Sızıntı Arşivi

Haziran 1986 · s. 196 · 3 dakikalık okuma

Işık Ordusu

Zülfü Gökçe · ŞİİRLER

* * *

Işık ordusu, aydın nasiyelerinde nur,

Simalarında derin ve bitevi mutluluk.

Götürürler her tarafa kucak kucak huzur,

Gözlerinin içinde buğu buğu sonsuzluk

Işık ordusu aydın nasiyelerinde nur.

Buhurdanlık gibi koku neşreden sineler,

Ruhlarında rengarenk düşüncelerle hergün;

Bir şem’a etrafında uçuşan pervaneler,

Kül olup yerlerde savruluncaya dek bütün

Buhurdanlık gibi koku neşreden sineler..

İrem ülkesine benzeyen bahçelerinde,

Somaki musluklarından hep kevserler akar.

Hiç hazan bilmeyen o yemyeşil illerinde,

Durmadan herzaman bir başka çiçekler açar

İrem ülkesine benzeyen bahçelerinde.

Sonsuzluktan gönüllerine nurlar dökülür,

Uçarlar ötelere ışıkdan kanatlarla.

Kametler yücelir, onlar bel kırar bükülür,

Çözülmez azim, sarsılmayan kanaatlarla

Sonsuzluktan gönüllerine nurlar dökülür.

Zülfü Gökçe

İçinde bulunduğumuz asırda, nesiller arayış içindedir. Nesillere “verilmesi gereken” den ziyade bilgi hammallığı verilmiştir. Bu vaziyet idealsiz bir neslin yetişmesine sebep olmuştur.

Atış yapan askerlere belirli bir hedef gösterilmeden “Ateş!” emri verilirse, herkes atışını rastgele yapacaktır. Halbuki hedefin tesbitinde zaruret vardır. “IŞIK ORDUSU” şiiri ideal bir neslin karakteristik yapısını çizmesi açısından oldukça mühimdir.

“IŞIK ORDUSU” şiirde fiziki ve ruhi portresiyle gözümüzün önüne seriliyor. Şiir adeta bir marşın söylenişi havası içinde IŞIK ORDUSUNU terennüm etmektedir.

Bir şiiri açıklarken veya tahlilini yaparken, şairin dünya görüşünü ve hadiselere bakış açısını bilmek ve ona göre şiirin tahlilini yapmak çok mühimdir.Bugün tasavvufla ilgili şiirlerin dayandığı bir terminoloji vardır. Şiir, bu termİniloji bilinirse tahlil edilebilir. Tahlilini yapmağa çalışacağımız şiirde de bu yönü göz önünde bulundurmak gerekecek.

Ünlü Fransız şairi Valery: ‘Ebedi eserin değeri’; her şahsa göre ayrı bir tefsire meydan vermesindedir.’ diyor. Biz de tahlilde en iyiyi, en doğruyu söylediğimizi iddia etmeyeceğiz.

Şiire dikkat ettiğimizde, IŞIK ORDUSU’nun önce fiziki portresinin ele alındığını görüyoruz:

‘Işık ordusu aydın nasiyelerinde nur.’

Bu orduyu teşkil eden şahısların dıştan, önce dikkatimizi çeken tarafı “Aydın Nasiyesi” dir. 0 aydın nasiyede “secde izi” vardır. Bu ordunun ferdi öncelikle bir kuldur. Sahibi kendi ordusunu bu izden tanıyacaktır.

Simalarda derin ve bitevi mutluluk,

Götürürler her tarafa kucak kucak huzur,

Gözlerinin içinde buğu buğu sonsuzluk

Her sanatkar, sanatına ait işi yaparken ondan lezzet alır. Bu lezzetten dolayıdır ki, saatlerin farkına varılmaz. Cenab-ı Hak kereminin muktezası olarak “iyilikler içine peşin mükafat, kötülükler içine de yine peşin mücazat” koymuştur.

“Her Tarafa Kucak Kucak Huzur Götüren” bu ordunun yaptığı tatlı işin verdiği bir mutluluk vardır. Bu, vazifeyi yapma mutluluğudur. Ulvi vazifenin ulvi mutluluğu...

Her çiçeğin kendine has bir kokusu vardır. Çiçek dış görünüşüyle birlikte o kokusundan bilinir. İnsanın da bir dünyası ve bu dünyanın kendine has özellikleri vardır. İşte IŞIK ORDUSU oldukça renkli ve fıtrata uygun bir dünyaya sahiptir. Bu dünyada, hücre yenilenmesi gibi devamlı yenilenme vardır.

Eğer “Yenilenme’’ yoksa bir ilerleme yok demektir. “İki Günü Bir Olan Zarardadır.” prensibiyle hareket eden bu insanlar, yüce bir davanın eri olarak, inandığı şeyde yok olacaktır. Gayeye hizmet etmeyen varlık onlarda bir yüktür:

Kül olup yerlerde savruluncaya dek bütün

Buhurdanlık gibi koku neşreden sineler...

Hedefe giderken çatlayan at gibi çatlayıncaya kadar vazifeleri devam edecektir.

Şiirde IŞIK ORDUSU’nu teşkil eden fertler, değişik yönleriyle ele alınıyor. Bu ordunun fertleri gerçekten çok renklidirler. Şair, onların renkli dünyasını yer yer “İrem Ülkesinin Bahçelerine” benzetir. Bu bahçeyi süsleyen ve kevser akıtan musluklar somakidir. Bunların dünyalarında “Hazan” yoktur. Hep baharın müjdecisi olmuşlar, baharı yaşamışlar, baharı neşretmişlerdir.

Sonsuzluktan gönüllerine nurlar dökülür,

Uçarlar ötelere ışıktan kanatlarla.

Bu dünyada bir “Dünyalı” gibi yaşayan ışık ordusu, ötelerle yakından alakadardır. Başka bir ülkeye “elçilik” için giden bir elçinin vazifesi, gittiği ülkeye, ülkesinin mesajını duyurmasıdır. Bu mesajla birlikte elçinin o ülkede vazifesi bitmiştir. Hemen geri dönmesi gerekir. Işık ordusunu meydana getiren fertlerin de bu dünyada bir elçilik vazifesi vardır. Bu vazife onları “Işıktan Kanat” sahibi yapacaktır, Vazifeyi yapmada çok kararlıdırlar:

Çözülmez azim, sarsılmayan kanatlarla...

Şiir 14’lü hece ölçüsüyle yazılmıştır. Bütün mısralarında hece sayısı 14’ dür. Bütün mısralarda olmasa bile 7 + 7 14 şeklinde duraklarla ayırabiliriz.

Şiirde ses, mana ve kafiyenin meydana getirdiği ciddi bir ahenk vardır. Beşliklerin başlarında ve sonlarında aynı mısra’ın tekrar edilmesi şiire bir musiki havası katıyor. Kafiyeler genellikle tam kafiyedir.

Sanatta mühim olan malzemeden ziyade, malzemeyi kullanış şeklidir. Bu yönüyle şiirde IŞIK ORDUSU’nun vasfı olarak seçilen kelimeler, onların düşünce dünyasını aksettiren ifadelerdir. Herkes şiirin havasına girerse şiirdeki kuvvetli ahenkle bu ordunun renkli dünyasını görebilir.