Ekim 2001 · s. 462 · 2 dakikalık okuma
İnternetten Sağlık Haberleri
İ. Hakkı İhsanoğlu · Prof. Dr. · Tıp

Aspirin kullanımı hayatı uzatıyor. Önceki çalışmalarda aspirinin kalp krizi riskini azalttığı gösterilmiş, fakat toplam ölüm oranı ile ilgili önemli bir çalışma yakın zamana kadar yapılmamıştı. Cleveland Kliniği araştırmacıları koroner kalp hastalığı şüphesi veya teşhisiyle efor testi yaptırmak amacıyla gelen kişiler arasından seçtikleri her gün veya gün aşırı aspirin kullanan 1.351 ve kullanmayan 1.351 kişiyi yaklaşık 3,1 yıl süre ile takip ettiler. Bu süre içerisinde herhangi bir sebepten ölüm riski aspirin kullananlarda kullanmayanlara göre % 33 daha azdı. Özellikle yaşlılar, egzersiz toleransı azalmış olanlar ve koroner kalp hastalığı bulunanlar aspirinin ölüm riskini azaltıcı etkisinden daha fazla istifade ediyordu. Bu çalışma, uzun süreli aspirin tedavisinin önceden kalp krizi geçirmemiş olanlarda da faydalı olabileceğini gösterdiği için önemlidir. Uzun süreli aspirin tedavisi kanı sulandırdığı için bazı önemli kanamalara yol açabilmektedir, bu yüzden aspirin tedavisine hekim onayı ile başlanmalıdır. Bu çalışmanın sonuçları JAMA'da (2001; 286: 1187-94, 1228-9) yayınlandı. (InteliHealth ve MedServ Headlines 12.9.2001)
Orta derecede alkol tüketimi beynin küçülmesine yol açıyor. Sonuçları Stroke dergisinde (2001; 32: 1939-46) yayınlanan bir çalışmada, yaşı 65 ve üzerinde olan 3.376 kişide alkol tüketimi ile manyetik rezonans bulguları arasındaki ilişki incelendi. Ilımlı da olsa, alkol tüketimi, Alzheimer hastalığında görülene benzer şekilde, beyin kitlesinin azalmasına yol açıyordu. Beyin kitlesinin azalması sinirlerle ilgili bazı problemlere ve yüksek beyin fonksiyonlarının bozulmasına sebep olmaktadır. (InteliHealth 6.9.2001)
Hem kalıtım hem de diyet kolesterol seviyelerini etkilemektedir. İkizler üzerinde yapılan yeni bir çalışmaya göre, kişiler arasındaki kolesterol seviyesi farklarını belirleyen başlıca faktör genetiktir. Ayrıca, diyet de kalıtımdan bağımsız olarak kolesterol seviyelerini etkilemektedir. Sonuçları Health Psychology dergisinin Eylül sayısında yayınlanan bu araştırmada, cinsiyetleri aynı olan 18-30 yaşlarındaki 204 ikiz çifti incelendi. Tek yumurta ikizlerinin kolesterol seviyeleri çift yumurta ikizlerine göre daha benzerdi. Bu genetik değişkenlik dikkate alındıktan sonra kolesterol seviyesi üzerine etkili diğer faktörlerin alınan yağ ve kalori miktarları olduğu tespit edildi. (InteliHealth 6.9.2001)
Kafein ihtiva eden karbonatlı içeceklerin düzenli kullanımı kemik kaybı ile sonuçlanabilir. Sonuçları American Journal of Nutrition'da yayınlanan bir çalışmada, ortalama yaşları 31 olan 30 kadın üzerinde kafeinli ve kafeinsiz içeceklerin idrarla kalsiyum atılımına etkileri araştırıldı. Günümüzde karbonatlı içeceklerin tüketimi dramatik şekilde artmaktadır. 20-40 yaşlarında kadınların başlıca içeceği karbonatlı içeceklerdir ve bu kadınlar yeterli miktarda kalsiyum almamaktadırlar. Çalışmada kafein ihtiva eden ve etmeyen karbonatlı içecekleri kullanan kadınlardaki idrarla kalsiyum atılımı, su ve süt içen kadınlardaki atılımla karşılaştırıldı. Kafein ihtiva eden karbonatlı içecekleri tüketen kadınlarda idrarla kalsiyum kaybı daha fazla idi, kafein ihtiva etmeyen karbonatlı içeceklerin ise idrarla kalsiyum atılımına etkisi yoktu. Vücuttan kalsiyum kaybının artması özellikle ileri yaşlarda kemik kırıklarının artmasına yol açmaktadır. Burada kafeinin etkisi kadar önemli bir faktör, süt gibi kalsiyum ihtiva eden içecekler yerine karbonatlı içeceklerin tüketilmesi olabilir. Her halükarda orta ve ileri yaşlardaki kemik sağlığı açısından doğru olan, karbonatlı içecekler yerine süt gibi kalsiyum ihtiva eden tabii içeceklerin alınmasıdır. (InteliHealth 23.8.2001)