Ekim 1989 · s. 20 · 1 dakikalık okuma
Işıkdan Muvazeneler veya Mesnevi Bahçesinde
Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE

Bil ki;
Dünyanın harab olması ve şu âlemin fenâ bulup gitmesiyle senden uzaklaşan ve sana refâkât etmeyen şeylere kalbini bağlamak doğru değildir.
Evet, senin asrının inkirâza uğrayıp sona ermesiyle, sana "Allah'a ısmarladık" demeden arka çevirip kaçan ve bilhassa, ötelere seyahatta sana arkadaş olmayan, kabir kapısına kadar olsun seni uğurlayıp teşyi' etmeyen ve bir iki damlacık geçici haz ve lezzetlere bedel, yığın yığın günahları senin beline ve başına yükleyip giden fâni zevk ve fâni iştihâlara bel bağlamak kâr-ı akıl değildir.
Eğer akıl ve muhakemen varsa, dünya cihetiyle senin elinde kalmayan, kabirde hiçbir yararı dokunmayan ve ötelerde sana yâr olmayan şeylere ehemmiyet vermez, onların arkalarından koşmaz ve onların fenâ ve zevâl bulmalarıyla da müteessir olmazsın..!
Zirâ sen, ebed için yaratılmış ve ebede namzed bir sultansın! Senin duyguların içinde öyle bir latîfe var ki, ebedden ve ebedî Zâttan başka hiç bir şeyle kat'iyyen tatmin olmaz. O latîfe; ancak ve ancak, "marifetullah" ve "muhabbetullah"la doygunluğa erebilen senin duygularının sultanıdır. Sen de o sultanı dinle, ona uy ve kurtul..!