Mart 1989 · s. 20 · 1 dakikalık okuma
Işıkdan Muvazeneler veya Mesnevi Bahçesinde
Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE

Gerçek hürriyeti insanlığa ilk defa ilân eden, insanların hukuk ve adalette birbirine müsavi olduklarını vicdanlara duyuran, üstünlüğü ahlâk, fazilet ve takvada arayan, zalime ve zalim düşünceye karşı hakikati haykırmayı ibadet sayan Hz. Muhammed (sav) olmuştur.
Fanilik ve ölümün yüzündeki perdeyi yırtan, kabri ebedî saadet âleminin bekleme salonu olarak gösteren, her yaş ve her başda mutluluk arayan gönülleri Hızır çeşmesine ulaştırıp onlara ölümsüzlük iksiri içiren Hz. Muhammed (sav)'dir.
Bil ki;Kâinat denen şu gördüğün büyük âleme, eğer büyük bir kitap nazarıyla bakılacak olursa, Hz.Muhammed (s.a.v.) in nuru o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir. Eğer şu geniş âlem bir ağaç tahayyül edilse, Hz.Muhammed (s.a.v.) in nuru o ağacın hem çekirdeği hem de meyvesi olur. Şayet dünya canlı bir varlık farzedilecek olursa, o nur onun ruhu olur. Eğer varlık bir insan tasavvur edilse, o nur onun aklı olur. Eğer dünya şaşaalı, harika bir bahçe olarak düşünülse, o zatın nuru onun bülbülü olur. Eğer kâinat büyük bir saray farzedilse, onun nuru, Yüce Yaratıcı'nın, muhteşem eser ve sanatlarının teşhir edildiği o saraya bir nâzır ve gözcü, bir da'vetçi ve teşrifatçı olur. Evet, o, bütün insanları, o harika saraya davet ediyor: O sarayda bulunan antika sanatları, göz kamaştıran harikaları, seyircileri hayretlere sevkeden mu'cizeleri âvâz âvâz ilan ediyor. Dinleyip ve seyredenleri o saray sahibine iman etmeye, hem de en çarpıcı bir eda, en büyüleyici bir beyanla da'vet ediyor.