yerinde hükümferma olduğunu gösteriyor ve bu yolla, akıl sahiplerine nizam koyucu tanıtılmak isteniyor.

Newscientıst(20 Eylül 1984)'den

Tercüme eden: Mehmet Pakçelik