Nisan 1989 · s. 20 · 2 dakikalık okuma
Işıkdan Muvazeneler veya Mesnevi Bahçesinde
Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE

Bil ki:
Dünyada sana ait ve seninle alakalı çok şeyler var ki, sen onların ne mahiyetlerini ne âkıbetlerini bilmiyorsun:
Biri, senin cesedindir. Evet o ceset, genç iken latif, zarif, güzel bir bahar çiçeğine benzer ise de, yaşlanınca; kurumuş, pörsümüş bir kış çiçeğini andırır. Biri de, hayat ve canlılıkdır. Bunun da sonu ölüm ve zevaldir. Geldiği gibi gider; verildiği gibi alınır.
Bir diğeri de, insaniyettir. İnsaniyet bekâ bulup kalma, zeval bulup gitme arası bir noktada bulunmaktadır. Ve ancak, Allah'ı zikir ve Allah'la münasebeti derinleştirmek suretiyle korunup kollandığı takdirde devam eder.
Bir diğeri de, ömür ve hayatdır. Bunun da sınırları belirlenmiştir; ne bir adım ileriye ne de bir adım geriye gitmek mümkün değildir. Bu itibarla da, altından kalkamayacağımız şeyler karşısında acı çekip mahzun olmak; bitip tükenme bilmeyen arzu ve istekler altına girip ezilmek pek mânâsız ve beyhudedir.
Biri de, sana emanet edilen bu vücuddur. Evet, vücud senin mülkün değildir. O, ihtiva ettiği en değerli cevher ve hususiyetleriyle herşeyin sahibi olan Allah'ın mülküdür.
Bu itibarladır ki, ona, gerçek sahibinin emir ve izni olmadan karışırsan karıştırırsın. Ümitsizliği netice veren hırs gibi..
Biri de, belâ ve musibetlerdir. Ve bunlar katiyyen kalıcı değillerdir. Bu itibarla da zeval bulup gidecekleri düşünülünce, zıtları akla gelir ve lezzet verir...
Bir diğeri de, sen burada misafirsin.. Buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberinde getirmediği şeylere kalbini bağlamamalı. Binaenaleyh, oturduğun bu hâne, ikamet ettiğin bu şehirden ayrıldığın gibi, bir gün gelecek bu dünyadan da ayrılacaksın! Öyleyse aziz olarak ayrılıp gitmeye bak ve varlığını; onu, sana bahşeden Zat'ın yolunda fedâ et! Feda et ki karşılığında yüksek bir fiat alasın!.. Zaten fedâ etmesen de, o, ya bâd-i hevâ uçup gidecek veya O'ndan geldiği için yine dönüp O'na rücu edecektir.
Biri de, dünyanın lezzetleridir. Bunlar her çeşidiyle tamamen kısmete bağlıdır. İnsan hırsla onların arkasına düşerse ızdıraplar içinde kalır. Bu itibarladır ki, aklı başında olanlar onları birer avans bilir, uhrevî emsallerine iştihâlarını artırır ve fakat katiyyen onların kulu kölesi olmazlar.