Ekim 2003 · s. 464 · 3 dakikalık okuma
İnternetten Sağlık Haberleri
İ. Hakkı İhsanoğlu · Prof. Dr. · Tıp
Ağırlık kaybında orta yoğunluktaki egzersizler yoğun egzersizler kadar tesirli: ABD'de yaşayan ortalama 37 yaşındaki 201 kadına ağırlık kaybı programı uygulandı. Enerji alımı 1.200-1.500 kaloriye düşürüldü, farklı yoğunluktaki ve süredeki egzersizleri düzenli olarak yapmaları sağlandı. 6 ve 12 aylık uygulamalar sonucunda hem kalb-damar sisteminin dayanıklılığı arttı, hem de kadınların vücut ağırlıkları 6 ile 9 kilogram arasında azaldı. Journal of the American Medical Association'da yayımlanan çalışmada, ağırlık kaybını sağlamada önemli olanın egzersiz yoğunluğundan çok, herhangi bir yoğunluktaki egzersizi düzenli yapmak olduğu gösterildi. Kişi yoğun egzersizleri yapılması güç bulduğu için birkaç ayda bırakabilmektedir; daha az yoğun egzersizleri devam ettirme ihtimali daha yüksektir. Egzersiz yapılmazsa başlangıçtaki ağırlık kaybı az olur, ayrıca ağırlık kaybını uzun süre devam ettirmek çok güçtür. Diyet uygulamadan tek başına egzersiz yeterli ağırlık kaybı sağlamaz. Çalışmayı yapan araştırmacıların tavsiyesi, günlük enerji alımını 500-1000 kalori azaltmak ve her gün 30-60 dakika egzersiz yapmak. (Aetna InteliHealth 10.09.2003, HeartCenterOnline 12.09.2003)
Yaban mersini inmeye bağlı hasarı azaltabilir: Amerikalı araştırmacılar inmenin tesirine benzer şartlardaki sıçan beyin hücrelerine konsantre yaban mersini (çoban üzümü, ayı üzümü, keçiyemişi) ekstresi (özel yöntemle elde edilen öz) uyguladıklarında beyin hücresi ölümünün ekstre uygulanmayan beyin hücrelerine göre yarı yarıya daha az olduğunu tespit ettiler. Bu bulgular inmeli hastalarda, özellikle hasarın en şiddetli olduğu erken safhalarda, yaban mersini kullanılabileceğini düşündürmektedir. Bu bulguları yeni çalışmaların, hususiyle insan çalışmalarının, teyit etmesine ihtiyaç vardır. Bu araştırmalar yapılana kadar inmede iyileşme sağlamak için hangi miktarda yaban mersinin veya yaban mersini ekstresinin yenilmesi veya içilmesi gerektiği bilinemeyecektir. (Aetna InteliHealth, Sciencedaily, Lifesciencesnetwork 08.09.2003)
Şekerden yana zengin diyetler müzmin hastalık riskini artırıyor: Dünya Sağlık Örgütü, Güney Afrika ile ilgili bir raporunda çok fazla şeker tüketildiğini ve bunun müzmin hastalık riskini artırabileceğini bildirdi. Fazla şeker tüketiminin diş çü-rüklerine ve şişmanlığa yol açtığı zaten biliniyordu. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporunda protein yerine şeker alınmasının mikrobesleyicilerin alımını da azalttığı, bu yüzden çocuk sağlığı ve büyümeye olumsuz yön-de tesir edeceği vurgulandı. Dünya Sağlık Örgütü günlük enerjinin en fazla % 6-10'unun şeker şeklinde alınmasını tavsiye etmektedir. (Aetna InteliHealth 29.08.2003)
Kalb hastalığı risk faktörleri tekrar değerlendirildi: Kalb krizi ve diğer damar sertliği ile münasebetli damar hastalıkları için riski gösteren en önemli 4 faktör; kan total kolesterol seviyesinin 240 mg/dl'nin üzerinde olması, kan basıncının 140'a 90 mmHg'dan yüksek olması, sigara kullanımı ve şeker hastalığıdır. Neyse ki bu risk faktörleri ve yol açtıkları sağlık problemleri sağlıklı bir hayat tarzı ile büyük ölçüde engellenebilmektedir. Bu hastalıkların bulunduğu kişilerin sadece % 50'sinde 4 risk faktöründen en az birisinin olduğu genellikle kabul ediliyordu. Journal of the American Medical Association'da yayımlanan iki çalışmada bu oranın gerçekte yaklaşık % 90 olduğu gösterildi. İlk çalışmada 40-59 yaşlarındaki 386.915 erkek ve kadının incelendiği 3 araştırma analiz edildi. Kalb hastalığından ölenlerin % 87'sinde, öldürücü olmayan kalb krizi geçiren erkeklerin % 92, kadınların % 87'sinde bu dört risk faktöründen en az biri bulunmuştu. Diğer çalışmada 122.458 yetişkinin katıldığı 14 araştırma değerlendirildi; kalb hastalığı bulunan erkeklerin % 81'inde, kadınların % 85'inde 4 risk faktöründen en az birisi vardı. Üçüncü bir çalışmada ise yeni risk faktörlerinin kalb-damar hastalığı risk ta-yinindeki yeri araştırıldı. Creaktif protein, lipoprotein a, fibrinojen ve homosistein tayinin klasik risk faktörlerine göre daha fazla bilgi vermediği tespit edildi. Bu maddelerin rutin tarama amacıyla kullanılıp kullanılamayacağını tespit etmek için daha fazla araştırma gerekmektedir. (Aetna InteliHealth 20.08.2003)